İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır!

İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır!: Türkiye'de İnternet İçerik
Düzenlemesi ve Sansüre İlişkin Eleştirel Bir Değerlendirme

Dr. Yaman AKDENİZ & Dr. Kerem ALTIPARMAK

Bu Çalışma İnsan Hakları Ortak Platformu'nun (İHOP) 'İfade Özgürlüğü
Programı'nın Katkılarıyla 25 Kasım 2008 tarihinde
http://privacy.cyber-rights.org.tr adresinde yayımlanmıştır.


Yönetici Özeti

Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak tarafından yazılan İnternet: Girilmesi
Tehlikeli ve Yasaktır: Türkiye'de İnternet İçerik Düzenlemesi ve Sansüre
İlişkin Eleştirel Bir Değerlendirme başlıklı kitapta Türkiye'de
İnternet'teki içeriğin yasal düzenlenmesi ve sansür konularında bir durum
değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmada, İnternet'teki içeriğin yasal
düzenlenmesi konusundaki diğer girişimlerin yanısıra yeni çıkarılan ve
kısaca '5651 Sayılı Kanun' diye anılan 'İnternet Ortamında Yapılan
Yayınların Düzenlenmesi ve bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele
Edilmesi Hakkında Kanun' ve onunla ilintili düzenlemeler de eleştirel açıdan
değerlendirilmiştir. Kitap, mevcut düzenleme sistemlerinin nasıl işlediğini
ve ağırlıklı olarak Türk yargısının yetki alanı dışında bulunan web
sitelerine erişimin mahkeme ve idari erişim engelleme kararlarıyla nasıl
engellendiğini örnekler vererek incelemiştir. Bu incelemede 5651 Sayılı
Kanun'un uygulanmasıyla ilintili olduğu ölçüde 'Telekomünikasyon İletişim
Başkanlığı'nın ('TİB') ve onun yasadışı etkinlikleri izleyen 'İnternet Bilgi
İhbar Merkezi'nin kuruluş ve işleyişi de değerlendirilmiştir. Çalışmada bu
yeni düzenlemenin kapsamı dışında kalan erişim engelleme kararları da ele
alınmıştır.

Kitabın Birinci Bölümünde 5651 Sayılı Kanun'dan önceki sansür uygulamaları,
5651 Sayılı Kanun'un gelişimi ve yürürlüğe girmesi, onun uygulamaları ve
eleştirel değerlendirmesi dâhil olmak üzere, Türkiye'de İnternet içerik
düzenlemelerinin tarihçesi ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Birinci bölüm,
ayrıca Türkiye'deki web sitesi engelleme ve kapatmalarının temel
gerekçelerini özetleyerek değerlendirmesini yapmıştır. İkinci Bölümde,
Türkiye'de İnternet yönetimine ilişkin mevzuat ve uygulamanın, AİHS ve
Anayasa hukuku açısından değerlendirilmesine yer verilmiştir. Engellemeye
ilişkin yargı kararlarının ve idari işlemlerin etkinliği ile filtrelenmiş ve
engellenmiş web sitelerine erişim için Türk kullanıcılar tarafından
başvurulan 'boşluklardan yararlanma' teknolojilerinin kullanılabilirliği ve
değerlendirilmesi de bu bölümde yapılmiştır. Kitap, daha sonra, Üçüncü
Bölümde Türkiye'yi bu konuda ilgilendiren uluslararası gelişmeleri gözden
geçirmiş, İnternet'te içerik düzenlemeleriyle ilgili olarak Avrupa Birliği
ve Avrupa Konseyi düzeyindeki gelişmelere de değinmiştir.

