Google and YouTube Defeat Viacom in Copyright Lawsuit

Google Inc won a landmark victory over media companies as a Manhattan federal judge threw out Viacom Inc's $1 billion lawsuit accusing the Internet company of allowing copyrighted videos on its YouTube service without permission.

Technology | Media

Viacom claimed "tens of thousands of videos on YouTube, resulting in hundreds of millions of views," had been posted based on its copyrighted works, and that the defendants knew about it but did nothing to stop illegal uploads.

But in a 30-page ruling, U.S. District Judge Louis Stanton said it would be improper to hold Google and YouTube liable under federal copyright law merely for having a "general awareness" that videos might be posted illegally.

"Mere knowledge of prevalence of such activity in general is not enough," he wrote. "The provider need not monitor or seek out facts indicating such activity."

Viacom said it plans to appeal to the U.S. Second Circuit Court of Appeals.

It called Stanton's ruling "fundamentally flawed," saying it reflects neither Congress' intent behind copyright laws nor recent U.S. Supreme Court decisions.

The lawsuit went to the heart of perhaps the biggest issue facing media companies in the last decade: how to win Internet viewers without ceding control of TV shows, movies and music.

It was seen as a test of the Digital Millennium Copyright Act, a 1998 federal law making it a crime to produce technology to circumvent anti-piracy measures, and limiting liability of online service providers for copyright infringement by users.

New York-based Viacom is controlled by Sumner Redstone and owns cable networks such as MTV and Comedy Central as well as the Paramount movie studio.

It alleged that copyrighted works uploaded illegally included "The Daily Show with Jon Stewart," "South Park," "SpongeBob SquarePants," and others.

"These issues are really important for content creators to protect their intellectual property against the usage by online aggregators," said Laura Martin, an analyst Needham & Co. "It is really important for content creators to get paid.

"This is the beginning, not the end," she went on. "Sumner won't roll over and die on this."

Kent Walker, Google's general counsel, on the company's blog, called the ruling "an important victory not just for us, but also for the billions of people around the world who use the web to communicate and share experiences."

SAFE HARBOR

Google and YouTube argued they were entitled to "safe harbor" protection under the digital copyright law because they had insufficient notice of particular alleged infringements.

Stanton agreed, saying it would "contravene the structure and operation" of the law to "impose responsibility" on service providers to discover which postings infringe copyrights.

The judge added that the act's notification scheme works "efficiently," saying that after Viacom on Friday, February 2, 2007 sent a mass takedown notice covering 100,000 videos, YouTube had removed "virtually all of them" by the following Monday.

Stanton directed the parties to submit a report by July 14 to address any remaining issues in the case.

"Certainly for Google, there's been so many regulatory and legal negative headlines about them, so to see them on the winning side of something will certainly be a positive," said analyst Benjamin Schachter at Broadpoint AmTech.

Based in Mountain View, California, Google bought YouTube in November 2006 for about $1.65 billion.

Earlier this year, YouTube estimated that users upload as much as 24 hours of video to its website every minute.

In court papers, Google had contended that even Viacom managers had uploaded videos after the lawsuit was filed.

SERVICE PROVIDERS TAKE ACTION

Google has developed technology to allow content owners to automate the identification of copyrighted material on YouTube, helping them remove protected content quickly.

It has not been alone in taking steps to protect owners' copyrights online. Media powerhouses such as Microsoft Corp and Walt Disney Co have established their own guidelines.

"The film and television industries learned the lessons of the music industry that you need to fulfill consumer demand in an approved manner and keep those who offer unauthorized access at the fringe," Gabelli & Co analyst Christopher Marangi said.

Today, audiences are accustomed to looking for TV shows or feature films on websites such as ComedyCentral.com and Hulu.com, which is owned by Disney, Rupert Murdoch's News Corp and General Electric Co's NBC.

YouTube itself, meanwhile, is changing as executives try to enter licensing agreements to add full-length programing to the short user-uploaded clips that dominate the site.

