HOŞÇA KAL ERDOĞAN HOCAM: EKŞIYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ!




12 Aralık 2009'da imzaladığımız işbirliği protokolü ile söz verdim Size, Halil Hocama ve Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldırım Bey'e: "İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde ne yaptıysam bilişim hukuku ile ilgili olarak aynısını Erzincan Üniversitesi'ne yapacağım" dedim.

Yola koyulduk birlikte Erdoğan Hocam'la. Bilişim Hukukunu Erzincan'da kime emanet edelim diye düşünürken Hayrunnisa girdi hayatımıza. Dört dörtlük bir bilişim hukukçusu kazanmıştı Erzincan Üniversitesi. Hemen bir Bilişim Hukuku Merkezi kurup bu konudaki çalışmaları profesyonelleştirelim dedik. İki gün önce YÖK'ten onayı geldi Merkezimizin. Bugün de Erdoğan Hoca'mın intihar haberi. Sevinemedik az zamanda birlikte yaptığımız büyük başarılara. 24 Nisan'da iki üniversite ortak olarak düzenleyeceğimiz konferans için hazırlanıyorduk ve Erzincan'da Bakanımız Binali Yıldırım Bey için yapacağımız sürprizlere. Sensiz yarı yolda kaldık Erdoğan Hocam. Gururun, dürüstlüğün, haysiyetin, tertemiz ruhun karalamaları, lekeleri taşıyamadı.

Sana Sabahattin Ali'nin bir dizesi ile Hoşça Kal diyorum Erdoğan Hocam! Ruhun şad olsun ve gözün arkada kalmasın. Erzincan Üniversitesi'nin bilişim hukuku yaşadığım sürece bana ve genç bilişim hukukçusu arkadaşlarıma emanet olacak!

"Bir yanımı sardı müfreze kolu
Bir yanımı sardı Varilcioğlu
Beş yüz atlı ile kestiler yolu
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz"

Alman Anayasa Mahkemesi Telefon, E-Posta Verilerine İlişkin Yasa’yı Nakzetti!

Alman Anayasa Mahkemesi Salı günü anti-terör kurumlarının telefon çağrıları ve e-postalara ilişkin verileri muhafaza etmelerine olanak sağlayan yasayı, kişisel mahremiyet hakkına “büyük bir müdahale” olarak nitelendirdi ve Yasanın mutlaka revise edilmesini gerektiğine hükmetti.
Federal Anayasa Mahkemesi Yasanın Almanların haberleşmenin gizliliği haklarını ihlal ettiğini belirtmekte ve özellikle 11 eylül sonrası gündemde olan güvenliğin sağlanması ihtiyacı karşısında mahremiyet hakkının dengelenmesi konusunda başarısız olduğuna hükmetmektedir.
Yasa, -içerikleri hariç olmak üzere- telefon çağrıları ve e-posta değişimine ilişkin tüm verilerin, kolluk kuvvetleri tarafından (kimin kiminle, nereden ve ne kadar süre ile görüştüğü gibi) kullanılma olasılığına karşı 6 ay süre ile saklanacağını öngörmekteydi. Yasada yer alan tartışmalı hükümler, ne veri güvenliği anlamında tatmin edici bir seviye sunmaktadır ne de verilerin olası kullanımlarını yine tatmin edici bir şekilde sınırlamaktadır. Bu tür bir veri saklama şekli, özellikle mahremiyet hakkına önemli bir müdahale teşkil etmektedir.
Mahkeme, vatandaşların verilerin saklandığı konusunda uyarılmamaları gerçeğinin “bireyde gözlendiği konusunda karanlık ve tehdit edici bir his uyandırmasına sebep olmaktadır. AB’nin 2006 tarihli anti-terörizm direktifinden kaynaklanan, telekomünikasyon şirketlerinin telefon verilerini ve internet loglarını, işlenen suçların soruşturulması ihtimaline karşı minimum 6 ay süre ile saklamaları zorunluluğunu öngören yasanın kaldırılması için yaklaşık 35.000 Alman vatandaşı mahkemeye müracaat etmişti. Almanya mahremiyet konularında Naziler ve eski Doğu Almanya’daki komünist diktatörlük gibi tarihsel tecrübeleri dolayısıyla oldukça hassas bir ülke.
Anayasa mahkemesinin verdiği karara karşı çıkan bazı güvenlik uzmanları ise, söz konusu verilerin yoğun internet kullanımını kapsayan suçların izlenebilmesi, terror ağlarının ve çocuk pornografisi ağlarının takip edilebilmesi açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtmektedir.
Alman İçişleri Bakanı ise; Anayasa Mahkemesinin verdiği kararı eleştirmenin uygun olmayacağını, ancak kararının mutluluk verici olmadığını ifade etmiştir.
Adalet Bakanı ise, ulusal seviyede harekete geçmek için acele davranmanın gerekli olmadığını, Almanya’nın yasayı revize etmesinin biraz zaman alacağını belirtmiştir.
Mahkeme ayrıca, telekomünikasyon verilerinin yeni bir yasa yürürlüğe girmeden once Almanya’da saklanmasının zorunlu olmadığını ve mevcut verilerin de silinmesinin gerekli olduğunu belirtmiştir.
Electronic Frontier Foundation uluslararası ilişkiler Direktörü ise, bu kararın mahremiyet standartları söz konusu olduğunda Amerika ve Avrupa arasındaki farkı vurguladığını ifade etmiştir.