Google Inc won a landmark victory over media companies as a Manhattan federal judge threw out Viacom Inc's $1 billion lawsuit accusing the Internet company of allowing copyrighted videos on its YouTube service without permission.
Technology | Media
Viacom claimed "tens of thousands of videos on YouTube, resulting in hundreds of millions of views," had been posted based on its copyrighted works, and that the defendants knew about it but did nothing to stop illegal uploads.
But in a 30-page ruling, U.S. District Judge Louis Stanton said it would be improper to hold Google and YouTube liable under federal copyright law merely for having a "general awareness" that videos might be posted illegally.
"Mere knowledge of prevalence of such activity in general is not enough," he wrote. "The provider need not monitor or seek out facts indicating such activity."
Viacom said it plans to appeal to the U.S. Second Circuit Court of Appeals.
It called Stanton's ruling "fundamentally flawed," saying it reflects neither Congress' intent behind copyright laws nor recent U.S. Supreme Court decisions.
The lawsuit went to the heart of perhaps the biggest issue facing media companies in the last decade: how to win Internet viewers without ceding control of TV shows, movies and music.
It was seen as a test of the Digital Millennium Copyright Act, a 1998 federal law making it a crime to produce technology to circumvent anti-piracy measures, and limiting liability of online service providers for copyright infringement by users.
New York-based Viacom is controlled by Sumner Redstone and owns cable networks such as MTV and Comedy Central as well as the Paramount movie studio.
It alleged that copyrighted works uploaded illegally included "The Daily Show with Jon Stewart," "South Park," "SpongeBob SquarePants," and others.
"These issues are really important for content creators to protect their intellectual property against the usage by online aggregators," said Laura Martin, an analyst Needham & Co. "It is really important for content creators to get paid.
"This is the beginning, not the end," she went on. "Sumner won't roll over and die on this."
Kent Walker, Google's general counsel, on the company's blog, called the ruling "an important victory not just for us, but also for the billions of people around the world who use the web to communicate and share experiences."
SAFE HARBOR
Google and YouTube argued they were entitled to "safe harbor" protection under the digital copyright law because they had insufficient notice of particular alleged infringements.
Stanton agreed, saying it would "contravene the structure and operation" of the law to "impose responsibility" on service providers to discover which postings infringe copyrights.
The judge added that the act's notification scheme works "efficiently," saying that after Viacom on Friday, February 2, 2007 sent a mass takedown notice covering 100,000 videos, YouTube had removed "virtually all of them" by the following Monday.
Stanton directed the parties to submit a report by July 14 to address any remaining issues in the case.
"Certainly for Google, there's been so many regulatory and legal negative headlines about them, so to see them on the winning side of something will certainly be a positive," said analyst Benjamin Schachter at Broadpoint AmTech.
Based in Mountain View, California, Google bought YouTube in November 2006 for about $1.65 billion.
Earlier this year, YouTube estimated that users upload as much as 24 hours of video to its website every minute.
In court papers, Google had contended that even Viacom managers had uploaded videos after the lawsuit was filed.
SERVICE PROVIDERS TAKE ACTION
Google has developed technology to allow content owners to automate the identification of copyrighted material on YouTube, helping them remove protected content quickly.
It has not been alone in taking steps to protect owners' copyrights online. Media powerhouses such as Microsoft Corp and Walt Disney Co have established their own guidelines.
"The film and television industries learned the lessons of the music industry that you need to fulfill consumer demand in an approved manner and keep those who offer unauthorized access at the fringe," Gabelli & Co analyst Christopher Marangi said.
Today, audiences are accustomed to looking for TV shows or feature films on websites such as ComedyCentral.com and Hulu.com, which is owned by Disney, Rupert Murdoch's News Corp and General Electric Co's NBC.
YouTube itself, meanwhile, is changing as executives try to enter licensing agreements to add full-length programing to the short user-uploaded clips that dominate the site.
"This was a test of the ground rules for the distribution and consumption of online content," Marangi said.
Stanton's decision was posted online just before U.S. markets closed on Wednesday.
Viacom Class "B" shares closed up 5 cents at $35.27 on the New York Stock Exchange on Wednesday. Google shares closed down $4.20, or 0.9 percent, at $482.05 on the Nasdaq. Shares of both companies were little changed after-hours.
The cases are Viacom International Inc et al v. YouTube Inc et al, U.S. District Court, Southern District of New York, No. 07-02103; and The Football Association Premier League Ltd et al v. YouTube Inc et al in the same court, No. 07-03582.
(Reporting by Jonathan Stempel and Paul Thomasch; Additional reporting by Ritsuko Ando and Jennifer Saba; editing by Andre Grenon and Tim Dobbyn)
Google and YouTube Defeat Viacom in Copyright Lawsuit
Gönderen
leyla keser berber
on 24 Haziran 2010 Perşembe
Etiketler:
İnternette Eser Sahipliği ve Teknolojik Koruma
/
Yorumlar: (0)
TEBLİGAT KANUNU TASARISI TBMM'de GÖRÜŞÜLECEK
Gönderen
leyla keser berber
on 09 Haziran 2010 Çarşamba
Etiketler:
e-Tebligat; Uluslararası e-Tebligat
/
Yorumlar: (0)
Halihazırda Meclis gündeminde bulunan ve önümüzdeki günlerde görüşülmeye başlanacak olan Tebligat Kanunu ile Adli Sicil Kanununda değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı iki nokta açısından önem taşımaktadır.:
- öncelikle Tasarı hukuken ve teknik açıdan güvensiz olarak kabul ettiğimiz normal e-posta yolu ile iletişime, e-tebligat açısından çok önemli hukuki sonuçlar bağlamaktadır
- Tasarı'da mevcut olmamakla birlikte mutlaka üzerinde düşünülmesi gereken ikinci bir husus ise uluslararası e-tebligattır. Bilindiği üzere dava sırasında uluslararası tebligat yapılması son derece uzun ve bürokratik bir süreçtir. Türkiye gibi Ulusal Yargı Ağı Projesi kapsamında dijital mahkeme uygulamasına sahip olan ülkelerin, uluslararası tebligat veya istinabe (mahkemeler arası hukuki yardım) taleplerini artık kağıt ortamdan çıkarıp, elektronik ortama taşımaları gerekmektedir. Uluslararası e-Tebligat sayesinde süreçler uyuşmazlığın tarafları yararına son derece kısaltılmış ve basitleştirilmiş; devletler açısından ise bürokrasi azaltılmış olacaktır. Türkiye'de Ulaştırma Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'nın bu konuyu projelendirip, ev sahibi olarak diğer devletlerin katılımına açmaları gerekmektedir.
Tebligat Kanunu Tasarısında yer alan e-tebligata ilişkin olarak İstanbul bilgi Üniversitesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü'nün görüşü aşağıdaki gibidir:
TEBLİGAT KANUNU TASARISI’na İLİŞKİN GÖRÜŞ
TASARI’da Yer Alan Hüküm
MADDE 2- 7201 sayılı Kanuna 7 nci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.
“Elektronik tebligat:
MADDE 7/a- Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir.
Sermaye şirketlerine elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur.
Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır.
Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen üçüncü günün sonunda yapılmış sayılır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”
DEĞERLENDİRME
31.7.2009 tarihli Tebligat Kanunu ile Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısında Tebligat Kanununa eklenmesi öngörülen 7/a maddesi günümüzde bilişim teknolojilerinin ulaştığı en son nokta dikkate alındığında , hukuken ve teknik olarak hiçbir şekilde güvenli olarak kabul edilmeyen, ağ’da bulunan herkes tarafından müdahale edilebilecek ve görülebilecek bir haberleşme yöntemi olan “normal elektronik posta” yolu ile iletişime Türk Hukuku bakımından hukuki sonuç bağlamaktadır.
Normal elektronik posta yolu ile iletişim e-postayı gönderenin ve alanın kimliklerinin tespit edilemeyeceği ve ayrıca e-postanın gönderilme ve alınma zamanlarının yine kesin, tartışmasız bir şekilde tespit edilebildiği bir iletişim yöntemi değildir.
Normal e-postanın bu zaafiyetlerini gidermek ve elektronik ortamda hukuken ve teknik olarak güvenilir bir iletişim şekli ortaya koymak üzere kayıtlı e-posta (certified e-mail veya registered e-mail) adını verdiğimiz uygulama uzun zamandan beri dünyada farklı ülkeler tarafından kullanılagelmektedir. Tasarı’da da e-tebligat bakımından dayanılması ve hukuki sonuç bağlanması gereken yöntemin kayıtlı e-posta sistemi olması kaçınılmazdır. Aksinin kabulü, yani teknik olarak güvenilmeyen bir sisteme bir hukuk devletinde yasa ile hukuki sonuç bağlanması mümkün değildir.
Kayıtlı Elektronik Posta Sistemi elektronik iletişimin elektronik posta alt yapısı ve protokolleri kullanılarak gerçekleştirildiği özel bir haberleşme alt yapısıdır. Bu sistemle ilgili Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü (ETSI) 2008 Kasım ayında standartları yayınlamıştır. Kayıtlı elektronik posta sistemi aynı telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin sistemlerde olduğu gibi servis sağlayıcıları eliyle kurulan ve işletilen bir haberleşme alt yapısıdır. Kayıtlı elektronik posta sisteminde elektronik ortamda güvenli olarak belge gönderme, alma ve saklama teknik ve hukuki güvenliğe haiz bir şekilde sağlanabilmektedir. Bu sistem elektronik posta haberleşmesini en üst düzeyde güvenli hale getirmekte ve spam maili de ortadan kaldırmaktadır.
Bu sistem kullanılarak yapılacak işlemler çok çeşitlidir. Elektronik ortamda tebligat, resmi yazışmaların elektronik ortamda gönderilmesi ve alınması, tacirler arasında hukuki sonuç doğuran ihtar ve ihbarların yapılması, ticari ve özel hayatta değer ifade eden her türlü elektronik belgenin bu sistem üzerinden muhatapları arasında gönderilmesi ve alınması, elektronik faturanın gönderilmesi ve alınması, elektronik belgelerin güvenli olarak arşivlenmesi bu işlemlerden önemli bir kaçıdır. Kayıtlı elektronik posta sistemi bu işlemlerin kağıt ortamda yapılmasına nazaran çok daha ucuz, güvenli ve hızlı bir şekilde yapılmasını temin etmektedir. Kayıtlı elektronik posta sisteminde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından düzenlenen elektronik imza ve zaman damgası teknolojileri kullanılmaktadır.
Ülkemizde kayıtlı elektronik posta sistemi konusunda uygulama stratejisinin diğer telekomünikasyon hizmetlerinde olduğu gibi Ulaştırma Bakanlığı’nın belirlediği stratejiler doğrultusunda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun yapacağı düzenlemeler ve yetkilendirmeler doğrultusunda gelişmesi gerekliliği ortadır. Bu çerçeveye aykırı olarak yapılan her girişim ülkemizde kayıtlı elektronik posta sisteminin uluslar arası norm ve standartlara göre kurulmasını engelleyecek, alternatif iletişim kanalları üzerinden kayıtlı elektronik posta sisteminin sağladığı teknik güvenliği haiz olmadan hukuki sonuç doğuran işlemlerin gerçekleştirilmesinin önü açılacaktır.
Nitekim kayıtlı e-posta konusunda yukarıda belirttiğimiz açıklamalar ve ilkelere dayanmayan Tebligat Kanunu Tasarısındaki 7/a hükmü ile; elektronik ortamda tebligatın yapılması hem hukuki hem teknik hem de iş modeli olarak uluslar arası standartlar ve Türk Hukukundaki kabullere aykırı olarak düzenlenmektedir. Bu durum hem kayıtlı elektronik posta sisteminin hem de Tebligat Hukukunun yerleşmiş kurallarının “elektronik tebligat” uygulamasında dışlanması anlamına gelmektedir.
İlkesel olarak kayıtlı elektronik posta sistemi (elektronik tebligatın da bu sistem içerisinde yapılması zorunlu olacak şekilde) konusu aşağıda belirtilen esaslar çerçevesinde stratejik olarak ele alınmalıdır.
a) Kayıtlı elektronik posta sistemi konusunda ulusal yaklaşım Ulaştırma Bakanlığı tarafından belirlenmelidir.
b) Kayıtlı elektronik posta sistemi konusunda düzenleme ve denetleme Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yapılmalıdır.
c) Kamu kurum ve kuruluşlarına kamu tüzel kişiliğine haiz tek bir kuruluş kayıtlı elektronik posta hizmetlerini sunmalıdır. (Örn. PTT) Bu kurum piyasadaki rekabet dengeleri açısından özel hukuk kişilerine kayıtlı elektronik posta hizmeti sunmamalıdır.
d) Özel hukuk kişilerine kayıtlı elektronik posta hizmetleri BTK tarafından yetkilendirilen özel hukuk tüzel kişiliğine haiz işletmeciler tarafından sunulmalıdır. (“c” ve “d” maddelerinde belirtilen model elektronik imza konusunda e-Dönüşüm Türkiye icra kurulu tarafından belirlenmiş bir modeldir. Elektronik imza pazarı bu modeli uygulayarak gelişmiş ve bu zamana kadar da çok başarılı sonuç doğurmuştur.)
e) Kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcısı olarak faaliyet gösteren kuruluşların yetkilendirilmesi BTK tarafından yapılmalıdır.
f) Elektronik ortamda yapılacak tebligatlar kayıtlı elektronik posta sistemi vasıtasıyla yapılmalı, kayıtlı elektronik posta sistemini düzenleyen kurallar elektronik ortamda yapılacak tebligatlara da uygulanabilir olmalıdır.
Bu ilkeler doğrultusunda Tasarı’da yer alan md. 7/a hükmünün yukarıda belirttiğimiz bu ilkeler doğrultusunda aşağıdaki şekilde değiştirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.
YENİ MADDE ÖNERİSİ
“Kayıtlı Elektronik Posta Sistemi ve bu sistem üzerinden yapılacak tebligatlar
Madde 7/a-
Kamu kurumları özel şirketler ve kişiler arasında elektronik posta yoluyla yapılacak haberleşmenin hukuken ve teknik olarak güvenli ve geçerli bir şekilde gerçekleştirilmesini kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcıları vasıtasıyla sağlayan alt yapıya kayıtlı elektronik posta sistemi, bu sistem vasıtasıyla iletilen elektronik postalara ise kayıtlı elektronik posta adı verilir. Kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcıları nezdinde saklanan işlem kayıtları senet hükmündedir. Aksi ispat edilene kadar kesin delil sayılırlar.
Kendisine elektronik ortamda tebligat yapılmasını isteyen kişilere kayıtlı elektronik posta yoluyla tebligat yapılır. Sermaye şirketlerine kayıtlı elektronik posta yoluyla tebligat yapılması zorunludur. Kayıtlı elektronik posta sistemi vasıtasıyla yapılan gönderilerin aksi ispat edilebilir şekilde muhatapları tarafından kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcı nezdinde tutulan işlem kayıtlarında alındı olarak belirtilen tarihte ve şekilde gönderilmiş ve alınmış olduğu varsayılır ancak her halükarda muhatabın kayıtlı elektronik posta kutusuna ulaştığı tarihten itibaren üçüncü günün sonunda tebligat yapılmış sayılır.