"This was a test of the ground rules for the distribution and consumption of online content," Marangi said.

Stanton's decision was posted online just before U.S. markets closed on Wednesday.

Viacom Class "B" shares closed up 5 cents at $35.27 on the New York Stock Exchange on Wednesday. Google shares closed down $4.20, or 0.9 percent, at $482.05 on the Nasdaq. Shares of both companies were little changed after-hours.

The cases are Viacom International Inc et al v. YouTube Inc et al, U.S. District Court, Southern District of New York, No. 07-02103; and The Football Association Premier League Ltd et al v. YouTube Inc et al in the same court, No. 07-03582.

(Reporting by Jonathan Stempel and Paul Thomasch; Additional reporting by Ritsuko Ando and Jennifer Saba; editing by Andre Grenon and Tim Dobbyn)

TEBLİGAT KANUNU TASARISI TBMM'de GÖRÜŞÜLECEK

Halihazırda Meclis gündeminde bulunan ve önümüzdeki günlerde görüşülmeye başlanacak olan Tebligat Kanunu ile Adli Sicil Kanununda değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı iki nokta açısından önem taşımaktadır.:

- öncelikle Tasarı hukuken ve teknik açıdan güvensiz olarak kabul ettiğimiz normal e-posta yolu ile iletişime, e-tebligat açısından çok önemli hukuki sonuçlar bağlamaktadır
- Tasarı'da mevcut olmamakla birlikte mutlaka üzerinde düşünülmesi gereken ikinci bir husus ise uluslararası e-tebligattır. Bilindiği üzere dava sırasında uluslararası tebligat yapılması son derece uzun ve bürokratik bir süreçtir. Türkiye gibi Ulusal Yargı Ağı Projesi kapsamında dijital mahkeme uygulamasına sahip olan ülkelerin, uluslararası tebligat veya istinabe (mahkemeler arası hukuki yardım) taleplerini artık kağıt ortamdan çıkarıp, elektronik ortama taşımaları gerekmektedir. Uluslararası e-Tebligat sayesinde süreçler uyuşmazlığın tarafları yararına son derece kısaltılmış ve basitleştirilmiş; devletler açısından ise bürokrasi azaltılmış olacaktır. Türkiye'de Ulaştırma Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'nın bu konuyu projelendirip, ev sahibi olarak diğer devletlerin katılımına açmaları gerekmektedir.

Tebligat Kanunu Tasarısında yer alan e-tebligata ilişkin olarak İstanbul bilgi Üniversitesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü'nün görüşü aşağıdaki gibidir:


TEBLİGAT KANUNU TASARISI’na İLİŞKİN GÖRÜŞ


TASARI’da Yer Alan Hüküm

MADDE 2- 7201 sayılı Kanuna 7 nci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Elektronik tebligat:
MADDE 7/a- Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir.
Sermaye şirketlerine elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur.
Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır.
Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen üçüncü günün sonunda yapılmış sayılır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”

DEĞERLENDİRME



31.7.2009 tarihli Tebligat Kanunu ile Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısında Tebligat Kanununa eklenmesi öngörülen 7/a maddesi günümüzde bilişim teknolojilerinin ulaştığı en son nokta dikkate alındığında , hukuken ve teknik olarak hiçbir şekilde güvenli olarak kabul edilmeyen, ağ’da bulunan herkes tarafından müdahale edilebilecek ve görülebilecek bir haberleşme yöntemi olan “normal elektronik posta” yolu ile iletişime Türk Hukuku bakımından hukuki sonuç bağlamaktadır.

Normal elektronik posta yolu ile iletişim e-postayı gönderenin ve alanın kimliklerinin tespit edilemeyeceği ve ayrıca e-postanın gönderilme ve alınma zamanlarının yine kesin, tartışmasız bir şekilde tespit edilebildiği bir iletişim yöntemi değildir.