Akdeniz ve Altıparmak, kitabın son bölümünde bazı önemli tavsiyeler
sunmuştur. Bu bölümde 5651 sayılı Kanun'un kamuoyundan destek görmediğinin
altı çizilmiş, ve 5651 sayılı Kanun'un uygulanmasından kaynaklanan sorunlar
ve mevcut hukuksal rejim değerlendirilmiştir. Kitapta açıklanan gerekçelerle
5651 Sayılı Kanun'un kaldırılmasının en doğru çözüm olduğu yazarlar
tarafından öngörülmüştür. Akdeniz ve Altıparmak, Hükümetin, mevcut
politikası yerine çocukları gerçekten zararlı İnternet içeriğinden korumak
için yeni bir politika geliştirecek geniş bir kamuoyu yoklaması yaptırması
gerektiğini, fakat bu yeni girişimin şeffaflık, açıklık ve çoğulcu bir
yöntemle gerçekleştirilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

Yazarlar Hakkında

Doç. Dr. Yaman Akdeniz Leeds Üniversitesi (İngiltere) Hukuk Fakültesi'nde
öğretim üyesidir. Fakülte içinde kurulmuş olan SiberHukuk Araştırma
Ünitesi'nin koordinatörlüğünü yapmaktadır ve SiberHukuk LLM (hukuk 'master')
programından sorumludur. Aynı zamanda Cyber-Rights.Org adlı kar amacı
gütmeyen sivil toplum örgütünün kurucusu ve 1997'den beri başkanıdır ve 2003
yılından beri de bilgi edinme hakkı konusunda çalışmalar yapan
BilgiEdinmeHakki.Org'un ortak kurucu başkanıdır. 'İnternette Çocuk
Pornografisi ve Hukuk; Ulusal ve Uluslararası Etkiler' (Internet Child
Pornography and the Law: National and International Responses) adlı kitabı
Haziran 2008'de Ashgate tarafından yayımlanmıştır. Akdeniz hakkında daha fazla bilgiye http://cyberlaw.org.uk adresinden ulaşabilirsiniz. İletişim için lawya@cyber-rights.org adresini kullanabilirsiniz.

Web Sitesi Kapatmalarıyla İlgili Televizyon Sohbeti

CNNTürk'te yayınlanan "Nası Yani" programında web sitesi kapatmaları üzerine Beyazıt Öztürk ile yaptığımız sohbeti izlemek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

http://www.cnnturk.com/Gallery/Video/default.aspx?VideoGalleryID=9264&CategoryRelationID=580&VideoID=165703

İCRA VE İFLAS KANUNUNA GÖRE ALACAKLININ HACİZ İSTEME HAKKI VE BİLGİSAYAR HACZİNİN TEMEL ANAYASAL HAKLAR AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

İcra ve İflas Kanunu (İİK) md. 78-105 hükümleri arasında düzenlenen “Haciz” kurumu; “kesinleşmiş bir icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için, bu yolda talepte bulunan alacaklı lehine, söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara, icra dairesi tarafından hukuken el konulmasıdır” şeklinde tanımlanabilir(1).

Haciz kurumu borçlunun temel anayasal haklarına müdahalenin, yasal istisnalarından birini oluşturmaktadır. İcra ve İflas Kanunu haciz bakımından haczi yapan icra dairesi görevlisinin dikkate alması gereken önemli bazı ilkelerin altını çizmektedir. Konumuz bakımdan önem taşıyan iki önemli ilke şunlardır:

- Hacizde Ölçülülük İlkesi veya Hacizde Tertip: Borçlunun mallarından ancak alacağın ana ve faizi ile takip giderlerini karşılayacak kadarı haczedilir, daha fazlası haczedilemez (İİK md. 85/I).
- Haczi koyan icra müdürü, borçlu ile alacaklının menfaatlerini mümkün olduğu ölçüde bağdaştırmakla yükümlüdür (İİK md. 85/VI).


İİK’na HAKİM BU İLKELER IŞIĞINDA BİLGİSAYAR HACZİ

İİK md. 85’de yer alan bu iki ilke açısından soruna yaklaşıldığında, alacaklının talebi üzerine borçlunun evine veya şyerine haciz için giden icra müdürünün hacizde bir sıraya uyması gerekmektedir. Önce borçlunun “çekişmesiz” mallarının haczi gereklidir. Çekişmesiz mallardan da önce “taşınırlar”’ın haczi gerekmektedir. Taşınırların haczinde de kendi içinde belli bir sıra söz konusudur: Taşınır mallardan muhafaza ve satılması daha kolay olan mallar –örneğin; altın, gümüş, para vs.- ile yokluğu borçluya en az yük teşkil eden mallar daha önce haczedilmelidir.