Kayıtlı elektronik posta yoluyla yapılacak tebligata ilişkin usul ve esaslar ile teknik altyapıya, kayıtlı elektronik posta servis sağlayıcılarına, kayıtlı elektronik posta teminine, ödemelere, kurulacak sistemlerin güvenliğine, kişisel verilerin korunmasına ve ihtiyaç duyulacak diğer hususlara ilişkin esaslar bu Kanun’un yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içerisinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından çıkarılacak Yönetmelik ile belirlenir.
MADDE GEREKÇESİ
Dünya uygulamaları ve uluslararası standartlar doğrultusunda kayıtlı elektronik posta sistemi, hukuki ve teknik güvenceye ve kesinliğe sahip bir biçimde; elektronik ortamda bir verinin karşı tarafa gönderildiğini, veriyi alan kişinin veriyi aldığını, gönderen ve alan kişilerin verinin gönderildiğini ve alındığını inkar edemediği, gönderen ve alan kişilerin kimliklerinin tespit edilebildiği, gerekli durumlarda veri iletiminin gizliliğinin sağlanabildiği ve gönderen ve alan kişi açısından gönderilen verinin güvenli bir şekilde saklanabildiği, kanuni yetkili idari otorite tarafından yetkilendirilmiş hizmet sağlayıcılar tarafından işletilen bir yapıdır. Madde içerisinde kayıtlı elektronik posta sistemi ve kayıtlı elektronik postanın tanımı yapılarak yukarıda belirtildiği üzere hukuki ve teknik güvenceye ve kesinliğe sahip bir biçimde elektronik tebligat yapılması kayıtlı elektronik posta sistemine bağlanmıştır. Bu sistem içerisinde gerekli teknik ve hukuki güvenliğin sağlanması, sistem bileşenlerinde ve süreçlerinde elektronik imza teknolojisinin kullanılması sebebiyle ise gerekli hukuki güvencenin sağlanması amacıyla kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcıları nezdinde saklanan işlem kayıtlarının aksi ispat edilinceye senet hükmünde olacağı hükme bağlanmıştır.
Madde içerisinde yapılan düzenleme ile elektronik ortamda tebligat alma “ihtiyari” olarak düzenlenmiş, ancak sistemin öncelikle ticaret hayatında yaygınlaşması amacıyla sermaye şirketlerine yapılacak tebligatların kayıtlı elektronik posta ile yapılması zorunlu olarak düzenlenmiştir. Tebligatın düzenlenmesi ile ilgili en önemli hususlardan olan varma anının belirlenmesi ise elektronik ortamda alınma anı olarak belirlenmiş ancak kötüye kullanımların önüne geçmek maksadıyla her halükarda tebligatın elektronik posta kutusuna varması itibariyle en fazla üç gün içerisinde yapılmış sayılacağı belirlenmiş ve bu süreçlerin kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcının sistem kayıtlarına dayanarak tespit edilmesi esası düzenlenmiştir.
Kayıtlı elektronik posta sisteminin temel anlamda bir elektronik iletişim sistemi olması ve sistemle ilgili teknik düzenlemelerin bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon alanındaki uluslararası kuruluşlar (ETSI, ITU) tarafından gerçekleştirilmesi, sistemin bir elektronik haberleşme hizmeti olması ve özellikle kayıtlı elektronik posta hizmetinin elektronik imza uygulamaları ile birlikte ve bütünlük içerisinde uygulanması gerekmesi sebebiyle, ikincil düzenlemelerin oluşturulması hususunda yetkili kuruluş olarak Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) madde içerisinde belirlenmiştir.
- öncelikle Tasarı hukuken ve teknik açıdan güvensiz olarak kabul ettiğimiz normal e-posta yolu ile iletişime, e-tebligat açısından çok önemli hukuki sonuçlar bağlamaktadır
- Tasarı'da mevcut olmamakla birlikte mutlaka üzerinde düşünülmesi gereken ikinci bir husus ise uluslararası e-tebligattır. Bilindiği üzere dava sırasında uluslararası tebligat yapılması son derece uzun ve bürokratik bir süreçtir. Türkiye gibi Ulusal Yargı Ağı Projesi kapsamında dijital mahkeme uygulamasına sahip olan ülkelerin, uluslararası tebligat veya istinabe (mahkemeler arası hukuki yardım) taleplerini artık kağıt ortamdan çıkarıp, elektronik ortama taşımaları gerekmektedir. Uluslararası e-Tebligat sayesinde süreçler uyuşmazlığın tarafları yararına son derece kısaltılmış ve basitleştirilmiş; devletler açısından ise bürokrasi azaltılmış olacaktır. Türkiye'de Ulaştırma Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı'nın bu konuyu projelendirip, ev sahibi olarak diğer devletlerin katılımına açmaları gerekmektedir.
Tebligat Kanunu Tasarısında yer alan e-tebligata ilişkin olarak İstanbul bilgi Üniversitesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü'nün görüşü aşağıdaki gibidir:
TEBLİGAT KANUNU TASARISI’na İLİŞKİN GÖRÜŞ
TASARI’da Yer Alan Hüküm
MADDE 2- 7201 sayılı Kanuna 7 nci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.
“Elektronik tebligat:
MADDE 7/a- Tebligata elverişli bir elektronik adres vererek bu adrese tebligat yapılmasını isteyen kişiye, elektronik yolla tebligat yapılabilir.
Sermaye şirketlerine elektronik yolla tebligat yapılması zorunludur.
Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır.
Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen üçüncü günün sonunda yapılmış sayılır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”
DEĞERLENDİRME
31.7.2009 tarihli Tebligat Kanunu ile Adli Sicil Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısında Tebligat Kanununa eklenmesi öngörülen 7/a maddesi günümüzde bilişim teknolojilerinin ulaştığı en son nokta dikkate alındığında , hukuken ve teknik olarak hiçbir şekilde güvenli olarak kabul edilmeyen, ağ’da bulunan herkes tarafından müdahale edilebilecek ve görülebilecek bir haberleşme yöntemi olan “normal elektronik posta” yolu ile iletişime Türk Hukuku bakımından hukuki sonuç bağlamaktadır.
Normal elektronik posta yolu ile iletişim e-postayı gönderenin ve alanın kimliklerinin tespit edilemeyeceği ve ayrıca e-postanın gönderilme ve alınma zamanlarının yine kesin, tartışmasız bir şekilde tespit edilebildiği bir iletişim yöntemi değildir.
Normal e-postanın bu zaafiyetlerini gidermek ve elektronik ortamda hukuken ve teknik olarak güvenilir bir iletişim şekli ortaya koymak üzere kayıtlı e-posta (certified e-mail veya registered e-mail) adını verdiğimiz uygulama uzun zamandan beri dünyada farklı ülkeler tarafından kullanılagelmektedir. Tasarı’da da e-tebligat bakımından dayanılması ve hukuki sonuç bağlanması gereken yöntemin kayıtlı e-posta sistemi olması kaçınılmazdır. Aksinin kabulü, yani teknik olarak güvenilmeyen bir sisteme bir hukuk devletinde yasa ile hukuki sonuç bağlanması mümkün değildir.
Kayıtlı Elektronik Posta Sistemi elektronik iletişimin elektronik posta alt yapısı ve protokolleri kullanılarak gerçekleştirildiği özel bir haberleşme alt yapısıdır. Bu sistemle ilgili Avrupa Telekomünikasyon Standartları Enstitüsü (ETSI) 2008 Kasım ayında standartları yayınlamıştır. Kayıtlı elektronik posta sistemi aynı telekomünikasyon hizmetlerine ilişkin sistemlerde olduğu gibi servis sağlayıcıları eliyle kurulan ve işletilen bir haberleşme alt yapısıdır. Kayıtlı elektronik posta sisteminde elektronik ortamda güvenli olarak belge gönderme, alma ve saklama teknik ve hukuki güvenliğe haiz bir şekilde sağlanabilmektedir. Bu sistem elektronik posta haberleşmesini en üst düzeyde güvenli hale getirmekte ve spam maili de ortadan kaldırmaktadır.
Bu sistem kullanılarak yapılacak işlemler çok çeşitlidir. Elektronik ortamda tebligat, resmi yazışmaların elektronik ortamda gönderilmesi ve alınması, tacirler arasında hukuki sonuç doğuran ihtar ve ihbarların yapılması, ticari ve özel hayatta değer ifade eden her türlü elektronik belgenin bu sistem üzerinden muhatapları arasında gönderilmesi ve alınması, elektronik faturanın gönderilmesi ve alınması, elektronik belgelerin güvenli olarak arşivlenmesi bu işlemlerden önemli bir kaçıdır. Kayıtlı elektronik posta sistemi bu işlemlerin kağıt ortamda yapılmasına nazaran çok daha ucuz, güvenli ve hızlı bir şekilde yapılmasını temin etmektedir. Kayıtlı elektronik posta sisteminde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından düzenlenen elektronik imza ve zaman damgası teknolojileri kullanılmaktadır.
Ülkemizde kayıtlı elektronik posta sistemi konusunda uygulama stratejisinin diğer telekomünikasyon hizmetlerinde olduğu gibi Ulaştırma Bakanlığı’nın belirlediği stratejiler doğrultusunda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun yapacağı düzenlemeler ve yetkilendirmeler doğrultusunda gelişmesi gerekliliği ortadır. Bu çerçeveye aykırı olarak yapılan her girişim ülkemizde kayıtlı elektronik posta sisteminin uluslar arası norm ve standartlara göre kurulmasını engelleyecek, alternatif iletişim kanalları üzerinden kayıtlı elektronik posta sisteminin sağladığı teknik güvenliği haiz olmadan hukuki sonuç doğuran işlemlerin gerçekleştirilmesinin önü açılacaktır.
Nitekim kayıtlı e-posta konusunda yukarıda belirttiğimiz açıklamalar ve ilkelere dayanmayan Tebligat Kanunu Tasarısındaki 7/a hükmü ile; elektronik ortamda tebligatın yapılması hem hukuki hem teknik hem de iş modeli olarak uluslar arası standartlar ve Türk Hukukundaki kabullere aykırı olarak düzenlenmektedir. Bu durum hem kayıtlı elektronik posta sisteminin hem de Tebligat Hukukunun yerleşmiş kurallarının “elektronik tebligat” uygulamasında dışlanması anlamına gelmektedir.
İlkesel olarak kayıtlı elektronik posta sistemi (elektronik tebligatın da bu sistem içerisinde yapılması zorunlu olacak şekilde) konusu aşağıda belirtilen esaslar çerçevesinde stratejik olarak ele alınmalıdır.
a) Kayıtlı elektronik posta sistemi konusunda ulusal yaklaşım Ulaştırma Bakanlığı tarafından belirlenmelidir.
b) Kayıtlı elektronik posta sistemi konusunda düzenleme ve denetleme Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yapılmalıdır.
c) Kamu kurum ve kuruluşlarına kamu tüzel kişiliğine haiz tek bir kuruluş kayıtlı elektronik posta hizmetlerini sunmalıdır. (Örn. PTT) Bu kurum piyasadaki rekabet dengeleri açısından özel hukuk kişilerine kayıtlı elektronik posta hizmeti sunmamalıdır.
d) Özel hukuk kişilerine kayıtlı elektronik posta hizmetleri BTK tarafından yetkilendirilen özel hukuk tüzel kişiliğine haiz işletmeciler tarafından sunulmalıdır. (“c” ve “d” maddelerinde belirtilen model elektronik imza konusunda e-Dönüşüm Türkiye icra kurulu tarafından belirlenmiş bir modeldir. Elektronik imza pazarı bu modeli uygulayarak gelişmiş ve bu zamana kadar da çok başarılı sonuç doğurmuştur.)
e) Kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcısı olarak faaliyet gösteren kuruluşların yetkilendirilmesi BTK tarafından yapılmalıdır.
f) Elektronik ortamda yapılacak tebligatlar kayıtlı elektronik posta sistemi vasıtasıyla yapılmalı, kayıtlı elektronik posta sistemini düzenleyen kurallar elektronik ortamda yapılacak tebligatlara da uygulanabilir olmalıdır.
Bu ilkeler doğrultusunda Tasarı’da yer alan md. 7/a hükmünün yukarıda belirttiğimiz bu ilkeler doğrultusunda aşağıdaki şekilde değiştirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.
YENİ MADDE ÖNERİSİ
“Kayıtlı Elektronik Posta Sistemi ve bu sistem üzerinden yapılacak tebligatlar
Madde 7/a-
Kamu kurumları özel şirketler ve kişiler arasında elektronik posta yoluyla yapılacak haberleşmenin hukuken ve teknik olarak güvenli ve geçerli bir şekilde gerçekleştirilmesini kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcıları vasıtasıyla sağlayan alt yapıya kayıtlı elektronik posta sistemi, bu sistem vasıtasıyla iletilen elektronik postalara ise kayıtlı elektronik posta adı verilir. Kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcıları nezdinde saklanan işlem kayıtları senet hükmündedir. Aksi ispat edilene kadar kesin delil sayılırlar.
Kendisine elektronik ortamda tebligat yapılmasını isteyen kişilere kayıtlı elektronik posta yoluyla tebligat yapılır. Sermaye şirketlerine kayıtlı elektronik posta yoluyla tebligat yapılması zorunludur. Kayıtlı elektronik posta sistemi vasıtasıyla yapılan gönderilerin aksi ispat edilebilir şekilde muhatapları tarafından kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcı nezdinde tutulan işlem kayıtlarında alındı olarak belirtilen tarihte ve şekilde gönderilmiş ve alınmış olduğu varsayılır ancak her halükarda muhatabın kayıtlı elektronik posta kutusuna ulaştığı tarihten itibaren üçüncü günün sonunda tebligat yapılmış sayılır.
Kayıtlı elektronik posta yoluyla yapılacak tebligata ilişkin usul ve esaslar ile teknik altyapıya, kayıtlı elektronik posta servis sağlayıcılarına, kayıtlı elektronik posta teminine, ödemelere, kurulacak sistemlerin güvenliğine, kişisel verilerin korunmasına ve ihtiyaç duyulacak diğer hususlara ilişkin esaslar bu Kanun’un yürürlüğe girmesinden itibaren altı ay içerisinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından çıkarılacak Yönetmelik ile belirlenir.
MADDE GEREKÇESİ
Dünya uygulamaları ve uluslararası standartlar doğrultusunda kayıtlı elektronik posta sistemi, hukuki ve teknik güvenceye ve kesinliğe sahip bir biçimde; elektronik ortamda bir verinin karşı tarafa gönderildiğini, veriyi alan kişinin veriyi aldığını, gönderen ve alan kişilerin verinin gönderildiğini ve alındığını inkar edemediği, gönderen ve alan kişilerin kimliklerinin tespit edilebildiği, gerekli durumlarda veri iletiminin gizliliğinin sağlanabildiği ve gönderen ve alan kişi açısından gönderilen verinin güvenli bir şekilde saklanabildiği, kanuni yetkili idari otorite tarafından yetkilendirilmiş hizmet sağlayıcılar tarafından işletilen bir yapıdır. Madde içerisinde kayıtlı elektronik posta sistemi ve kayıtlı elektronik postanın tanımı yapılarak yukarıda belirtildiği üzere hukuki ve teknik güvenceye ve kesinliğe sahip bir biçimde elektronik tebligat yapılması kayıtlı elektronik posta sistemine bağlanmıştır. Bu sistem içerisinde gerekli teknik ve hukuki güvenliğin sağlanması, sistem bileşenlerinde ve süreçlerinde elektronik imza teknolojisinin kullanılması sebebiyle ise gerekli hukuki güvencenin sağlanması amacıyla kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcıları nezdinde saklanan işlem kayıtlarının aksi ispat edilinceye senet hükmünde olacağı hükme bağlanmıştır.