Normal e-postanın bu zaafiyetlerini gidermek ve elektronik ortamda hukuken ve teknik olarak güvenilir bir iletişim şekli ortaya koymak üzere kayıtlı e-posta (certified e-mail veya registered e-mail) adını verdiğimiz uygulama uzun zamandan beri dünyada farklı ülkeler tarafından kullanılagelmektedir. Tasarı’da da e-tebligat bakımından dayanılması ve hukuki sonuç bağlanması gereken yöntemin kayıtlı e-posta sistemi olması kaçınılmazdır. Aksinin kabulü, yani teknik olarak güvenilmeyen bir sisteme bir hukuk devletinde yasa ile hukuki sonuç bağlanması mümkün değildir.


Kayıtlı Elektronik Posta Sistemi elektronik iletişimin elektronik posta alt yapısı ve protokolleri kullanılarak gerçekleştirildiği özel bir haberleşme alt yapısıdır. Bu sistemle ilgili Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü (ETSI) 2008 Kasım ayında standartları yayınlamıştır. Kayıtlı elektronik posta sistemi aynı telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin sistemlerde olduğu gibi servis sağlayıcıları eliyle kurulan ve işletilen bir haberleşme alt yapısıdır. Kayıtlı elektronik posta sisteminde elektronik ortamda güvenli olarak belge gönderme, alma ve saklama teknik ve hukuki güvenliğe haiz bir şekilde sağlanabilmektedir. Bu sistem elektronik posta haberleşmesini en üst düzeyde güvenli hale getirmekte ve spam maili de ortadan kaldırmaktadır.

Bu sistem kullanılarak yapılacak işlemler çok çeşitlidir. Elektronik ortamda tebligat, resmi yazışmaların elektronik ortamda gönderilmesi ve alınması, tacirler arasında hukuki sonuç doğuran ihtar ve ihbarların yapılması, ticari ve özel hayatta değer ifade eden her türlü elektronik belgenin bu sistem üzerinden muhatapları arasında gönderilmesi ve alınması, elektronik faturanın gönderilmesi ve alınması, elektronik belgelerin güvenli olarak arşivlenmesi bu işlemlerden önemli bir kaçıdır. Kayıtlı elektronik posta sistemi bu işlemlerin kağıt ortamda yapılmasına nazaran çok daha ucuz, güvenli ve hızlı bir şekilde yapılmasını temin etmektedir. Kayıtlı elektronik posta sisteminde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından düzenlenen elektronik imza ve zaman damgası teknolojileri kullanılmaktadır.

Ülkemizde kayıtlı elektronik posta sistemi konusunda uygulama stratejisinin diğer telekomünikasyon hizmetlerinde olduğu gibi Ulaştırma Bakanlığı’nın belirlediği stratejiler doğrultusunda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun yapacağı düzenlemeler ve yetkilendirmeler doğrultusunda gelişmesi gerekliliği ortadır. Bu çerçeveye aykırı olarak yapılan her girişim ülkemizde kayıtlı elektronik posta sisteminin uluslar arası norm ve standartlara göre kurulmasını engelleyecek, alternatif iletişim kanalları üzerinden kayıtlı elektronik posta sisteminin sağladığı teknik güvenliği haiz olmadan hukuki sonuç doğuran işlemlerin gerçekleştirilmesinin önü açılacaktır.

Nitekim kayıtlı e-posta konusunda yukarıda belirttiğimiz açıklamalar ve ilkelere dayanmayan Tebligat Kanunu Tasarısındaki 7/a hükmü ile; elektronik ortamda tebligatın yapılması hem hukuki hem teknik hem de iş modeli olarak uluslar arası standartlar ve Türk Hukukundaki kabullere aykırı olarak düzenlenmektedir. Bu durum hem kayıtlı elektronik posta sisteminin hem de Tebligat Hukukunun yerleşmiş kurallarının “elektronik tebligat” uygulamasında dışlanması anlamına gelmektedir.