Bu kural uyarınca haciz yapan müdür, eğer yukarıda tanımlanan nitelikte taşınır mal mevcutsa ve alacağı karşılamaya yeterli ise, borçlunun bilgisayarına haciz koymamalıdır. Ancak; söz konusu nitelikteki taşınır malların haczine rağmen, takip konusu alacak karşılanamayacak durumda ise, bu olasılıkta borçlunun bilgisayarının haczi yapılmalıdır.

UYGULAMADA MEVCUT DURUM

Bilgisayar hacizleri bakımdan uygulamada icra müdürleri tarafından Adli Biliim’e ilişkin ilkeler gözetilmeden bilgisayarlara el konulmaktadır. Ceza yargılamaları bakımından birçok noktada eleştirilmesine rağmen, bilgisayarlara el konulması ve arama yapılmasına ilişkin CMK md. 134 hükmü mevcut iken, hukuk davaları bakımından ister yargılamada delil olarak kullanılacak bilgisayarlar açısından ister alacaklının alacağı için haczedilecek bilgisayarlar bakımından bu el koymanın nasıl ve ne şekilde yapılacağına ilişkin olarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda (HUMK) ve İİK’da herhangi bir hüküm mevcut değildir.

Bilgisayara el konulması durumunda, alacaklı ve icra müdürü için önemli olan kural olarak o bilgisayar içindeki veriler değil, bilgisayarın maddi değerdir. Ancak; uygulamada içindeki veriler bakımından borçlunun “özel hayatının gizliliği hakkı” ve “kişisel verilerinin korunması ve gizliliği” şeklindeki ilkeler gözetilmeden bilgisayarlar haczedilmekte ve alacaklının talebi üzerine borçlunun elinden alınmakta ve satış aşamasına kadar yeddieminliklerde veya Adalet Bakanlığı’nın açtığı depo veya garajlarda muhafaza edilmektedir. Haciz sırasında da icra müdürü tarafından bir bilgisayara el koymaya ilişkin adli bilişimin “toplama ve el koyma” aşamasına hakim ilkeler bilinmediği için, bilgisayarlar uygun olmayan şekillerde taşınıp, yine satış aşamasına kadar fiziki koşullar bakımından uygun olmayan yerlerde saklanmaktadır. Bu uygun olmayan koşullar bilgisayar içinde yer alan verileri bozabileceği veya tahrip edebileceğinden verilerin sahibi olan borçlu açısından hukuka aykırı sonuçlar doğurabilecektir. Aynı şekilde ihale aşamasında bilgisayarın yeni alıcısı bakımından da örneğin; işletim sistemi hasar görmüş bir bilgisayarı satın almak bu durumun bilinip bilinmemesine göre ihle prosedürünü etkileyecek bir olgudur.

Dolayısıyla uygulamada ihale veya satış aşamasında içindeki veriler ve bunlar bakımından borçlunun sahip olduğu temel haklar gözetilmeden bilgisayarlar satılmaktadır. Bilgisayarı ihalede satın alan alıcı ise; hard diskinde borçluya ait birçok özel, kişisel veya ticari bilginin bir anda bilgisayarla birlikte yeni sahibi olabilmektedir.