Madde içerisinde yapılan düzenleme ile elektronik ortamda tebligat alma “ihtiyari” olarak düzenlenmiş, ancak sistemin öncelikle ticaret hayatında yaygınlaşması amacıyla sermaye şirketlerine yapılacak tebligatların kayıtlı elektronik posta ile yapılması zorunlu olarak düzenlenmiştir. Tebligatın düzenlenmesi ile ilgili en önemli hususlardan olan varma anının belirlenmesi ise elektronik ortamda alınma anı olarak belirlenmiş ancak kötüye kullanımların önüne geçmek maksadıyla her halükarda tebligatın elektronik posta kutusuna varması itibariyle en fazla üç gün içerisinde yapılmış sayılacağı belirlenmiş ve bu süreçlerin kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcının sistem kayıtlarına dayanarak tespit edilmesi esası düzenlenmiştir.
Kayıtlı elektronik posta sisteminin temel anlamda bir elektronik iletişim sistemi olması ve sistemle ilgili teknik düzenlemelerin bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon alanındaki uluslararası kuruluşlar (ETSI, ITU) tarafından gerçekleştirilmesi, sistemin bir elektronik haberleşme hizmeti olması ve özellikle kayıtlı elektronik posta hizmetinin elektronik imza uygulamaları ile birlikte ve bütünlük içerisinde uygulanması gerekmesi sebebiyle, ikincil düzenlemelerin oluşturulması hususunda yetkili kuruluş olarak Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) madde içerisinde belirlenmiştir.
DEVLETLER ve GOOGLE/YOUTUBE İŞBİRLİĞİ ÖRNEKLERİ
Gönderen
leyla keser berber
Etiketler:
5651 Sayılı Kanun,
İnternet Erişiminin Engellenmesi
/
Yorumlar: (0)
Youtube/Google'a ilişkin olarak sorunlar yaşadığımız şu günler, 3 yıllık bir uygulama sürecine tanıklık ettiğimiz 5651 Sayılı Yasa'nın da (İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun) artı ve eksilerini tartışma ve bu konuda yeni bir haritası belirleme zamanının geldiğini göstermektedir.
İnternet yasakları ve hukuka aykırı içerik ve suçlarla mücadele bakımından düşünce ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere temal hak ve özgürlüklere saygılı, tek bir hukuka aykırı içerik yüzünden tüm kullanıcıların zarar görmeyeceği tabir caizse "pire için yorgan yakmamamızı" sağlayacak yeni yöntemler üzerinde düşünme ve kendimize diğer ülkelerden almayacağımız, bilakis diğer ülkelere örnek olacağımız yeni bir yasal düzenleme yapmak üzere fikir birliği yapmamız gerekmektedir.
Dijital devrim veya bilgi çağı her zaman vurguladığımız üzere Türkiye'nin bu defa kaçırmaması, bilakis dahil olması ve fırsatlarından istifade etmesi gereken bir dönemdir. 5651 Sayılı Kanunun bu kriter açısından değerlendirmesi son derece önemlidir. Kanunda 8. madde de öngörülen erişimin engellenmesi olarak tanımlanan engelleme yöntemi ve uygulaması dolayısıyla bugüne kadar işin hak ve özgürlüklere dokunan tarafı dışında mali boyutu ve uğradığımız zararları gösteren rakamlar ortaya konulmalıdır. Hukukun ekonomik analizi veya hukuki risk analizleri kavramları çerçevesinde soruna yaklaşıldığında; bir yasal düzenleme henüz hazırlanırken bu tür etki analizlerinin yapılması ve uygulamaya konulduğunda söz konusu olabilecek maddi kazanım veya kayıpların yaklaşık olarak rakamsal değerlerinin bilinmesi gerekmektedir. Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de maalesef bu analizler yapılmadan yasal düzenlemeler yürürlüğe konmakta ve iyi veya kötü sonuçları uygulama sürecine bırakılaktadır.
5651 açısından da durum budur. Yasal düzenlemenin olumlu veya olumsuz, işleyen veya işlemeyen, etkin olan veya olmayan tüm yönleri bu yasal düzenleme hazırlanırken çok fazla düşünülmemiştir. Ancak şimdi 3 yılın bizi getirdiği noktada durup, bundan sonrası için neler yapılması gerektiğinde konusunda ciddi çalışmalar yapılması gerekmektedir.
Sınırların, yasakların, devlet bürokrasilerinin olmadığı ve bir "dünya vatandaşı" olarak yaşayabileceğimiz İnternet hepimizin idealidir. Ancak devletlerin egemenliklerini kaybetmeme kaygıları yüzünden bugün ülkemizde ve dünyanın hemen her ülkesinde internet bu "egemen olma" isteğinden nasibini almıştır. Dolayısıyla karşımıza farklı spektrumlarda internete müdahale eden bir dünya haritası çıkmaktadır.
Türkiye'nin 5651 Sayılı Kanunu temel olarak iki alanda tekrar gözden geçirmesi, revize etmesi gerekmektedir. Bunlardan biri bugün elektronik ortamdaki sayı ve çeşitlerine bakıldığında Yasa da eksik kaldığı gözlemlenen internet aktörlerine ilişkin konuudr. Diğeri ve belki daha önemlsi ise erişimin engellenmesi konusudur. Bu noktada insan hak ve özgürlüklerine saygılı, ekonomik açıdan büyük zararlara uğramamızın önüne geçecek yöntemlerin neler olabileceğinin üzerinde düşünmek ve bunu yasal düzenlemeye yansıtmak kaçınılmazdır.
Etkin yöntemlerden biri bu konuda global işbirliğidir. Özellikle Google, Facebook gibi kurumlarla yapılacak işbirlikleri ülkelerin hem global hem de lokal anlamda hassas oldukları veya suç kabul ettikleri konularda mücadeleyi insan hakları ve özgürlükerine ve ekonomik menfaatlerine uygun şekillerde çzöümlemektedir. Avrupa Birliği'nin özellikle kişisel verilerin korunmasına ilişkin kaygılarla Google'ın street view uygulaması veya Facebook'un mahremiyet ayarları bakımından bu şirketlerle yaptığı işbirlikleri son dönemlerde gözlemlenen iyi uygulama örneklerindendir.
Bunun dışında
http://www.google.com/governmentrequests/
sayfasında görüleceği üzere, Google/Youtube 2009 yılı içinde dünyanın farklı hükümetlerinden kendilerine gelen talep çeşitlerini ve sayılarını harita üzerinde göstermektedir.
İnternet yasakları ve hukuka aykırı içerik ve suçlarla mücadele bakımından düşünce ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere temal hak ve özgürlüklere saygılı, tek bir hukuka aykırı içerik yüzünden tüm kullanıcıların zarar görmeyeceği tabir caizse "pire için yorgan yakmamamızı" sağlayacak yeni yöntemler üzerinde düşünme ve kendimize diğer ülkelerden almayacağımız, bilakis diğer ülkelere örnek olacağımız yeni bir yasal düzenleme yapmak üzere fikir birliği yapmamız gerekmektedir.
Dijital devrim veya bilgi çağı her zaman vurguladığımız üzere Türkiye'nin bu defa kaçırmaması, bilakis dahil olması ve fırsatlarından istifade etmesi gereken bir dönemdir. 5651 Sayılı Kanunun bu kriter açısından değerlendirmesi son derece önemlidir. Kanunda 8. madde de öngörülen erişimin engellenmesi olarak tanımlanan engelleme yöntemi ve uygulaması dolayısıyla bugüne kadar işin hak ve özgürlüklere dokunan tarafı dışında mali boyutu ve uğradığımız zararları gösteren rakamlar ortaya konulmalıdır. Hukukun ekonomik analizi veya hukuki risk analizleri kavramları çerçevesinde soruna yaklaşıldığında; bir yasal düzenleme henüz hazırlanırken bu tür etki analizlerinin yapılması ve uygulamaya konulduğunda söz konusu olabilecek maddi kazanım veya kayıpların yaklaşık olarak rakamsal değerlerinin bilinmesi gerekmektedir. Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de maalesef bu analizler yapılmadan yasal düzenlemeler yürürlüğe konmakta ve iyi veya kötü sonuçları uygulama sürecine bırakılaktadır.
5651 açısından da durum budur. Yasal düzenlemenin olumlu veya olumsuz, işleyen veya işlemeyen, etkin olan veya olmayan tüm yönleri bu yasal düzenleme hazırlanırken çok fazla düşünülmemiştir. Ancak şimdi 3 yılın bizi getirdiği noktada durup, bundan sonrası için neler yapılması gerektiğinde konusunda ciddi çalışmalar yapılması gerekmektedir.
Sınırların, yasakların, devlet bürokrasilerinin olmadığı ve bir "dünya vatandaşı" olarak yaşayabileceğimiz İnternet hepimizin idealidir. Ancak devletlerin egemenliklerini kaybetmeme kaygıları yüzünden bugün ülkemizde ve dünyanın hemen her ülkesinde internet bu "egemen olma" isteğinden nasibini almıştır. Dolayısıyla karşımıza farklı spektrumlarda internete müdahale eden bir dünya haritası çıkmaktadır.
Türkiye'nin 5651 Sayılı Kanunu temel olarak iki alanda tekrar gözden geçirmesi, revize etmesi gerekmektedir. Bunlardan biri bugün elektronik ortamdaki sayı ve çeşitlerine bakıldığında Yasa da eksik kaldığı gözlemlenen internet aktörlerine ilişkin konuudr. Diğeri ve belki daha önemlsi ise erişimin engellenmesi konusudur. Bu noktada insan hak ve özgürlüklerine saygılı, ekonomik açıdan büyük zararlara uğramamızın önüne geçecek yöntemlerin neler olabileceğinin üzerinde düşünmek ve bunu yasal düzenlemeye yansıtmak kaçınılmazdır.
Etkin yöntemlerden biri bu konuda global işbirliğidir. Özellikle Google, Facebook gibi kurumlarla yapılacak işbirlikleri ülkelerin hem global hem de lokal anlamda hassas oldukları veya suç kabul ettikleri konularda mücadeleyi insan hakları ve özgürlükerine ve ekonomik menfaatlerine uygun şekillerde çzöümlemektedir. Avrupa Birliği'nin özellikle kişisel verilerin korunmasına ilişkin kaygılarla Google'ın street view uygulaması veya Facebook'un mahremiyet ayarları bakımından bu şirketlerle yaptığı işbirlikleri son dönemlerde gözlemlenen iyi uygulama örneklerindendir.
Bunun dışında
http://www.google.com/governmentrequests/
sayfasında görüleceği üzere, Google/Youtube 2009 yılı içinde dünyanın farklı hükümetlerinden kendilerine gelen talep çeşitlerini ve sayılarını harita üzerinde göstermektedir.
ONLINE UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM YÖNTEMLERİNDE (ODR) KONVANSİYONA DOĞRU
Gönderen
leyla keser berber
on 29 Mayıs 2010 Cumartesi
Etiketler:
Online Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri (ODR)
/
Yorumlar: (0)
Elektronik ticaret başta olmak üzere, elektronik ortamda gerçekleşen hukuki ilişkilerden doğan uyuşmazlıkların çözümünde, özellikle minipayment olarak adlandırdığımız küçük meblağlı alışverişlerden doğan uyuşmazlıklarda tercih edilen Online Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri (Onlıne Dispute Resolution,ODR)'ne ilişkin olarak UNCITRAL (Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu) tarafından hazırlanan bir hukuki metin söz konusudur. Bu doküman nihai versiyona ulaştığında Konvansiyon olarak Birleşmiş Milletlere üye devletlerin onayına sunulacaktır. Şu sıralar devam eden hazırlık sürecinde, UNCITRAL tarafından yapılan çalışmalara katkıda bulunmak amacıyla Pace Law School, Uluslararası Ticaret Hukuku Enstitüsü'nün önderliğinde aşağıda isimlerini göreceğiniz bir dizi kurum tarafından görüş ve öneri niteliğinde ayrı bir doküman daha hazırlanmıştır.
İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin 16 Haziran 2010 tarihinde faaliyete geçen Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü'nün de imzasının bulunduğu bu dokümanla ilgili bilgiler aşağıda yer almaktadır.
United Nations Commission
on International Trade Law
Forty-third session
New York, 21 June – 9 July 2010
Paper supporting the possible future work on online dispute resolution by UNCITRAL
Note submitted by the Institute of International Commercial Law (Pace Law School), and the following Organizations and Institutions:
Organizations and Institutions:
o American National Standards Institute
o Cairo Regional Centre for International Commercial Arbitration, Egypt
o Center for Transnational Law (CENTRAL), Cologne University, Germany
o Center for International Legal Education, University of Pittsburgh
o Chartered Institute of Arbitrators (Singapore) Limited
o Committee on International Contract and Commercial Law, International Section of New York State Bar Association
o Czech Arbitration Court
o China Society of Private International Law
o Dispute Resolution Division, Council of Better Business Bureaus, Inc.
o Egyptian ADR Association
o European Legal Studies Institute , University of Osnabruck, Germany
o Faculty of Law, Potchefstroom Campus, Northwest University, Potchefstroom, South Africa
o Geneva Master in International Dispute Settlement, University of Geneva Law Faculty and Graduate Institute of International and Development Studies
o Global Business Dialogue on e-Society
o Hong Internet Forum
o Hong Kong Institute of Arbitrators (HKIArb)
o Institute of Commercial Law, Penn State Dickinson School of Law
o Institute of Computer and Communications Law, Centre for Commercial Law Studies, Queen Mary College, University of London
o Institute of Law and Technology, Faculty of Law, Masaryk University, Czech Republic
o Institute of International Law, Wuhan University, P.R.China
o International Association for Commercial and Contract Management (IACCM)
o International Chamber of Commerce
o International Institute for Conflict Prevention & Resolution (CPR)
o Internet Bar Organization
o İstanbul Bilgi University Institute of ICT and Law, Turkey
o Latin American E-commerce Institute
o Law Department of the European University Institute
o Mediators Beyond Borders
o National Institute for Dispute Resolution and Technology
o OECD – Committee on Consumer Policy Secretariat
o ODR LatinoAmerica
o School of International Arbitration, Centre for Commercial Law Studies, Queen Mary College, University of London
o School of Law, City University of Hong Kong
o The Mediation Room
Table of Contents
I.
Executive Summary……………………………………………………………………...
2
II.
A Collaborative Effort to Create an Integrated ODR System……………………………
3
III.
The Guiding Principles for the Establishment of Rules and/or Principles to Support a Global Online Dispute Resolution Mechanism for Electronic and Mobile Transactions………………………………………………………………………………
4
I. Executive Summary
The increase and indispensability of information and communications technology (ICT) in the developed and developing world represents significant opportunities for access to justice by buyers and sellers concluding cross-border commercial transactions via internet and mobile platforms. In tandem with the sharp increase over the last two decades of commercial transactions concluded via the internet (electronic commerce B2B, B2C, and C2C), there has been extensive discussion regarding the use of systems – either judicial or extra-judicial – to resolve the domestic and cross-border disputes which inevitably arise as part of the management of this type of commercial transaction. Online dispute resolution (ODR) has emerged as a desirable option for the resolution of such disputes. In fact, for small-value, high-volume contracts concluded electronically it is acknowledged by industry and consumer groups that extra-judicial (ADR) procedures – particularly ODR – are desired for the fair and expeditious settlement of these disputes.