İlkesel olarak kayıtlı elektronik posta sistemi (elektronik tebligatın da bu sistem içerisinde yapılması zorunlu olacak şekilde) konusu aşağıda belirtilen esaslar çerçevesinde stratejik olarak ele alınmalıdır.

a) Kayıtlı elektronik posta sistemi konusunda ulusal yaklaşım Ulaştırma Bakanlığı tarafından belirlenmelidir.
b) Kayıtlı elektronik posta sistemi konusunda düzenleme ve denetleme Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yapılmalıdır.
c) Kamu kurum ve kuruluşlarına kamu tüzel kişiliğine haiz tek bir kuruluş kayıtlı elektronik posta hizmetlerini sunmalıdır. (Örn. PTT) Bu kurum piyasadaki rekabet dengeleri açısından özel hukuk kişilerine kayıtlı elektronik posta hizmeti sunmamalıdır.
d) Özel hukuk kişilerine kayıtlı elektronik posta hizmetleri BTK tarafından yetkilendirilen özel hukuk tüzel kişiliğine haiz işletmeciler tarafından sunulmalıdır. (“c” ve “d” maddelerinde belirtilen model elektronik imza konusunda e-Dönüşüm Türkiye icra kurulu tarafından belirlenmiş bir modeldir. Elektronik imza pazarı bu modeli uygulayarak gelişmiş ve bu zamana kadar da çok başarılı sonuç doğurmuştur.)
e) Kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcısı olarak faaliyet gösteren kuruluşların yetkilendirilmesi BTK tarafından yapılmalıdır.
f) Elektronik ortamda yapılacak tebligatlar kayıtlı elektronik posta sistemi vasıtasıyla yapılmalı, kayıtlı elektronik posta sistemini düzenleyen kurallar elektronik ortamda yapılacak tebligatlara da uygulanabilir olmalıdır.

Bu ilkeler doğrultusunda Tasarı’da yer alan md. 7/a hükmünün yukarıda belirttiğimiz bu ilkeler doğrultusunda aşağıdaki şekilde değiştirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.


YENİ MADDE ÖNERİSİ

“Kayıtlı Elektronik Posta Sistemi ve bu sistem üzerinden yapılacak tebligatlar

Madde 7/a-

Kamu kurumları özel şirketler ve kişiler arasında elektronik posta yoluyla yapılacak haberleşmenin hukuken ve teknik olarak güvenli ve geçerli bir şekilde gerçekleştirilmesini kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcıları vasıtasıyla sağlayan alt yapıya kayıtlı elektronik posta sistemi, bu sistem vasıtasıyla iletilen elektronik postalara ise kayıtlı elektronik posta adı verilir. Kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcıları nezdinde saklanan işlem kayıtları senet hükmündedir. Aksi ispat edilene kadar kesin delil sayılırlar.

Kendisine elektronik ortamda tebligat yapılmasını isteyen kişilere kayıtlı elektronik posta yoluyla tebligat yapılır. Sermaye şirketlerine kayıtlı elektronik posta yoluyla tebligat yapılması zorunludur. Kayıtlı elektronik posta sistemi vasıtasıyla yapılan gönderilerin aksi ispat edilebilir şekilde muhatapları tarafından kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcı nezdinde tutulan işlem kayıtlarında alındı olarak belirtilen tarihte ve şekilde gönderilmiş ve alınmış olduğu varsayılır ancak her halükarda muhatabın kayıtlı elektronik posta kutusuna ulaştığı tarihten itibaren üçüncü günün sonunda tebligat yapılmış sayılır.

Kayıtlı elektronik posta yoluyla yapılacak tebligata ilişkin usul ve esaslar ile teknik altyapıya, kayıtlı elektronik posta servis sağlayıcılarına, kayıtlı elektronik posta teminine, ödemelere, kurulacak sistemlerin güvenliğine, kişisel verilerin korunmasına ve ihtiyaç duyulacak diğer hususlara ilişkin esaslar bu Kanun’un yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içerisinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından çıkarılacak Yönetmelik ile belirlenir.



