Devlet elektronik ticareti teşvik etmek ve elektronik imza kullanımını yaygınlaştırmak amacıyla vatandaşlara ve sektöre bir dizi teşvik vermeye hazırlanıyor.
Telekomünikasyon Kurumu Başkan Yardımcısı Mustafa ALKAN tarafından 12 Haziran 2008 tarihinde e-dönüşüm Türkiye İcra Kurulu’na yapılan kanun değişiklikleri teklifinde oldukça önemli maddeler göze çarpıyor.
ALKAN ilk olarak; bilgi ve iletişim teknolojilerinin, 1.3 milyar internet kullanıcısı, günlük 147 milyar e-posta, 19.2 milyar internet sayfası, 1.6 milyar resim ve 50 milyonu aşkın ses-görüntü dosyası ile hayatımızın her alanını kapsadığının vurgulandığı teklifte, bu gelişmelere paralel olarak elektronik ortamda Virus, Trojans, Worms, Hacking gibi tehditlerle de karşı karşıya bulunduğumuza dikkat çekmiştir.
Elektronik İmza’yı Ne Kadar Kullanıyoruz?
Tüm bu tehditlere karşı elektronik imzanın; sağladığı gizlilik, bütünlük, inkar edilmezlik ve kimlik doğrulama gibi özelliklerle, söz konusu sorunların teknolojik olarak çözümlenmesi konusunda, bugün için tek çözüm olduğu vurgulanmıştır.
Elektronik imza, bireylerin ıslak imzaları (el yazısı ile attıkları imza) ile hukuken eş değerli olan imza çeşididir ve herhangi bir davada da hakim bakımından senet teşkil etmektedir.
İnternetten güvenli alışveriş yapmayı, elektronik ticaretin tarafları için güvenli olmasını sağlayan elektronik imzanın, bugün Türkiye’de gerek yasal düzenlemeler gerek uygulamalar açısından ayakları yere basmaktadır. Türkiye’de cep telefonu kullanıcı sayısının oldukça yüksek olması, elektronik imzanın cep telefonlarında kullanılmasını cazip hale getirmiştir. Dolayısıyla elektronik imza kullanımı daha çok yaygınlaştırmak ve kolaylaştırmak amacıyla mobil imza da devreye sokulmuştur. Türkiye’de mevcut elektronik imza sayısı 36.000 iken, mobil imza sayısı 22.530’dur.
Elektronik imzanın bu üstün gücüne rağmen, 2004 yılından bugüne kadar e-imza, dolayısıyla e-ticaret ve e-sözleşmeler Türkiye’de arzu edildiği kadar bir yaygınlaşma bulamamıştır. Oysa dünyada birçok ülke elektronik ticaret pastasından aldıkları payı her geçen yıl artırmakta ve elektronik ticareti teşvik edecek düzenlemeler yapmaktadır. Bilgi ekonomisi adı altında da, bu yeni ticaretin girdileri ile ekonomilerine yön vermektedirler. Bu konuda İstanbul Kapalıçarşı’nın bir günlük iş hacmi ile, internette hizmet veren bir elektronik ticaret sitesi olan Amazon.com’un günlük iş hacmi karşılaştırıldığında, elektronik ticaretin önemi kendiliğinden ortaya çıkacaktır.
Türkiye’nin e-ticaret ve e-imza’da geri kalışına sebep olarak; devletin bu konuda teşvik vermemesi, e-imza yatırım teknolojisinin pahalı oluşu ve yatırımların geri dönüşünün belirsiz oluşu, e-imza şirketlerinin teknolojiye odaklanıp, tanıtım vs. faaliyetleriyle fazla uğraşmaması, yasal düzenlemelerdeki engeller, e-devlet projelerinde e-imza kullanımı yerine daha başka teknolojilere atıf yapılıyor olması gibi nedenler gösterilmekteydi.
e-Ticaret ve e-İmza İçin Teşvikler Yolda!
Ancak şimdi devlet tarafından bu konuda önemli teşvikler verilmesi öngörülüyor. Öncelikle; elektronik imzanın finans ve bankacılık sektöründe yaygınlaşmasına engel olan hüküm kaldırılıyor. Elektronik İmza Kanunununda yer alan “teminat sözleşmelerinin güvenli elektronik imza ile yapılamayacağı ” şeklindeki hüküm kaldırılıyor. Ayrıca Kanuna yeni eklnecek bir hüküm ile de “güvenli elektronik imza kullanılarak yapılan her türlü resmi işlemlerden tahsil edilecek harçlar yüzde beş, diğer her türlü devlet alacakları binde beş tenzilâtlı olarak tahsil edileceği” hükme bağlanıyor. Dolayısıyla devlet internet ile hayatımıza yeni girmiş olan e-ticaret, e-imza gibi konulara ivme kazandırmak için teşvik vermeye başlamıştır.
Bu Öneriye aşağıdaki gerekçelerle katılmadığımı belirtmek isterim: “Bu hüküm burada belirtilen meblağlar bakımından bir tür vergi affı niteliğinde..hükmün kapsamı belirsiz ve çok geniş..Her türlü resmi işlem ve her türlü devlet alacaklarının kapsamının yeniden değerlendirilmesi gerekir. bu hüküm e-devlet uygulamalarını yaygınlaştırır her halükarda ama devlet tarafında bir belirsizlik oluşturmuş ve ileride devlet bütçesinde açık yaratabilir.Bu nedenle Kanaatimizce böyle bir hüküm yerine Damga Vergisi Kanunu 1. Maddeyi değiştirip, “güvenli elektronik imza ile yapılan elektronik işlemler damga vergisinden muaftır” şeklinde bir cümle getirilmesi daha uygun olacaktır. Çünkü resmi işlemlerden ve devlet alacaklarından halihazırda devletin eline geçen meblağlar bellidir. E-imzalı olarak yapılması halinde işlemlerin bu belli rakamda bir azalma söz konusu olacak ve bütçede açık yaratılacaktır. Oysa devlet elektronik imzalı işlem ve belgelerden şimdiye kadar zaten tek kuruş damga vergisi almış değil. Dolayısıyla elektronik imzalı işlemlerin damga vergisinden muaf tutulması halinde, devletin uğrayacağı herhangi bir kayıp söz konusu olmayacaktır. Ayrıca özellikle elektronik ticarette tüketici ve satıcı arasında elektronik imza kullanılarak yapılan elektronik sözleşmelerin Damga Vergisinden muaf olması, elektronik ticaretin taraflarını daha çok sözleşme yapmaya teşvik edecek ve mahkemelerde sözleşme yapılmadığı için ispat güçlüğü yaşanan davaların sayısını azaltacaktır”.
Telekomünikasyon Kurumu, elektronik imza sektörünü de rahatlatacak önerilerde de bulundu: Buna göre; elektronik imza hizmeti sunan kamu kurumlarının da Kurum’un denetimi altında olacağı ve bu sayede özel sektör ve kamu sektörü arasındaki eşitsizliğin giderilmesi, lisans rejimine tabi hizmetlerin ücretleri genel olarak düzenlemeye tabi iken, “bilgi toplumu hizmeti” olarak geçen güvenli elektronik imza hizmetlerine ilişkin ücret düzenlemesinin yapılmaması gerektiği, elektronik imza ücretlerine tüketici haklarının korunması veya rekabetin sağlanması noktasında sorun oluştuğunda müdahale edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
0 yorum:
Yorum Gönder