The ODR discussion is not limited to small-value, high volume transactions, however, as government-sponsored and private-sector ODR systems have been established over the last decade for B2B, B2C and C2C disputes of different shapes and sizes. Indeed, ODR has spawned its own culture and distinctiveness from normal ADR and litigation proceedings given the particularities and opportunities stemming from its online platform. Yet, even with these developments, it is clear that the efforts have remained disjointed, i.e., applying different standards of due process to participants, largely addressing only domestic online disputes, failing to offer effective enforcement mechanisms, and are often not readily apparent options to buyers compared to mainstream litigation and ADR. These shortcomings reflect some of the reasons why many buyers largely refrain from engaging in cross-border electronic and mobile commerce and why it is crucial that a global harmonizing instrument or set of principles be created in the near future to support online dispute resolution systems that can handle cross-border disputes across the commercial spectrum, including the potential millions of small-value B2B, B2C and C2C disputes that occur annually.
UNCITRAL is uniquely positioned to establish instruments or guidelines particularly suited for redress in the online commercial environment, reflecting the needs of the developed and developing world. This Note reflects on the consensus established by experts within the ODR community and enumerates guidelines for the development of harmonized rules and/or guidelines to support such ODR systems.
II. A Collaborative Effort to Create an Integrated ODR System
It is essential that the gap in online cross-border redress is filled so that merchants and consumers have a viable option to resolve cross-border electronic commercial disputes. The current channels available – cumbersome and expensive resorts to courts or traditional international arbitration procedures established for more complex disputes – are not useful or necessarily needed for that vast majority of these cross-border disputes. Moreover, as the consumers’ position as international traders is more firmly fixed in the global economy, the presence of an effective online dispute resolution system will be a significant factor encouraging consumer confidence in cross-border transactions, which benefits both merchants and consumers. A gateway to a collaborative effort to create an integrated system for ODR is open given the consensus of the experts within the ODR community:
• the existence of a global redress system is essential to the continued success and growth of electronic commerce and mobile commerce in the developed and developing world;
• a global online dispute resolution system (ODR) would be a fair, attractive, and affordable redress system to both sellers and buyers and should inspire confidence in the ability of the system to economically, expeditiously, efficiently, fairly, and transparently resolve claims (both B2B and B2C);
• inter-governmental organizations, the private sector, and non-profit organizations have acknowledged the need for ODR systems in this context and limited online redress systems have succeeded over the last decade, but no global standard set of rules or system has emerged from these efforts;
• conservative estimates suggest millions of small value disputes (B2B and B2C) could be resolved via a global ODR system annually;
• general principles for the establishment of a fair and efficient global ODR system have achieved consensus amongst the various interested and impacted groups;
• contrary to the tremendous growth in domestic electronic commerce in the last decade, there is a relative stagnation of growth in cross-border electronic commerce in the developed world due, in part, to a lack of regional and/or global redress system;
• mobile telephony is experiencing exponential growth in developing countries and will have important and definite implications for doing business in the developing world;
• UNCITRAL could support the creation and functioning of a global ODR system by designing generic rules and/or principles which, consistent with the approach adopted in UNCITRAL instruments (such as the Model Law on Electronic Commerce), could apply in both B2B and B2C environments.
III. The Guiding Principles for the Establishment of Rules and/or Principles to Support a Global Online Dispute Resolution Mechanism for Electronic and Mobile Transactions
Drawing on the lessons learned, systems established, models rules on e-commerce, and guidelines developed in the last two decades, principles have emerged to guide the development of legal instruments to support a global online dispute resolution system. These guidelines are not intended to exclude or trump other rules and/or principles to be incorporated into a B2B, B2C or C2C dispute resolution system.
Guiding Principles Impacting the Creation of a Global Online Dispute Resolution Mechanism Common to Electronic and Mobile Commerce B2B, B2C and C2C disputes:
Electronic Commerce
• “[A]n increasing number of transactions in international trade are carried out by means of electronic data interchange and other means of communication, commonly referred to as “electronic commerce”, which involve the use of alternatives to paper-based methods of communication and storage of information”
• “[T]he increased use of electronic communications improves the efficiency of commercial activities, enhances trade connections and allows new access opportunities for previously remote parties and markets, thus playing a fundamental role in promoting trade and economic development, both domestically and internationally”
Rules of Procedure
• Sellers should provide access to buyers, so that they may choose to attempt resolution of the dispute directly with seller before resorting to any formal redress systems (e.g., “customer satisfaction systems”).
• “[T]he adoption of uniform rules to remove obstacles to the use of electronic communications in international contracts, including obstacles that might result from the operation of existing international trade law instruments, would enhance legal certainty and commercial predictability for international contracts and help States gain access to modern trade routes.”
• “[U]niform rules should respect the freedom of parties to choose appropriate media and technologies, taking account of the principles of technological neutrality and functional equivalence, to the extent that the means chosen by the parties comply with the purpose of the relevant rules of law.”
• ODR personnel and decision-makers should be impartial, and should possess sufficient skills and training. Decision-makers must disclose any potential conflicts and parties must have the opportunity to object to a decision-maker within a reasonable time after the appointment of the decision-maker.
• The ODR system should offer dispute resolution methods and remedies that are suitable to the nature of disputes that the system will accept.
• ODR systems should be easily accessible, user-friendly, efficient, timely, transparent and low-cost to the consumer in case of B2C or C2C disputes.
• With regard to B2C disputes, ADR dispute resolution officers may decide in equity and/or on the basis of codes of conduct, also taking into account the general principles common to the laws of the member state of the UN and usages which are widely known to, and regularly observed by, parties to contracts of the type involved in the particular transaction concerned. This flexibility as regards the grounds for ADR decisions provides an opportunity for the development of high standards of consumer protection worldwide.
• Rules or general principles created to support a global ODR system should not create obstacles for the innovative use of technology.
• “ADR providers should refer disputes to the relevant law enforcement authorities, with the [buyer’s] permission, when they have reason to believe that there may be fraud, deceit or patterns of abuse on the part of the Internet merchant. In such cases, the merchant should be informed that such action has been taken.”
Information to be provided
• Potential buyers should be fully informed about the conditions of access to the ODR system at the time the transaction is concluded (including, costs, type of ODR, i.e., negotiation, mediation, arbitration or other).
• Sellers should provide buyers with information regarding ODR providers to which a claim can be filed (e.g., via reference to a code of conduct, trustmark or in the general sales conditions).
ODR Providers
• ODR providers should be accredited by third-party accreditation associations or national consumer agencies applying a universal set of criteria.
• There should be close cooperation between the public and private sector to achieve a satisfactory global ODR system, particularly regarding enforcement of decisions rendered by the ODR providers.
• ODR providers should provide sellers and buyers with sufficient information to allow an informed choice about participating in ODR, including the methods of dispute resolution used; the scope of the provider’s authority; any fees the parties will have to pay; available remedies; the criteria against which the dispute will be evaluated (e.g., codes of conduct, legal principles, equity); significant differences from court procedures; a statement of the precise dispute or type(s) of dispute to which the consent to participate applies; how to access the process and how to obtain a copy of the applicable dispute resolution procedures; expected time frames for the completion of each different method; and whether the complainant will be giving up the right to go to court if not satisfied with the resolution.
İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin 16 Haziran 2010 tarihinde faaliyete geçen Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü'nün de imzasının bulunduğu bu dokümanla ilgili bilgiler aşağıda yer almaktadır.
United Nations Commission
on International Trade Law
Forty-third session
New York, 21 June – 9 July 2010
Paper supporting the possible future work on online dispute resolution by UNCITRAL
Note submitted by the Institute of International Commercial Law (Pace Law School), and the following Organizations and Institutions:
Organizations and Institutions:
o American National Standards Institute
o Cairo Regional Centre for International Commercial Arbitration, Egypt
o Center for Transnational Law (CENTRAL), Cologne University, Germany
o Center for International Legal Education, University of Pittsburgh
o Chartered Institute of Arbitrators (Singapore) Limited
o Committee on International Contract and Commercial Law, International Section of New York State Bar Association
o Czech Arbitration Court
o China Society of Private International Law
o Dispute Resolution Division, Council of Better Business Bureaus, Inc.
o Egyptian ADR Association
o European Legal Studies Institute , University of Osnabruck, Germany
o Faculty of Law, Potchefstroom Campus, Northwest University, Potchefstroom, South Africa
o Geneva Master in International Dispute Settlement, University of Geneva Law Faculty and Graduate Institute of International and Development Studies
o Global Business Dialogue on e-Society
o Hong Internet Forum
o Hong Kong Institute of Arbitrators (HKIArb)
o Institute of Commercial Law, Penn State Dickinson School of Law
o Institute of Computer and Communications Law, Centre for Commercial Law Studies, Queen Mary College, University of London
o Institute of Law and Technology, Faculty of Law, Masaryk University, Czech Republic
o Institute of International Law, Wuhan University, P.R.China
o International Association for Commercial and Contract Management (IACCM)
o International Chamber of Commerce
o International Institute for Conflict Prevention & Resolution (CPR)
o Internet Bar Organization
o İstanbul Bilgi University Institute of ICT and Law, Turkey
o Latin American E-commerce Institute
o Law Department of the European University Institute
o Mediators Beyond Borders
o National Institute for Dispute Resolution and Technology
o OECD – Committee on Consumer Policy Secretariat
o ODR LatinoAmerica
o School of International Arbitration, Centre for Commercial Law Studies, Queen Mary College, University of London
o School of Law, City University of Hong Kong
o The Mediation Room
Table of Contents
I.
Executive Summary……………………………………………………………………...
2
II.
A Collaborative Effort to Create an Integrated ODR System……………………………
3
III.
The Guiding Principles for the Establishment of Rules and/or Principles to Support a Global Online Dispute Resolution Mechanism for Electronic and Mobile Transactions………………………………………………………………………………
4
I. Executive Summary
The increase and indispensability of information and communications technology (ICT) in the developed and developing world represents significant opportunities for access to justice by buyers and sellers concluding cross-border commercial transactions via internet and mobile platforms. In tandem with the sharp increase over the last two decades of commercial transactions concluded via the internet (electronic commerce B2B, B2C, and C2C), there has been extensive discussion regarding the use of systems – either judicial or extra-judicial – to resolve the domestic and cross-border disputes which inevitably arise as part of the management of this type of commercial transaction. Online dispute resolution (ODR) has emerged as a desirable option for the resolution of such disputes. In fact, for small-value, high-volume contracts concluded electronically it is acknowledged by industry and consumer groups that extra-judicial (ADR) procedures – particularly ODR – are desired for the fair and expeditious settlement of these disputes.
The ODR discussion is not limited to small-value, high volume transactions, however, as government-sponsored and private-sector ODR systems have been established over the last decade for B2B, B2C and C2C disputes of different shapes and sizes. Indeed, ODR has spawned its own culture and distinctiveness from normal ADR and litigation proceedings given the particularities and opportunities stemming from its online platform. Yet, even with these developments, it is clear that the efforts have remained disjointed, i.e., applying different standards of due process to participants, largely addressing only domestic online disputes, failing to offer effective enforcement mechanisms, and are often not readily apparent options to buyers compared to mainstream litigation and ADR. These shortcomings reflect some of the reasons why many buyers largely refrain from engaging in cross-border electronic and mobile commerce and why it is crucial that a global harmonizing instrument or set of principles be created in the near future to support online dispute resolution systems that can handle cross-border disputes across the commercial spectrum, including the potential millions of small-value B2B, B2C and C2C disputes that occur annually.
UNCITRAL is uniquely positioned to establish instruments or guidelines particularly suited for redress in the online commercial environment, reflecting the needs of the developed and developing world. This Note reflects on the consensus established by experts within the ODR community and enumerates guidelines for the development of harmonized rules and/or guidelines to support such ODR systems.
II. A Collaborative Effort to Create an Integrated ODR System
It is essential that the gap in online cross-border redress is filled so that merchants and consumers have a viable option to resolve cross-border electronic commercial disputes. The current channels available – cumbersome and expensive resorts to courts or traditional international arbitration procedures established for more complex disputes – are not useful or necessarily needed for that vast majority of these cross-border disputes. Moreover, as the consumers’ position as international traders is more firmly fixed in the global economy, the presence of an effective online dispute resolution system will be a significant factor encouraging consumer confidence in cross-border transactions, which benefits both merchants and consumers. A gateway to a collaborative effort to create an integrated system for ODR is open given the consensus of the experts within the ODR community:
• the existence of a global redress system is essential to the continued success and growth of electronic commerce and mobile commerce in the developed and developing world;
• a global online dispute resolution system (ODR) would be a fair, attractive, and affordable redress system to both sellers and buyers and should inspire confidence in the ability of the system to economically, expeditiously, efficiently, fairly, and transparently resolve claims (both B2B and B2C);
• inter-governmental organizations, the private sector, and non-profit organizations have acknowledged the need for ODR systems in this context and limited online redress systems have succeeded over the last decade, but no global standard set of rules or system has emerged from these efforts;
• conservative estimates suggest millions of small value disputes (B2B and B2C) could be resolved via a global ODR system annually;
• general principles for the establishment of a fair and efficient global ODR system have achieved consensus amongst the various interested and impacted groups;
• contrary to the tremendous growth in domestic electronic commerce in the last decade, there is a relative stagnation of growth in cross-border electronic commerce in the developed world due, in part, to a lack of regional and/or global redress system;
• mobile telephony is experiencing exponential growth in developing countries and will have important and definite implications for doing business in the developing world;
• UNCITRAL could support the creation and functioning of a global ODR system by designing generic rules and/or principles which, consistent with the approach adopted in UNCITRAL instruments (such as the Model Law on Electronic Commerce), could apply in both B2B and B2C environments.
III. The Guiding Principles for the Establishment of Rules and/or Principles to Support a Global Online Dispute Resolution Mechanism for Electronic and Mobile Transactions
Drawing on the lessons learned, systems established, models rules on e-commerce, and guidelines developed in the last two decades, principles have emerged to guide the development of legal instruments to support a global online dispute resolution system. These guidelines are not intended to exclude or trump other rules and/or principles to be incorporated into a B2B, B2C or C2C dispute resolution system.
Guiding Principles Impacting the Creation of a Global Online Dispute Resolution Mechanism Common to Electronic and Mobile Commerce B2B, B2C and C2C disputes:
Electronic Commerce
• “[A]n increasing number of transactions in international trade are carried out by means of electronic data interchange and other means of communication, commonly referred to as “electronic commerce”, which involve the use of alternatives to paper-based methods of communication and storage of information”
• “[T]he increased use of electronic communications improves the efficiency of commercial activities, enhances trade connections and allows new access opportunities for previously remote parties and markets, thus playing a fundamental role in promoting trade and economic development, both domestically and internationally”
Rules of Procedure
• Sellers should provide access to buyers, so that they may choose to attempt resolution of the dispute directly with seller before resorting to any formal redress systems (e.g., “customer satisfaction systems”).