MADDE GEREKÇESİ

Dünya uygulamaları ve uluslararası standartlar doğrultusunda kayıtlı elektronik posta sistemi, hukuki ve teknik güvenceye ve kesinliğe sahip bir biçimde; elektronik ortamda bir verinin karşı tarafa gönderildiğini, veriyi alan kişinin veriyi aldığını, gönderen ve alan kişilerin verinin gönderildiğini ve alındığını inkar edemediği, gönderen ve alan kişilerin kimliklerinin tespit edilebildiği, gerekli durumlarda veri iletiminin gizliliğinin sağlanabildiği ve gönderen ve alan kişi açısından gönderilen verinin güvenli bir şekilde saklanabildiği, kanuni yetkili idari otorite tarafından yetkilendirilmiş hizmet sağlayıcılar tarafından işletilen bir yapıdır. Madde içerisinde kayıtlı elektronik posta sistemi ve kayıtlı elektronik postanın tanımı yapılarak yukarıda belirtildiği üzere hukuki ve teknik güvenceye ve kesinliğe sahip bir biçimde elektronik tebligat yapılması kayıtlı elektronik posta sistemine bağlanmıştır. Bu sistem içerisinde gerekli teknik ve hukuki güvenliğin sağlanması, sistem bileşenlerinde ve süreçlerinde elektronik imza teknolojisinin kullanılması sebebiyle ise gerekli hukuki güvencenin sağlanması amacıyla kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcıları nezdinde saklanan işlem kayıtlarının aksi ispat edilinceye senet hükmünde olacağı hükme bağlanmıştır.

Madde içerisinde yapılan düzenleme ile elektronik ortamda tebligat alma “ihtiyari” olarak düzenlenmiş, ancak sistemin öncelikle ticaret hayatında yaygınlaşması amacıyla sermaye şirketlerine yapılacak tebligatların kayıtlı elektronik posta ile yapılması zorunlu olarak düzenlenmiştir. Tebligatın düzenlenmesi ile ilgili en önemli hususlardan olan varma anının belirlenmesi ise elektronik ortamda alınma anı olarak belirlenmiş ancak kötüye kullanımların önüne geçmek maksadıyla her halükarda tebligatın elektronik posta kutusuna varması itibariyle en fazla üç gün içerisinde yapılmış sayılacağı belirlenmiş ve bu süreçlerin kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcının sistem kayıtlarına dayanarak tespit edilmesi esası düzenlenmiştir.

Kayıtlı elektronik posta sisteminin temel anlamda bir elektronik iletişim sistemi olması ve sistemle ilgili teknik düzenlemelerin bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon alanındaki uluslararası kuruluşlar (ETSI, ITU) tarafından gerçekleştirilmesi, sistemin bir elektronik haberleşme hizmeti olması ve özellikle kayıtlı elektronik posta hizmetinin elektronik imza uygulamaları ile birlikte ve bütünlük içerisinde uygulanması gerekmesi sebebiyle, ikincil düzenlemelerin oluşturulması hususunda yetkili kuruluş olarak Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) madde içerisinde belirlenmiştir.

DEVLETLER ve GOOGLE/YOUTUBE İŞBİRLİĞİ ÖRNEKLERİ

Youtube/Google'a ilişkin olarak sorunlar yaşadığımız şu günler, 3 yıllık bir uygulama sürecine tanıklık ettiğimiz 5651 Sayılı Yasa'nın da (İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun) artı ve eksilerini tartışma ve bu konuda yeni bir haritası belirleme zamanının geldiğini göstermektedir.

İnternet yasakları ve hukuka aykırı içerik ve suçlarla mücadele bakımından düşünce ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere temal hak ve özgürlüklere saygılı, tek bir hukuka aykırı içerik yüzünden tüm kullanıcıların zarar görmeyeceği tabir caizse "pire için yorgan yakmamamızı" sağlayacak yeni yöntemler üzerinde düşünme ve kendimize diğer ülkelerden almayacağımız, bilakis diğer ülkelere örnek olacağımız yeni bir yasal düzenleme yapmak üzere fikir birliği yapmamız gerekmektedir.