ÖNERİLEN ÇÖZÜM

Her ne kadar yasalarda açık bir hüküm mevcut değilse de, uygulamada icra müdürünün özellikle İİK md. 85/VI’daki alacaklı ile borçlunun menfaatlerini mümkün olduğu ölçüde bağdaştırma yükümlülüğü uyarınca bilgisayar haczi bakımından dikkate alması gereken kurallar şunlardır:

- İcra müdürü haciz sırasında açık olan bilgisayarı gerekiyorsa mutlaka borçluya kapattırmalıdır veya kapalı olan bilgisayarda az sonra anlatacağımız şekilde borçlu tarafından yedekleme yapılması gerekli olduğunda, bilgisayarın mutlaka borçlu tarafından açılmasını talep etmelidir.
- Bilgisayarına el konulacak olan borçluya, bilgisayar içinde yer alan tüm verilerin yedeklemesinin ve bu verilerin adli bilişim anlamında silinmesinin uzmanlar tarafından yapılmasını isteyip istemediğinin ve bu işin söz konusu olacak masrafları ödeyip ödemeyeceğinin sorulması: Adli bilişim anlamında bir bilgisayarın ayna görüntüsünün alınması ve yine adli bilişim anlamında bilgisayardaki borçlya ait tüm verilerin silinmesi işlemi bu konuda uzman olan kişiler tarafından yapılabilecek bir işlem olduğu için, bu husus borçluya açıklanmalı ve böyle bir işleme rıza gösterip göstermediği ve masraflarını üstlenip üstlenmeyeceği icra müdürü tarafından sorulmalıdır. Eğer borçlu bu işleme rıza gösterirse, bilgisayar icra müdürü tarafından adli bilişim ilkelerine uygun olarak sökülmeli, etiketlenmeli, özel paketlere konulmalı ve verilerin zarar görmemesi için fiziki olarak uygun koşullarda muhafaza edilmelidir(2).

Bilgisayarı bu şekilde hazceden icra müdürü ayna görüntünün alınması verilerin silinmesi için bilgisayarı ya Emniyet Müdürlüklerinin ilgili birimlerine veya bu işlemleri yapabilecek resmi bilirkişilere göndermelidir. İlgili kurumlarca alınan ayna görüntü icra müdürü tarafından borçluya teslim edilecektir. Borçluya ait veriler bakımından temizlenmiş durumda olan bilgisayar da artık satış aşamasında herhangi bir sorun olmadan satılabilecektir. Ayna görüntü alınması ve silme işlemleri, bilgisayara haciz konduktan sonra, alacaklının rızası ile bilgisayar borçluda bırakıldıysa, satış aşamasına kadar bizzat borçlu tarafından bu konuda hizmet veren özel kurumlara da yaptırılabilir.
- Borçlu bu şekilde bir işlem yapılmasını istemediğini beyan ederse, en azından bilgisayarındaki veriler bakımından kendi olanakları ile yedekleme yapmasına ve verileri silmesine olanak verilmesi: Yukarıda seçeneği tercih etmeyen borçlular bakımından icra müdürünün haciz sırasında, eğer alacaklı bilgisayara haciz konulmasına rağmen borçluda bırakılmasına rıza göstermemişse, borçlunun kendi olanaklarıyla verilerini yedeklemesi ve silmesi için uygun olan süreyi borçluya tanıması gereklidir. Haciz konulduktan sonra, alacaklının muvafakati ile bilgisayar borçluda bırakılacaksa, bu takdirde satış aşamasına kadar borçlunun bu verileri yedeklemesi veya silmesi gerektiği kendisine bildirilir. Kendi olanaklarıyla özellikle silme işlemini gerçekleştiren borçluya, bu verilerin sonradan ihale aşamasında bilgisayarı satın alan alacaklı tarafından tekrar elde edilebileceği olasılığı icra müdürü tarafından hatırlatılmalıdır.
- Haciz sırasında alacaklı veya borçlu tarafından bilgisayarın maddi değerinden çok, içindeki verilerin ekonomik veya ticari değerlerinin önemli olduğu belirtilir ve alacaklı bu verilerle birlikte bilgisayarı haczettirmek ister ve borçluda buna rıza gösterirse, hard diskte bulunan verilerin ekonomik değeri, icra müdürü tarafından bilirkişiye tespit ettirilir ve bilgisayar bu verilerle birlikte sahip olduğu değerle haciz tutanağına yazılır.

(1) Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder, İcra ve İflas Hukuku, Ankara 2006.
(2) Ayrıntılı bilgi için bkz. Keser Berber, Leyla; Adli Bilişim (Computer Forensic), Ankara 2004.