• “[T]he adoption of uniform rules to remove obstacles to the use of electronic communications in international contracts, including obstacles that might result from the operation of existing international trade law instruments, would enhance legal certainty and commercial predictability for international contracts and help States gain access to modern trade routes.”
• “[U]niform rules should respect the freedom of parties to choose appropriate media and technologies, taking account of the principles of technological neutrality and functional equivalence, to the extent that the means chosen by the parties comply with the purpose of the relevant rules of law.”
• ODR personnel and decision-makers should be impartial, and should possess sufficient skills and training. Decision-makers must disclose any potential conflicts and parties must have the opportunity to object to a decision-maker within a reasonable time after the appointment of the decision-maker.
• The ODR system should offer dispute resolution methods and remedies that are suitable to the nature of disputes that the system will accept.
• ODR systems should be easily accessible, user-friendly, efficient, timely, transparent and low-cost to the consumer in case of B2C or C2C disputes.
• With regard to B2C disputes, ADR dispute resolution officers may decide in equity and/or on the basis of codes of conduct, also taking into account the general principles common to the laws of the member state of the UN and usages which are widely known to, and regularly observed by, parties to contracts of the type involved in the particular transaction concerned. This flexibility as regards the grounds for ADR decisions provides an opportunity for the development of high standards of consumer protection worldwide.
• Rules or general principles created to support a global ODR system should not create obstacles for the innovative use of technology.
• “ADR providers should refer disputes to the relevant law enforcement authorities, with the [buyer’s] permission, when they have reason to believe that there may be fraud, deceit or patterns of abuse on the part of the Internet merchant. In such cases, the merchant should be informed that such action has been taken.”
Information to be provided
• Potential buyers should be fully informed about the conditions of access to the ODR system at the time the transaction is concluded (including, costs, type of ODR, i.e., negotiation, mediation, arbitration or other).
• Sellers should provide buyers with information regarding ODR providers to which a claim can be filed (e.g., via reference to a code of conduct, trustmark or in the general sales conditions).
ODR Providers
• ODR providers should be accredited by third-party accreditation associations or national consumer agencies applying a universal set of criteria.
• There should be close cooperation between the public and private sector to achieve a satisfactory global ODR system, particularly regarding enforcement of decisions rendered by the ODR providers.
• ODR providers should provide sellers and buyers with sufficient information to allow an informed choice about participating in ODR, including the methods of dispute resolution used; the scope of the provider’s authority; any fees the parties will have to pay; available remedies; the criteria against which the dispute will be evaluated (e.g., codes of conduct, legal principles, equity); significant differences from court procedures; a statement of the precise dispute or type(s) of dispute to which the consent to participate applies; how to access the process and how to obtain a copy of the applicable dispute resolution procedures; expected time frames for the completion of each different method; and whether the complainant will be giving up the right to go to court if not satisfied with the resolution.
AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİ
Gönderen
leyla keser berber
on 24 Mayıs 2010 Pazartesi
Etiketler:
Aile Hekimliği,
e-sağlık,
Kişisel Sağlık Verileri
/
Yorumlar: (0)
25 Mayıs 2010 SALI
Resmî Gazete
Sayı : 27591
YÖNETMELİK
Sağlık Bakanlığından:
AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİ
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmek ve verilen sağlık hizmetinin kalitesini artırmak için aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının çalışma usul ve esaslarını, çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralamasını, aile hekimliği uygulamasına geçişe ve nakillere ilişkin puanlama sistemini ve sayılarını, aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fiziki ve teknik şartları, meslek ilkelerini, iş tanımlarını, performans ve hizmet kalite standartlarını, hasta sevk evrakı, reçete, rapor ve diğer kullanılacak belgelerin şeklini ve içeriğini, diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliğini, kayıtların tutulmasını, çalışma ve denetime ilişkin sair usul ve esasları belirlemektir.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 24/11/2004 tarihli ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile 13/12/1983 tarihli ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 43 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Aile hekimi: Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini, yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın, her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Bakanlığın öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabipleri,
b) Aile hekimliği birimi: Bir aile hekimi ve en az bir aile sağlığı elemanından oluşan yapıyı,
c) Aile sağlığı elemanı: Aile hekimi ile birlikte hizmet veren, sözleşmeli çalıştırılan veya Bakanlıkça görevlendirilen hemşire, ebe, sağlık memurunu (toplum sağlığı),
ç) Aile sağlığı merkezi: Bir veya daha fazla aile hekimi ile aile sağlığı elemanlarınca aile hekimliği hizmetinin verildiği sağlık kuruluşunu,
d) Bakanlık: Sağlık Bakanlığını,
e) Geçici aile hekimi: Aile hekiminin yıllık izin veya hastalık izninde bulunduğu sürede yerine bakan veya boş aile hekimliği pozisyonuna yerleştirme yapılıncaya kadar bu pozisyona görevlendirilen aile hekimini,
f) Geçici aile sağlığı elemanı: Aile sağlığı elemanının yıllık izin veya hastalık izninde bulunduğu sürede yerine bakan veya boş aile sağlığı elemanı pozisyonuna yerleştirme yapılıncaya kadar bu pozisyona görevlendirilen aile sağlığı elemanını,
g) Gezici sağlık hizmeti: Aile hekimi ve/veya aile sağlığı elemanının, müdürlükçe tespit edilen uzak mahalle, belde, köy, mezra gibi yerleşim birimlerine Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara göre giderek mahallinde vereceği sağlık hizmetini,
ğ) Hizmet bölgesi, hizmet grubu ve hizmet puanı: 8/6/2004 tarihli ve 25486 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliğinin ilgili maddelerinde açıklanan bölge, grup ve puanlarını,
h) Kanun: 24/11/2004 tarihli ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanunu,
ı) Müdürlük: İl sağlık müdürlüğünü,
i) Toplum sağlığı merkezi: Bölgesinde yaşayan toplumun sağlığını geliştirmeyi ve korumayı ön plana alarak sağlıkla ilgili risk ve sorunları belirleyen, bu sorunları gidermek için planlama yapan ve bu planları uygulayan, uygulatan; birinci basamak koruyucu, iyileştirici ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini müdürlüğün sevk ve idaresinde organize eden, bu hizmetlerin verimli şekilde sunulmasını izleyen, değerlendiren ve destekleyen, bölgesinde bulunan sağlık kuruluşları ile diğer kurum ve kuruluşlar arasındaki koordinasyonu sağlayan sağlık kuruluşunu,
j) Yerinde sağlık hizmeti: Aile hekimi ve/veya aile sağlığı elemanının, müdürlükçe tespit edilen cezaevi, çocuk ıslahevi, huzurevi, korunmaya muhtaç çocukların barındığı çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları gibi toplu yaşam alanlarına Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara göre giderek yerinde vereceği sağlık hizmetini,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Çalışma Usul ve Esasları
Aile hekiminin görev, yetki ve sorumlulukları
MADDE 4 – (1) Aile hekimi, aile sağlığı merkezini yönetmek, birlikte çalıştığı ekibi denetlemek ve hizmet içi eğitimlerini sağlamak, Bakanlıkça yürütülen özel sağlık programlarının gerektirdiği kişiye yönelik sağlık hizmetlerini yürütmekle yükümlüdür.
(2) Aile hekimi, kendisine kayıtlı kişileri bir bütün olarak ele alıp, kişiye yönelik koruyucu, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini bir ekip anlayışı içinde sunar.
(3) Aile hekimi, Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde;
a) Çalıştığı bölgenin sağlık hizmetinin planlamasında bölgesindeki toplum sağlığı merkezi ile işbirliği yapar,
b) Hekimlik uygulaması sırasında karşılaştığı toplum ve çevre sağlığını ilgilendiren durumları bölgesinde bulunduğu toplum sağlığı merkezine bildirir,
c) Kendisine kayıtlı kişilerin ilk değerlendirmesini yapmak için altı ay içinde ev ziyaretinde bulunur veya kişiler ile iletişime geçer,
ç) Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak tanı, tedavi, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini verir,
d) Sağlıkla ilgili olarak kayıtlı kişilere rehberlik yapar, sağlığı geliştirici ve koruyucu hizmetler ile ana çocuk sağlığı ve aile planlaması hizmetlerini verir,
e) Periyodik sağlık muayenesi yapar,
f) Kayıtlı kişilerin yaş, cinsiyet ve hastalık gruplarına yönelik izlem ve taramaları (kanser, kronik hastalıklar, gebe, loğusa, yenidoğan, bebek, çocuk sağlığı, adölesan, erişkin, yaşlı sağlığı ve benzeri) yapar,
g) Evde takibi zorunlu olan özürlü, yaşlı, yatalak ve benzeri durumdaki kendisine kayıtlı kişilere evde veya gezici/yerinde sağlık hizmetlerinin yürütülmesi sırasında kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak tanı, tedavi, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini verir,
ğ) Aile sağlığı merkezi şartlarında tanı veya tedavisi yapılamayan hastaları sevk eder, sevk edilen hastaların geri bildirimi yapılan muayene, tetkik, tanı, tedavi ve yatış bilgilerini değerlendirir, ikinci ve üçüncü basamak tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri ile evde bakım hizmetlerinin koordinasyonunu sağlar,
h) Tetkik hizmetlerinin verilmesini sağlar ya da bu hizmetleri verir,
ı) Verdiği hizmetlerle ilgili olarak sağlık kayıtlarını tutar ve gerekli bildirimleri yapar,
i) Kendisine kayıtlı kişileri yılda en az bir defa değerlendirerek sağlık kayıtlarını günceller,
j) Gerektiğinde hastayı gözlem altına alarak tetkik ve tedavisini yapar,
k) Entegre sağlık hizmetinin sunulduğu merkezlerde gerektiğinde hastayı gözlem amaçlı yatırarak tetkik ve tedavisini yapar,
l) İlgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmi tabiplerce kişiye yönelik düzenlenmesi öngörülen her türlü sağlık raporu, sevk evrakı, reçete ve sair belgeleri düzenler,
m) Bakanlıkça belirlenen konularda hizmet içi eğitimlere katılır,
n) Bakanlıkça ve ilgili mevzuat ile verilen diğer görevleri yapar.
Aile sağlığı elemanının görev, yetki ve sorumlulukları
MADDE 5 – (1) Aile sağlığı elemanı, aile hekimi ile birlikte ekip anlayışı içinde kişiye yönelik koruyucu, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini sunmak ve görevinin gerektirdiği hizmetler ile ilgili sağlık kayıt ve istatistiklerini tutmakla yükümlüdür. 4 üncü maddede sayılan görevlerin yerine getirilmesinde aile hekimi ile birlikte çalışır.
(2) Aile sağlığı elemanı Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde;
a) Kişilerin yaşamsal bulgularını ölçer ve kaydeder,
b) Aile hekiminin gözetiminde, talimatı verilen ilaçları uygular,
c) Yara bakım hizmetlerini yürütür,
ç) Tıbbi alet, malzeme ve cihazların hizmete hazır bulundurulmasını sağlar,
d) Poliklinik hizmetlerine yardımcı olur, tıbbi sekreter bulunmadığı hallerde sevk edilen hastaların sevk edildiği kurumla koordinasyonunu sağlar,
e) Gereken tetkikler için numune alır, eğitimini aldığı basit laboratuvar tetkiklerini yapar veya aldığı numunelerin ilgili laboratuvar tarafından teslim alınmasını sağlar,
f) Gezici ve yerinde sağlık hizmetleri, sağlığı geliştirici ve koruyucu hizmetler ile ana çocuk sağlığı ve aile planlaması hizmetlerini verir, evde bakım hizmetlerinin verilmesinde aile hekimine yardımcı olur,
g) Bakanlıkça belirlenen hizmet içi eğitimlere katılır,
ğ) Sağlık hizmetlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak görev, yetki ve sorumlulukları kapsamında aile hekiminin verdiği diğer görevleri yerine getirir,
h) Bakanlıkça ve ilgili mevzuat ile verilen diğer görevleri yapar.
Gezici ve yerinde sağlık hizmetlerinin yürütülmesi
MADDE 6 – (1) Aile hekimliği pozisyonlarının planlanmasında; sağlık hizmetine ulaşımın zor olduğu belde, köy, mezra, uzak mahalleler ve benzeri yerleşim yerleri için gezici sağlık hizmeti; cezaevi, çocuk ıslahevi, huzurevi, korunmaya muhtaç çocukların barındığı çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları gibi özellik arz eden toplu yaşam alanlarından oluşan yerler için ise yerinde sağlık hizmeti bölgeleri müdürlükçe belirlenerek Bakanlıkça onaylanır. Aile hekimliği uygulamasına geçildikten sonra yapılmak istenen değişiklikler ilgili aile hekimlerinin de görüşleri alınarak her yıl Aralık ayının başında müdürlükçe belirlenerek Bakanlığın onayına sunulur.
(2) Cezaevi, çocuk ıslahevi, huzurevi, korunmaya muhtaç çocukların barındığı çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları gibi kişilerin kayıtlı oldukları aile hekimlerine doğrudan başvuru imkânlarının olmadığı ya da aile hekimlerini serbestçe seçme imkânının bulunmadığı toplu olarak yaşanılan ancak tabibi olmayan kurumların talepleri üzerine bir ya da birden çok aile hekimi yerinde sağlık hizmeti vermekle yükümlü kılınabilir. Bu kurumlarda yerinde sağlık hizmeti veren aile hekimleri, kurumlarda ikamet eden kişileri kayıt ederler. Yerinde sağlık hizmet bölgesi olarak ilan edilen kurumlar, aile hekimlerinin sunacağı sağlık hizmeti için asgari şartları sağlamakla yükümlüdür. Bu yerlerde her 100 kişi için ayda üç saatten az olmamak üzere; 750 kayıtlı kişiye kadar haftada en az bir kez, 750 ve üzeri kayıtlı kişiye ise haftada en az iki kez yerinde sağlık hizmeti verilir. Cezaevi ve çocuk ıslahevi için bu süre iki kat olarak uygulanır.
(3) Aile hekimlerinin gezici sağlık hizmeti sunacakları bölgelerdeki yerleşim birimlerine bir plan dâhilinde periyodik aralıklarla ulaşmaları ve hizmet vermeleri esastır. Gezici sağlık hizmetine ilişkin planlama; coğrafi durum, iklim ve ulaşım şartları ile kendisine bağlı yerleşim birimlerinin sayısı dikkate alınarak ve her 100 kişi için ayda üç saatten az olmamak üzere aile hekimi tarafından yapılır. 750 kayıtlı kişiye kadar haftada en az bir kez, 750 ve üzeri kayıtlı kişiye ise haftada en az iki kez gezici sağlık hizmeti verilir. Gezici sağlık hizmeti bölgesinde Bakanlığa ait sağlık tesisi var ise bu tesisler hizmet için kullanılabilir.