Dijital devrim veya bilgi çağı her zaman vurguladığımız üzere Türkiye'nin bu defa kaçırmaması, bilakis dahil olması ve fırsatlarından istifade etmesi gereken bir dönemdir. 5651 Sayılı Kanunun bu kriter açısından değerlendirmesi son derece önemlidir. Kanunda 8. madde de öngörülen erişimin engellenmesi olarak tanımlanan engelleme yöntemi ve uygulaması dolayısıyla bugüne kadar işin hak ve özgürlüklere dokunan tarafı dışında mali boyutu ve uğradığımız zararları gösteren rakamlar ortaya konulmalıdır. Hukukun ekonomik analizi veya hukuki risk analizleri kavramları çerçevesinde soruna yaklaşıldığında; bir yasal düzenleme henüz hazırlanırken bu tür etki analizlerinin yapılması ve uygulamaya konulduğunda söz konusu olabilecek maddi kazanım veya kayıpların yaklaşık olarak rakamsal değerlerinin bilinmesi gerekmektedir. Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de maalesef bu analizler yapılmadan yasal düzenlemeler yürürlüğe konmakta ve iyi veya kötü sonuçları uygulama sürecine bırakılaktadır.

5651 açısından da durum budur. Yasal düzenlemenin olumlu veya olumsuz, işleyen veya işlemeyen, etkin olan veya olmayan tüm yönleri bu yasal düzenleme hazırlanırken çok fazla düşünülmemiştir. Ancak şimdi 3 yılın bizi getirdiği noktada durup, bundan sonrası için neler yapılması gerektiğinde konusunda ciddi çalışmalar yapılması gerekmektedir.

Sınırların, yasakların, devlet bürokrasilerinin olmadığı ve bir "dünya vatandaşı" olarak yaşayabileceğimiz İnternet hepimizin idealidir. Ancak devletlerin egemenliklerini kaybetmeme kaygıları yüzünden bugün ülkemizde ve dünyanın hemen her ülkesinde internet bu "egemen olma" isteğinden nasibini almıştır. Dolayısıyla karşımıza farklı spektrumlarda internete müdahale eden bir dünya haritası çıkmaktadır.

Türkiye'nin 5651 Sayılı Kanunu temel olarak iki alanda tekrar gözden geçirmesi, revize etmesi gerekmektedir. Bunlardan biri bugün elektronik ortamdaki sayı ve çeşitlerine bakıldığında Yasa da eksik kaldığı gözlemlenen internet aktörlerine ilişkin konuudr. Diğeri ve belki daha önemlsi ise erişimin engellenmesi konusudur. Bu noktada insan hak ve özgürlüklerine saygılı, ekonomik açıdan büyük zararlara uğramamızın önüne geçecek yöntemlerin neler olabileceğinin üzerinde düşünmek ve bunu yasal düzenlemeye yansıtmak kaçınılmazdır.

Etkin yöntemlerden biri bu konuda global işbirliğidir. Özellikle Google, Facebook gibi kurumlarla yapılacak işbirlikleri ülkelerin hem global hem de lokal anlamda hassas oldukları veya suç kabul ettikleri konularda mücadeleyi insan hakları ve özgürlükerine ve ekonomik menfaatlerine uygun şekillerde çzöümlemektedir. Avrupa Birliği'nin özellikle kişisel verilerin korunmasına ilişkin kaygılarla Google'ın street view uygulaması veya Facebook'un mahremiyet ayarları bakımından bu şirketlerle yaptığı işbirlikleri son dönemlerde gözlemlenen iyi uygulama örneklerindendir.

Bunun dışında
http://www.google.com/governmentrequests/

sayfasında görüleceği üzere, Google/Youtube 2009 yılı içinde dünyanın farklı hükümetlerinden kendilerine gelen talep çeşitlerini ve sayılarını harita üzerinde göstermektedir.