(4) Aile hekimi gezici ve/veya yerinde sağlık hizmeti planını sözleşme döneminin ilk ayında aylık olarak yapar, toplum sağlığı merkezine bildirir ve bunu sözleşme döneminin sonuna kadar uygular. Her ayın sonunda gezici/yerinde hizmet faaliyet raporunu toplum sağlığı merkezine bildirir. Zorunlu hallerde aile hekimi her türlü gezici hizmet planı değişikliğini hizmeti aksatmayacak şekilde bölgesindeki toplum sağlığı merkezine önceden bildirir. Aile hekimi; köy ve mahalle muhtarları ile kurum yetkilileri vasıtasıyla en geç bir önceki ayın son iş günü saat 12.00 ye kadar programının duyurulmasını sağlar. Aile sağlığı elemanının görev yetki ve sorumlulukları çerçevesinde, gezici/yerinde sağlık hizmetlerinin ilgili kısmı ulaşım ve tıbbi donanım imkânlarının aile hekimince sağlanması kaydıyla aile sağlığı elemanı tarafından da yapılabilir. Aile sağlığı elemanınca yapılan gezici/yerinde sağlık hizmeti süresi aile hekiminin gezici/yerinde sağlık hizmeti süresinden sayılmaz.
Bağışıklama hizmetleri
MADDE 7 – (1) Bağışıklama hizmetleri aile hekimi tarafından yürütülür. Genişletilmiş bağışıklama programı kapsamında ve/veya Bakanlıkça yürütülen kampanyalar doğrultusunda ihtiyaç duyulan aşılar, bölgesindeki toplum sağlığı merkezi tarafından aile hekimlerine ulaştırılır. Aile hekimleri aile sağlığı merkezinde soğuk zincir şartlarının sürdürülmesi için gerekli tedbirleri alır. Birden çok aile hekiminin görev yaptığı aile sağlığı merkezlerinde, aile hekimlerinin müştereken muhafaza ettikleri aşılar için üçer aylık aralıklarla bir aile hekimi ve bir aile sağlığı elemanı soğuk zincir sorumlusu olarak belirlenir. Aile sağlığı merkezinde yalnızca bir aile hekimliği biriminin bulunması halinde sorumluluk bu birimdeki aile hekimi ile aile sağlığı elemanına aittir.
Kişilerin aile hekimini seçebileceği bölgeler
MADDE 8 – (1) Aile hekimliği uygulamasına geçilen yerlerde kişilerin aile hekimlerine kayıtları yapılır. Yenidoğanlar ile henüz nüfusa kayıtlı olmayan bebek ve çocuklar annelerinin kayıtlı olduğu aile hekimine kaydedilir. Kişilerin aile hekimlerine ilk kaydı, aile hekimliği uygulamalarına yeni geçilen illerde müdürlük tarafından ikamet ettikleri bölge göz önünde bulundurularak yapılır. Her ilçe ve 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa tabi olmayan il merkezleri ayrı bir bölgedir. Kişiler, aile hekimini bölge sınırlaması olmaksızın serbestçe seçebilirler. Zorunlu haller dışında aile hekimi üç aydan önce değiştirilemez. Aile hekimi değişikliği kişilerin yazılı talebi üzerine hizmet almak istediği aile hekimince veya ilgili toplum sağlığı merkezince yapılır. Aile hekimince yapılan değişiklik, talep belgesi ile birlikte beş iş günü içerisinde ilgili toplum sağlığı merkezine ulaştırılır.
(2) Aile hekimliği uygulamasının olduğu İl’e ikamet amacıyla yeni gelen kişiler istedikleri bir aile hekimine kayıt yaptırırlar. Kayıt yaptırmamış olanlar, müdürlük tarafından yakın konumdaki kayıtlı kişi sayısı en az olan aile hekiminden başlanarak kayıt edilirler.
(3) Herhangi bir nedenle bölgedeki aile hekimleri tarafından kayıt edilemeyen kişi, müdürlük tarafından öncelikle ikamet ettiği yere yakın ve en az kişi kaydı olan aile hekiminin listesine eklenir.
(4) Gezici sağlık hizmeti verilen yerlerde oturan kişiler, gezici sağlık hizmeti almak üzere başka bir aile hekimine kayıt olamazlar. Ancak, başka bir aile hekimine kayıt olmak isterlerse, kayıt oldukları aile hekiminin aile sağlığı biriminden hizmet alırlar. Bu durumda, kayıt olunan yeni aile hekimi, o kişi veya kişiler için gezici sağlık hizmeti vermekle yükümlü tutulmaz.
(5) Sürekli ikamet ettiği bölgeden uzakta kalacak kişi veya geçici süre ile Türkiye’de ikamet edecek olan kişi, kendisine yakın konumdaki bir aile hekiminden misafir olarak sağlık hizmeti alır. Ancak 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa tabi olan ilçeler misafir uygulaması bakımından tek bölge kabul edilir. Aile hekimi misafir kişiler için herhangi bir ücret talep edemez.
Meslek ilkeleri
MADDE 9 – (1) Aile hekimi ve aile sağlığı elemanı, sağlık hizmetlerinin yürütülmesi esnasında 13/1/1960 tarihli ve 4/12578 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi ve bağlı bulunan ilgili mevzuat hükümlerine ve hasta haklarına uymakla yükümlüdür.
Çalışma saatleri
MADDE 10 – (1) Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları tam gün esasına göre çalışırlar.
(2) Mesai saatleri ve günleri, çalışma yerinin şartları da dikkate alınmak suretiyle çalıştığı bölgedeki kişilerin ihtiyaçlarına uygun olarak aile hekimi tarafından belirlenir ve müdürlükçe onaylanır. Çalışma saatleri içerisinde poliklinik gün ve saatleri ayrıca belirtilir. Yapılacak ev ziyaretleri ve gezici/yerinde sağlık hizmetleri çalışma süresine dahil edilir. Çalışılan günler ve saatler aile sağlığı merkezinin görünür bir yerine asılarak kişilerin bilgilenmesi sağlanır.
(3) Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları deprem, sel felaketi ve salgın gibi olağanüstü durumlarda çalışma saatlerine bağlı kalınmaksızın çalıştırılabilirler.
(4) Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezler dışında, hastanelerde aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet tutturulmaması esastır.
(5) Adli tıp kurumunun doğrudan hizmet vermediği ve hastane bulunan yerlerde yerinde otopsi dışındaki adli tıp hizmetleri hastaneler tarafından verilir. Yerinde otopsi mesai saatleri içerisinde toplum sağlığı merkezi hekimlerince yapılır. Hastane bulunmayan ilçe merkezleri ve entegre sağlık hizmetinin sunulduğu merkezlerde acil sağlık hizmetleri ile yerinde otopsi hizmeti dışındaki adlî tabiplik hizmetleri; mesai saatleri içinde aile hekimleri, mesai saatleri dışında ve resmi tatil günlerinde ise ilçe merkezindeki, toplum sağlığı merkezi hekimleri, entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde çalışan hekimler ve aile hekimlerinin toplamı dikkate alınarak aşağıdaki gibi icap veya aktif nöbet uygulamaları şeklinde yürütülür.
a) Hastane bulunmayan ilçe merkezlerindeki adli tıbbi hizmetler ile acil sağlık hizmetleri mesai saatleri dışında ilçedeki toplum sağlığı merkezi hekimleri ve aile hekimlerince icap veya aktif nöbet şeklinde yürütülür. İlçe merkezindeki toplam hekim sayısı altı veya daha az ise icap, altıdan fazla ise aktif nöbet şeklinde yürütülür.
b) Entegre sağlık hizmetinin sunulduğu merkezlerde toplam hekim sayısı altı ve altıdan az ise mesai saatleri dışındaki adli tıbbi hizmetler ve acil sağlık hizmetleri; toplum sağlığı merkezi hekimleri, entegre sağlık hizmetinin sunulduğu merkezde çalışan hekimler ve aile hekimleri tarafından münavebeli olarak icap nöbeti şeklinde, toplam hekim sayısı altıdan fazla ise münavebeli olarak aktif nöbet şeklinde yürütülür.
c) Hastane bulunmayan ilçe merkezleri ile entegre sağlık hizmetinin sunulduğu merkezlerde aile hekimi sayısı birden fazla ise aile hekimleri hizmet ihtiyacını değerlendirerek mesai saatlerini müdürlüğün onayı ile güne yayarak düzenlerler.
İzinler
MADDE 11 – (1) Sözleşme ile çalıştırılan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları; yıllık, mazeret ve hastalık izinlerini 27/6/2005 tarihli ve 2005/9142 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ve Sözleşme Şartları Hakkında Yönetmelikte belirtilen hükümler çerçevesinde kullanırlar.
(2) Sözleşmeli olmayan aile hekimi ve aile sağlığı elemanları aile hekimliği hizmeti verdikleri müddetçe izinler bakımından asli statülerine ilişkin mevzuata tâbidir.
Göreve başlayış ve ayrılış
MADDE 12 – (1) Aile hekimi veya aile sağlığı elemanı olmak isteyen sağlık personelinin sözleşme imzalayabilmesi için Bakanlık veya kurumunun muvafakati aranır. Sözleşme imzalayarak göreve başlayan kişiler bu görevlerini yürüttükleri sürece kurumlarında aylıksız veya ücretsiz izinli sayılırlar ve bunların kadroları ile ilişikleri devam eder.
(2) Sözleşmeli personel statüsünde görev yapmaktayken aile hekimliği veya aile sağlığı elemanı sözleşmesi imzalayanlar aile hekimliği hizmetinden ayrılmaları halinde, genel hükümlere ve Bakanlık mevzuatına göre eski görev yerlerinde bir pozisyona dönerler.
(3) Bakanlık, ilgili ve bağlı kuruluş kadrolarında memur statüsünde görev yapmakta iken ücretsiz izne ayrılarak sözleşmeli statüde aile hekimi veya aile sağlığı elemanı olan personel, sözleşmesinin herhangi bir suretle sona ermesi halinde kadro veya personel dağılım cetveli fazlalığına bakılmaksızın ücretsiz izne ayrıldığı görevine geri döner. Ancak kadrosunun bulunduğu birimin aile hekimliği uygulaması nedeniyle kaldırılması halinde bu birimin aktarıldığı toplum sağlığı merkezine atanır ve bunların memuriyet görevine başlamasından itibaren 30 gün içinde kendisinin talep etmesi ve müdürlüğün de uygun görmesi ile bir defaya mahsus olmak üzere aynı il içinde personel dağılım cetvelinde açık olan ve doluluk oranlarına göre ihtiyaç duyulan kadrolardan birine yer değiştirme suretiyle ataması yapılabilir.
(4) Sözleşmeli olarak aile hekimliği hizmetinin sürdürülmesi Tıpta Uzmanlık Sınavına (TUS) girmeye veya farklı görevler için başvurmaya engel değildir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Performans ve Hizmet Kalite Standartları
Performans değerlendirmesi
MADDE 13 – (1) Aile hekimlerinin performans değerlendirmeleri bireye yönelik olarak vermiş oldukları koruyucu sağlık hizmetleri dikkate alınarak yapılır.
(2) Bireye yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinden hangilerinin ne oranda performans değerlendirmesinde etkili olacağına dair usul ve esaslar Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ve Sözleşme Şartları Hakkında Yönetmelikte belirlenen hükümler çerçevesinde belirlenir.
Hizmet kalite standartlarının oluşturulması ve geliştirilmesi
MADDE 14 – (1) Aile sağlığı merkezinin fiziki yapısı, donanımı, fonksiyonelliği, personel durumu ve hizmetin niteliği gibi hizmet sunumunu doğrudan etkileyen unsurlar hizmet kalite standartlarını oluşturur.
(2) Hizmet kalite standartlarının yükseltilmesinin sağlanması için aile hekimi ve aile sağlığı elemanı; Bakanlıkça belirlenen birinci ve ikinci aşama eğitimleri ile aile hekimliğine yönelik diğer eğitimlerin en az % 80 ine devam etmekle yükümlüdür.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Atamalarda/Görevlendirmelerde Öncelik Sıralaması/Ölçütleri ve
Nakillere İlişkin Esaslar
Öncelik sıralaması
MADDE 15 – (1) Aile hekimliği uygulamasında çalışacak personelin öncelik sıralamasına ilişkin usul ve esaslar, bu Yönetmeliğin ek-1 inde yer alan Aile Hekimliği Uygulamasında Atama ve Nakillerle İlgili Usul ve Esaslara göre düzenlenir.
Aile hekimi/aile sağlığı elemanı pozisyonlarının tespiti
MADDE 16 – (1) Aile hekimliği pilot uygulamasına geçilen ilin genelinde aile hekimi pozisyonu her bölge için tespit edilerek Valiliğin teklifi, Bakanlığın onayı ile belirlenir.
(2) Aile hekimlerinin çalışma bölgeleri nüfus yoğunluğu, idari ve coğrafi şartlar ile kişilerin sağlık hizmeti alma alışkanlıkları göz önünde bulundurularak belirlenir. Aile hekimliği uygulanan ve uygulanacak olan illerde ortalama 3500 kişiye bir aile hekimi düşecek şekilde aile hekimi çalışma bölgeleri tespit edilir. İdari, coğrafi ve nüfus özellikleri ile yerel şartları farklılık gösteren yerleşim yerlerindeki pozisyonlarda aile hekimine kayıtlı nüfus sayısı değişiklik gösterebilir. Bu nüfus değişiklikleri gerekçeleri ile birlikte Bakanlık onayına sunulur. Bakanlık onayı alındıktan sonra pozisyonlar ilan edilir.
(3) Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerin bulunduğu ilçe merkezlerindeki bütün aile hekimliği birimleri bu merkezlerin bünyesinde açılır.
(4) Bölgedeki nüfus hareketleri ve hizmet ihtiyacındaki değişiklikler göz önüne alınarak Valiliğin teklifi ve Bakanlığın onayı ile yeni aile hekimliği birimleri açılabilir veya kapatılabilir.
(5) Her aile hekiminin yanında en az bir aile sağlığı elemanı çalışır. Sağlık evlerinde çalışmakta olan ebeler, hizmet yönünden o bölgenin bağlandığı aile hekimine/hekimlerine; idari yönden ise toplum sağlığı merkezine bağlı olarak çalışırlar.
(6) Aile sağlığı elemanları, bu Yönetmeliğin ek –1 inde yer alan Aile Hekimliği Uygulamasında Atama ve Nakillerle İlgili Usul ve Esaslara göre aile hekimlerince belirlenir ve zorunlu sebepler hariç, sözleşme imzalanmadan en az bir ay önce müdürlüğe bildirilir.
Eğitim
MADDE 17 – (1) Aile hekimlerine iki aşama halinde eğitim verilir ve bu eğitimlerin içeriği Bakanlıkça belirlenir. Birinci aşama eğitim programının süresi en çok on gündür. İkinci aşama eğitimi ise uzaktan eğitim tarzında yapılacak şekilde planlanarak birinci aşama eğitiminin bitiminden sonra başlar ve süresi en az on iki aydır. Bu eğitimlerde Bakanlığın belirlediği kriterlere göre başarılı olmak esastır.
(2) Aile hekimliği uzmanlarının birinci ve ikinci aşama eğitimlere katılması zorunlu değildir. Sözleşme imzalamış aile hekimliği uzmanları, uzman tabip, tabip ve aile sağlığı elemanları; içeriği, süresi ve standartları Bakanlıkça belirlenen diğer hizmet içi eğitimlere alınabilirler.
(3) Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları bu madde kapsamında alınması öngörülen her eğitim süresinin en az % 80 ine devam etmek zorundadırlar.
İKİNCİ KISIM
Fiziki ve Teknik Şartlar, Kullanılacak Belgeler, Kayıtların Tutulması ve Denetim
BİRİNCİ BÖLÜM
Fiziki ve Teknik Şartlar
Aile sağlığı merkezi
MADDE 18 – (1) Aile sağlığı merkezi, Bakanlıkça öngörülen nüfus kriterleri esas alınmak suretiyle sözleşme yapmış bir ya da daha fazla aile hekimi tarafından açılabilir.
(2) Aynı aile sağlığı merkezindeki her aile hekimi ve aile sağlığı elemanı pozisyonu için ayrı ayrı sözleşme yapılır.
(3) Bakanlıkça uygun görülen aile sağlığı merkezleri eğitim amaçlı olarak kullanılabilir.
(4) Aile hekimleri, sağlık hizmetlerine yardımcı olmak amacıyla ebe, hemşire, sağlık memuru, tıbbi sekreter gibi ilave sağlık hizmetleri personeli ile güvenlik, temizlik, kalorifer, sekretarya vb. hizmetler için ferden veya müştereken personel çalıştırabilir ya da hizmet satın alabilirler.
Aile sağlığı merkezinin fiziki şartları
MADDE 19 – (1) Aile sağlığı merkezlerinde aşağıda belirtilen asgari fiziki şartlar aranır:
a) Bina: Kolay ulaşılabilir, güvenli, uygun havalandırma, ısıtma ve aydınlatma imkânlarına sahip, toplam alanı tek aile hekimi için 60 metrekare olmalıdır. Birden fazla hekimin birlikte çalışması durumunda her aile hekimi için 20 metrekare ilave edilir. Bir aile sağlığı merkezinde 2-6 aile hekimliği birimi olmasına azami dikkat gösterilir.
b) Bekleme ve kayıt bölümü bulunmalıdır.
c) Muayene odası, her aile hekimi için en az 10 metrekare olmalıdır.
ç) Tıbbi müdahale odası, hastaya tıbbi girişimlerin yapılabileceği büyüklükte lavabosu bulunan bir odadır. Bu odada aşı, enjeksiyon, küçük cerrahi müdahalelerin yapılmasına uygun muayene ve müdahale masası, muayene ve acil müdahale malzemeleri, jinekolojik muayene masası ile dezenfeksiyon ve sterilizasyon cihazlarının bulunması gereklidir.
d) Laboratuvar hizmetlerinin aile hekimince merkezde verilmesi planlanıyorsa bu hizmetler için uygun bir oda bulunmalıdır.
e) Sağlık kayıtlarının tutulacağı, dosyalama, verilerin toplanması ve istatistikî değerlendirmeler ile resmi kurum ve sigorta kurumlarına yapılacak bildirimlerin hazırlanması gibi çalışmaların güvenli bir şekilde yapılabileceği bir büro veya bölme bulunmalıdır.
f) Hastaların kullanabileceği bir lavabo ve tuvalet olmalıdır.
g) Tercihen binanın giriş katında kurulurlar. Özürlü ve yaşlı hastaların giriş ve çıkışlarını mümkün kılan, kolaylaştırıcı tedbirler alınır.
Muayene odası dışında yukarıda sayılan diğer odalar aile hekimlerince müşterek kullanılabilir.
Aile sağlığı merkezinin teknik donanımı
MADDE 20 – (1) Aile sağlığı merkezinde aşağıda belirtilen asgari tıbbi cihaz ve malzemenin faal olarak bulundurulması zorunludur:
a) Steteskop,
b) Tansiyon aleti (çocuk ve erişkin olmak üzere en az iki boy),
c) Otoskop,
ç) Oftalmoskop,
d) Termometre,
e) Işık kaynağı,
f) Küçük cerrahi seti (asgari 1 portegü, 1 makas, 1 penset, 1 bisturi sapı),
g) Paravan, perde v.b,
ğ) Muayene masası,
h) Refleks çekici,
ı) Mezura,
i) Fetal el doppleri,
j) Aşı nakil kabı,
k) Snellen eşeli,
l) Diapozon seti
m) Tartı aleti (bebek, erişkin boy),
n) Boy ölçer (bebek, erişkin boy),
o) Pansuman seti,
ö) Dil basacağı, enjektör, gazlı bez gibi gerekli sarf malzemeleri,
p) Keskin atık kabı,
r) Acil solunum yolu müdahale araçları (S –tüp, laringoskop, pediatrik ve erişkin entübasyon tüpü),
s) Ambu cihazı (erişkin ve çocuk için),
ş) Manometreli oksijen tüpü (taşınabilir),
t) Seyyar lamba,
u) Buzdolabı,
ü) Jinekolojik muayene masası, spekülüm, muayene ve RİA seti,
v) İlâç ve malzeme dolabı,
y) Sterilizatör,
z) EKG cihazı,
aa) Tromel,
ab) Negatoskop,
ac) Tekerlekli sandalye,
aç) Pulse oksimetre,
ad) Jeneratör,
ae) Genişletilmiş bağışıklama programı kapsamında uygulanan aşılar ve antiserumlar,
af) 15/2/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkındaki Yönetmelikte bulundurulması zorunlu tutulan temel acil ilâçlar, aşılar ve antiserumlar.
(2) Birden fazla aile hekiminin bir arada çalıştığı aile sağlığı merkezlerinde, yukarıdaki tıbbi cihaz ve malzemelerden (a)’dan (k) bendine kadar (k bendi dahil) olanlar her aile hekimi için ayrı ayrı bulundurulur.
(3) Bakanlıkça özellikleri belirlenen bilgisayar, donanım, yazılım ve bilgi teknolojileri ile ilgili asgari şartlara uyulur.
(4) Aile hekimlerinin kullanmak zorunda oldukları teknik, tıbbi cihaz, bilgisayar donanımları ile gezici sağlık hizmetlerinin sunumu için gerekli olan motorlu araçlar, esas olarak aile hekimleri tarafından temin edilir.
(5) Aile hekimleri, aile sağlığı merkezinde yangına karşı alınması gereken tedbirleri alır, tıbbi atıklar ve çöpler için 22/7/2005 tarihli ve 25883 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak gerekli tedbirleri alır.
(6) Aile sağlığı merkezi gideri olarak yapılacak katkıların tespitinde kullanılmak üzere aile hekimliği birimleri, fiziki şartlar ve donanım açısından ek-3 deki gibi gruplandırılır.
Aile sağlığı merkezinin oluşturulması
MADDE 21 – (1) Aile hekimleri, öncelikle bu Yönetmelikteki asgari fiziki şartları haiz, Bakanlığa ait sağlık hizmeti vermek amacıyla yapılan binalarda hizmet verirler. Bu imkânın sağlanamaması halinde müdürlüğün onayı ile uygun standartlara sahip bölgedeki diğer mekânlarda da hizmet verebilirler.
(2) Merkezin, sağlık hizmetlerinin çeşidine ve niteliğine uygun olması, hizmeti sunan ve kullananların memnuniyetini sağlaması, fonksiyonel ve yapısal olarak belirlenen asgari şartları sağlaması ve hizmetten yararlanacakların kolayca ulaşabilecekleri yerde olması esastır.
(3) Aile hekimi birden fazla yerleşim yerinde gezici sağlık hizmeti vermek zorunda ise aile sağlığı merkezi müdürlükçe uygun görülen merkezi konumdaki yerde kurulur. Bu yerin seçiminde ve gezici sağlık hizmeti verilecek yerleşim yerlerinin tespitinde güzergâh, yakınlık, coğrafi özellikler ve vatandaşın kullanım alışkanlıkları gibi özellikler göz önünde bulundurulur.
(4) Aile hekimleri çalışma bölgesi içinde olmak kaydıyla yukarıdaki hususlara bağlı kalınarak müdürlüğün uygun görüşü ve Valiliğin onayı ile hizmet için verilen mekânı değiştirebilirler.
(5) Üniversitelerin aile hekimliği anabilim dalları veya eğitim ve araştırma hastaneleri aile hekimliği klinik şefliklerinin talebi, müdürlüğün uygun görüşü ve Bakanlığın onayı ile bir veya daha fazla aile sağlığı merkezi eğitim, araştırma ve hizmet amacıyla kullanılabilir.
(6) Bina ve müştemilatında eczane bulunan yerlerde aile sağlığı merkezi açılamaz.
Aile sağlığı merkezinin işletilmesi
MADDE 22 – (1) Aile sağlığı merkezinde birden çok aile hekimi hizmet veriyor ise, aile hekimleri kendi aralarında bir yönetim planı oluşturarak yönetici belirler ve yönetici ismini müdürlüğe bildirirler. Yönetici seçimi zorunlu haller dışında yılda bir kez yapılır. Yönetim tarafından alınan kararlar karar defterine işlenir. Yönetici, aile sağlığı merkezinin işletilmesinden birinci derecede sorumlu olduğu gibi bu merkezin müdürlük ve toplum sağlığı merkezi ile koordinasyonunu sağlamakla da görevlidir.
Tetkik ve tahlil işlemleri
MADDE 23 – (1) Tanı ve takip için gerekli görülen basit görüntüleme ya da laboratuvar tetkikleri aile sağlığı merkezlerinde yapılabilir. Aile hekimlerinin istediği laboratuvar tetkikleri öncelikle halk sağlığı laboratuvarı olmak üzere müdürlüğün uygun gördüğü bir laboratuvarda yaptırılır. Bu laboratuvarların seçiminde iç ve dış kalite kontrol programlarının uygulanıyor olması dikkate alınır.
İKİNCİ BÖLÜM
Kullanılacak Belgeler
Sevk evrakı, reçete düzenlenmesi ve aile hekiminin bilgilendirilmesi
MADDE 24 – (1) Aile hekimi, hastasının ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmeti veren bir kuruluşa başvurmasına gerek olup olmadığına karar verir. Gerek görülmesi halinde hastayı da bilgilendirerek sevk eder ve hastasına verilen sağlık hizmetini geri bildirim vasıtası ile izler.
(2) Bakanlığın belirlediği usul ve esaslar çerçevesinde ve bilgi işlem altyapısı Bakanlıkça oluşturulmak kaydıyla; ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşlarına sevk edilen veya bu kuruluşlara doğrudan müracaat eden kişilere verilen hizmetler, kendi aile hekimine elektronik ortamda bildirilir.
(3) Gebe ve bebek tespiti ile izlemleri, doğum ve bildirimi zorunlu hastalıklar gibi durumlar ilgili aile hekimine iletilmek üzere hizmeti sunan sağlık kurum ve kuruluşu tarafından müdürlüğe en geç beş iş günü içerisinde bildirilir. Bu bildirimi yapmayanlar hakkında yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre işlem tesis edilir.
(4) Birinci basamakta resmi reçete yazılması ve kişilerin sağlık durumuyla ilgili rapor tanziminde aile hekimi yetkilidir. Ancak olağanüstü durumlar, acil durumlar ile toplum sağlığını tehdit eden ve koruyucu amaçlı ilaç kullanımını (kemoproflaksi) gerektiren bulaşıcı ve salgın hastalık hallerinde özel durum belirtilmek suretiyle toplum sağlığı merkezi hekimleri de resmi reçete düzenleyebilirler. Bu durumda ilgili aile hekimi en kısa sürede bilgilendirilir.
(5) Ölü muayenesi yapılan ve defin ruhsatı verilen kişilerin kayıtları defin ruhsatını veren makam tarafından müdürlüğe bildirilir. İlgili aile hekimi en kısa sürede bilgilendirilir. Mevzuatına göre ölü muayenesi ve defin ruhsatı cenazenin bulunduğu yerdeki belediye tabibi tarafından, belediye tabibi bulunmayan yerlerde toplum sağlığı hekimi, toplum sağlığı hekiminin bulunmadığı yerlerde aile hekimleri de ölü muayenesi yaparak gecikmeksizin defin ruhsatı verirler. Hekim bulunmayan yerlerde defin ruhsatı ilgili mevzuata göre gömme izin belgesi görevlisince veya yetkilendirilen diğer şahıslarca verilir.
(6) Aile hekimi, hastasını bir üst basamağa sevk ederken ilgili forma sevk gerekçelerini, yapılan tetkik sonuçlarını ve hastanın temel sağlık bilgilerini yazmak zorundadır.
(7) Hasta sevk evrakı, reçete, rapor, bildirimi zorunlu hastalıklarla ilgili formlar ve diğer kullanılacak belge örnekleri Bakanlıkça belirlenir. Aile hekimince düzenlenen bu belgeler kişinin yazılı veya elektronik dosyasına kaydedilir.
Yetkilendirilmiş aile hekimleri
MADDE 25 – (1) Bakanlık dışında birinci basamak sağlık hizmeti veren; üniversiteler, askeri birlikler, hastaneler, kurum ve işyerlerinde yetkilendirilmiş aile hekimliği hizmeti verilebilir. Bu kurumlarda Bakanlığın öngördüğü eğitimleri almaları şartı ile herhangi bir suretle istihdam edilen hekimlerin talebi ve kurumlarının teklifi üzerine Valilik onayı ile kendi görev ve sorumluluk alanlarıyla sınırlı olmak kaydıyla, aile hekimliği yetkisi verilir. Kurumlar bu Yönetmelikteki fiziki şartları ve teknik donanımı sağlamakla yükümlüdür. Yetkilendirilmiş aile hekimleri Bakanlıkça belirlenen hizmete özel sözleşmeyle göreve başlatılırlar. Yetkilendirilmiş aile hekimi, aile hekiminin yaptığı iş ve işlemleri yapmakla yükümlüdür.
(2) Yetkilendirilmiş aile hekimi, aile hekimliği görevi dışında kalan hususlarda kendi mevzuat hükümlerine tabidir.
(3) Üniversitelerin aile hekimliği anabilim dallarına ve aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren eğitim ve araştırma hastaneleri aile hekimliği klinik şefliklerine kendilerinin talebi ve kurumlarının teklifi üzerine yetkilendirilmiş aile hekimliği yetkisi verilir. Bu birimlerde görev yapan öğretim elemanları kendi görev ve sorumluluk alanları dışında da kişi kaydı yapabilirler.
(4) Yetkilendirilmiş aile hekiminden hizmet alanların aile hekimi seçme hakkı saklıdır.
(5) Aile hekimliği yetkisi verilmemiş olanlar, kurum ve işyerlerinde oluşacak acil durumlarda hastaya gerekli ilk müdahaleyi yapar ve gerekirse hastane acil servisine sevk ederek en kısa süre içerisinde aile hekimini bilgilendirir. Sevk, reçete ve rapor gerektiren acil hallerde kişiyi bilgilendirir ve bilgilendirme notu ile birlikte aile hekimine gönderir. Bu kişilerin aile hekimlerince takip edilmesi zorunludur.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kayıtların Tutulması ve Denetim
Tutulacak kayıtlar
MADDE 26 – (1) Aile hekimlerinin kullandığı basılı veya elektronik ortamda tutulan kayıtlar, kişilerin sağlık dosyaları ile raporlar, sevk belgesi ve reçete gibi belgeler resmi kayıt ve evrak niteliğindedir.
(2) Kayıtlı kişi sayısı, yapılan hizmetlerin listesi, muayene edilen ve sevk edilen hasta sayısı, kodları ile birlikte konulan teşhisler, reçete içeriği, aşılama, gebe ve lohusa izlemi, bebek ve çocuk izlemi, aile plânlaması ve bulaşıcı hastalıklar ile ilgili veriler ve Bakanlık tarafından belirlenen benzeri veriler evrak kayıt kriterlerine göre belirli aralıklarla düzenli olarak basılı veya elektronik ortamda Bakanlığa bildirilir.
(3) Aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının kendileri ile ilgili kayıtları müdürlükte tutulur.
Kayıtların tutulma şekli ve muhafazası
MADDE 27 – (1) Aile hekimi kendisine kayıtlı kişilerin kişisel sağlık dosyalarını tutmakla yükümlüdür. Kayıtların güvenliği ve mahremiyeti aile hekiminin sorumluluğundadır.
(2) Denetim sırasında talep edilmesi halinde, aile hekimi hasta haklarına riayet etmek suretiyle kendisine kayıtlı kişilerin dosyalarını göstermek zorundadır.
(3) Kişi, kendisi ile ilgili tutulan kayıtların bir nüshasını aile hekiminden talep edebilir.
(4) Aile hekimlerinin, lisans hakları Bakanlığa ait olan veya Bakanlıkça belirlenip ilan edilen, standartlara haiz bir aile hekimliği bilgi sistemi yazılımı kullanmaları şarttır.
(5) Aile hekimleri, bakmakla yükümlü olduğu vatandaşlara ait bilgi sisteminde tuttuğu tüm verilerin ilgili mevzuatı çerçevesinde gizliğini, bütünlüğünü, güvenliğini ve mahremiyetini sağlamakla yükümlüdür.
(6) Herhangi bir vatandaşa ait kişisel veriler ile kişisel sağlık verileri, müdürlük ya da Bakanlık haricindeki herhangi bir kayıt ortamında (bilgisayar, harddisk, cd, dvd, yazılı doküman gibi) yüklenici firma tarafından kaydedilemez. Bu durumun tespiti halinde bu yazılımın kullanımı iptal edilir.
(7) Aile hekimliği bilgi sistemi ekranlarında hiçbir surette kişi, ürün ya da hizmet reklamına yer verilemez, hiçbir ürün ya da hizmetin satışı ve satışını teşvik edici yönlendirmeler yapılamaz.
Kayıtların devri
MADDE 28 – (1) Bulunduğu bölgeden ayrılacak olan aile hekimi kendisine kayıtlı kişilerin verilerini sorumlu olacak aile hekimine devreder. Devir teslimin yapılamadığı durumlarda ayrılacak olan aile hekimi bu verileri bölgesindeki toplum sağlığı merkezine teslim eder. Ayrılan aile hekiminin hiçbir şekilde verileri devredemediği hallerde toplum sağlığı merkezi gerekli verileri temin ederek sorumlu olacak aile hekimine verir ve devir teslimi yapmayan aile hekimi ile ilgili tutanak tutarak müdürlüğe bildirir.
Denetim
MADDE 29 – (1) Aile sağlığı merkezi, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları, mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygunluk ile diğer konularda Bakanlık, ilgili mülkî idare amirleri ve yerel sağlık idare amirleri veya bunların görevlendireceği personelin denetimine tâbidir. Denetim yapmaya yetkili amir, ilgili mevzuat ve sözleşme şartlarına aykırılığı doğrudan kendisi tespit edebileceği gibi, tespiti yapmak üzere incelemeci veya soruşturmacı da görevlendirebilir. Bu denetimler Bakanlıkça belirlenen denetleme formları ile gerçekleştirilir. Mevzuat ve sözleşme şartlarına aykırılık tespit edildiği takdirde, Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ve Sözleşme Şartları Hakkında Yönetmelikte belirtilen hükümler çerçevesinde ilgililer hakkında işlem tesis edilir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Çeşitli ve Son Hükümler
Düzenleyici işlemler
MADDE 30 – (1) Bakanlık, bu Yönetmeliğin uygulanmasını sağlamak üzere her türlü alt düzenlemeyi yapmaya yetkilidir. Bu düzenlemeler, Bakanlığın resmi internet sayfasında ilan edilir ve ilan tarihinde aile hekimlerine ve ilgililerine tebliğ edilmiş sayılır.
Yürürlükten kaldırılan yönetmelik
MADDE 31 – (1) 6/7/2005 tarihli ve 25867 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Eğitim puanları
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce tamamlanmış birinci aşama uyum eğitimleri için eğiticilere eğitimin yapıldığı tarihte yürürlükte olan mevzuat doğrultusunda ek puan verilir.
Açılmış aile sağlığı merkezlerinin durumu
GEÇİCİ MADDE 2 – (1) 31 inci maddenin birinci fıkrası ile yürürlükten kaldırılan Yönetmeliğe göre açılan aile sağlığı merkezleri bina şartları ve fizik mekânları bakımından 1/1/2011 tarihine kadar bu Yönetmelik ile getirilen asgari fiziki şartlara uymak zorundadır.
Yürürlük
MADDE 32 – (1) Bu Yönetmelik yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 33 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.
Ek–1
Aile Hekimliği Uygulamasında Atama ve Nakillerle İlgili Usul ve Esaslar
Çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralaması
MADDE 1- (1) Aile hekimliği uygulamasına geçilen illerde aşağıdaki düzenlemelere göre yerleştirme yapılır.
Sözleşme ile çalıştırılacak aile hekimleri
MADDE 2- (1) Sözleşme ile çalıştırılacak aile hekimleri aşağıdaki usullere göre yerleştirilir.
(2) İlin ilk yerleştirmesi;
a) Kamu görevlisi olan tabip ve uzman tabiplerin yerleştirilmeleri:
Kadrosu veya pozisyonu pilot ilde olmak şartı ile o ilin kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan aile hekimliği uzmanları, tabipler ve diğer uzman tabiplerden muvafakati verilenler başvuru yaparlar. Başvuru yapan aile hekimliği uzmanları birinci grup, tabipler ve diğer uzman tabipler ise ikinci grup olacak şekilde hizmet puanına göre sıralanırlar.
Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışıp, aile hekimliği eğitimi alarak sertifika sahibi olan ve Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara göre seçilerek birinci aşama uyum eğitiminde eğitici olarak yer aldığını belgeleyenler eğitici olarak katıldıkları her bir eğitim için bu Yönetmeliğin ekinde yer alan ek-2 deki tabloya göre, ek puanlamaya tâbi tutulurlar. Eğitimden kazanılan ek puanlar ülke genelinde sadece bir defaya mahsus olmak üzere kişinin kadrosunun bulunduğu ilin aile hekimliği ilk yerleştirmesinde kullanılmak üzere hizmet puanına eklenir.
Yerleştirmeler önce birinci grup olmak üzere en yüksek hizmet puanından başlanarak yapılır.
Birinci grubun yerleştirilmesi: Aile hekimliği uzmanları, grup çalışmasının sağlanması, uzmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve kişilerin hizmet unsurlarından dengeli bir şekilde yararlanabilmeleri için her aile sağlığı merkezinden bir pozisyonu tercih ederek yerleşme hakları vardır. Bununla birlikte dört (dahil) - altı (dahil) birim planlanmış aile sağlığı merkezlerinde ikinci bir aile hekimliği uzmanı, altının üzerinde birim bulunan aile sağlığı merkezlerinde ise her üç birim için bir aile hekimliği uzmanı daha o pozisyonlardan birini tercih ederek yerleşebilir. Aile hekimliği uzmanı, aile hekimliği uzmanı kontenjanı dolan bir aile sağlığı merkezine ancak bir alt gruptan hizmet puanları sıralamasına göre yerleşebilir.
İkinci grubun yerleştirilmesi: Birinci grubun yerleştirilmesinde tercih hakkını kullanmayan aile hekimliği uzmanları, tabipler ve diğer uzman tabipler en yüksek hizmet puanından başlamak üzere tercihlerine göre boş kalan aile hekimliği pozisyonlarına yerleşirler.
İlk yerleştirmeye müracaat edip, yerleştirme işlemine katıldığı halde yerleştirme sırası kendisine gelmeden bütün pozisyonların dolması nedeniyle yerleştirilemeyenler yedek listeye kaydedilir. Yedek listeye ilk yerleştirmeden sonra ilave yapılmaz.
Pilot ilde İl Sağlık Müdürü, Müdür Yardımcısı ve Şube Müdürü olarak görev yapan tabip ve uzman tabipler aile hekimliğine başvurmaları halinde, yukarıdaki düzenlemelere göre sıralamaya tabi tutulurlar. Bunlardan hizmet puanına göre yerleştirilme hakkı elde etmesine rağmen idari görevlerinden ayrılmaları Bakanlıkça uygun görülmeyenler ilde pozisyon boşalması veya yeni pozisyon açılması halinde başvurularına göre bu maddenin dördüncü fıkrasının (c) bendine göre yerleştirilirler.
Sağlık hizmetlerinin aksamaması ve devamlılığı açısından; pilot ilde aile hekimliği pozisyonuna yerleşme hakkı elde etmekle birlikte görevlerinden hemen ayrılması Bakanlıkça uygun görülmeyen hekimlerin seçtikleri pozisyon kendilerine tahsis edilerek ilin uygulamaya geçtiği tarihten itibaren azami 6 aya kadar sözleşme imzalamaları tehir edilebilir. Bu süre zarfında seçtikleri pozisyondaki aile hekimliği hizmetleri görevlendirme usulü ile yerine getirilir.
b) Kamu görevlisi olmayan uzman tabip ve tabiplerin yerleştirilmeleri:
Pilot ilde aile hekimliği pozisyonlarının doldurulamaması halinde Valilik kamu görevlisi olmayan tabip ve uzman tabiplerden aile hekimi olarak çalıştırılmak üzere ihtiyaç duyulan sayıyı belirleyerek Bakanlıktan talepte bulunur. Bakanlığın önerisi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü ile pozisyon adedi belirlenir. Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki şartları taşıyıp kamu görevlisi olmayan uzman tabip ve tabiplerin başvuruları alınır ve prim ödenmek suretiyle kamu sektörü dışında çalıştıkları süreler de dahil edilerek hizmet puanları hesaplanır. Bu hizmet puanı sadece aile hekimliği ilk yerleştirme ve nakillerinde geçerlidir. Kamu görevlisi olmayan uzman tabip ve tabiplerin yerleştirilmeleri yukarıdaki (a) bendindeki usule göre yapılır.
c) Pilot il dışından yerleştirme:
Pilot ilde sözleşmeli aile hekimliği pozisyonlarının doldurulamaması halinde Bakanlık diğer illerden sözleşmeli aile hekimi istihdam edebilir. Bu amaçla belirlenen boş aile hekimliği pozisyonları Bakanlığın internet sayfasından duyurulur. Müracaat eden ve görev yaptığı kadrodan ücretsiz izinli sayılmasına Bakanlık veya kurumunca muvafakat verilen memurlar ile sözleşmeli statüden ayrılacak olanların yerleştirilmeleri yukarıdaki (a) bendindeki usule göre yapılır.
Bu personel devlet memuru ise kadrosu geldiği ilde kalarak ücretsiz izinli sayılır. Sözleşmeli statüde ise aile hekimliği mevzuatı ile sözleşmeli personele tanınan haklar saklı tutulur. Bu durumdaki devlet memuru uzman tabip ve tabipler talepleri halinde ilgili mevzuatına göre kurum içi naklen atanarak, kadroları yeni atandıkları ilde kalmak suretiyle veya başka kamu kurumuna atanmaları halinde ise yeni kurumlarından ücretsiz izine ayrılma belgesini atama tarihinden itibaren 10 gün içinde ibraz ederek, aynı pozisyonda sözleşmeli aile hekimliği görevine devam ederler.
(3) İlk yerleştirme işlemi bu maddenin ikinci fıkrasının bentlerindeki sıralamaya göre yapılır. Boş kalan pozisyonlar için yeni talep olması halinde bir bentteki yerleştirme usulüne geçilmeden önce en az beş gün süreyle Bakanlığın internet sayfası üzerinden duyuru yapmak suretiyle aynı bent hükümlerine göre ikinci veya üçüncü defa ek yerleştirme yapılabilir.
(4) Pilot ilde pozisyon boşalması veya yeni pozisyon açılması;
Pilot ilde herhangi bir nedenle aile hekimliği pozisyonlarının boşalması veya yeni pozisyon açılması durumunda, en geç bir ay içinde aşağıdaki sıralamaya göre nakil veya yerleştirme işlemi yapılır:
a) Askerlik dönüşü veya doğum sonrası bir defalık tercih hakkı bulunan aile hekimleri.
Bu grupta bulunan aile hekimlerinde öncelik sıralaması askerlik veya doğum sonrası kamu görevine başlama tarihidir. Kamu görevlisi olmayan hekimler için ise müdürlüğe başvuru tarihidir.
b) Yerleştirme sırasında aile sağlığı merkezinde bu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendindeki birinci grubun yerleştirilmesinde belirtilen uzman aile hekimliği kontenjanı var ise o pozisyonu önce aile hekimliği yapan aile hekimliği uzmanları daha sonra ise kadrosu veya pozisyonu pilot ilde olan aile hekimliği uzmanları.
c) 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanununa tabi olarak pilot ilde sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapanlar, aile hekimi olma hakkını kazanmakla beraber idari görevlerinden ayrılmaları uygun görülmeyen il sağlık müdürü, müdür yardımcıları veya şube müdürleri ile pilot ilde aile hekimi iken askerlik dönüşü veya doğum sonrası bir defalık tercih hakkını kullanmayan aile hekimleri.
ç) Varsa yedek liste.
İlk yerleştirme esnasında yedek listeye giren hekimler müteakip yerleştirmede sıra kendilerine gelmesine rağmen yerleşmezler ise yedek listeden çıkarılırlar.
d) Kadrosu veya pozisyonu pilot ilde olan tabip/uzman tabipler.
Yerleştirme yapılırken, Bakanlığın internet sayfası üzerinden en az beş gün süreyle boş pozisyonun ilanı yapılır ve il içinde yer değiştirme talebi olan personelin belirlenen yer, gün ve saatte yerleştirme toplantısında hazır bulunmaları duyurulur. Halen sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapan personelin boş pozisyonları tercih etmesi halinde bu personelin boşalttığı pozisyonlar ile birlikte tüm yerleştirme işlemleri tek oturumda tamamlanır. Bu işlemler ilanda duyurulan gün ve saatte elektronik ortamda da yapılabilir. (a) bendi hariç olmak üzere diğer bentlerde personel kendi içinde hizmet puanına göre sıralanır ve en yüksek hizmet puanı olan personelden başlamak üzere tercihlerine göre yerleştirme yapılır.
(5) Pilot ilde boş pozisyonlar yukarıdaki dördüncü fıkradaki sıralamaya göre doldurulamaz ise bu maddenin ikinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uygulanmak suretiyle yerleştirme yapılabilir.
(6) Aile hekimliği pozisyonunda göreve başlayan sözleşmeli aile hekimi, bu pozisyonda fiilen bir yıl çalışmadan aynı ilde başka bir aile hekimliği pozisyonuna nakil talebinde bulunamaz. Bir yıllık fiilen çalışma süresinin hesaplanmasında, hafta sonu ve resmi tatil günleri fiili çalışmadan sayılır. Ancak yıllık, mazeret ve hastalık izinli geçirilen günler ise fiili çalışmadan sayılmaz. Bu kısıtlama uygulamaya geçilen pilot ilde ilk bir yıllık dönemde uygulanmaz.
Sözleşmeli aile sağlığı elemanları
MADDE 3- (1) Sözleşmeli aile sağlığı elemanları aşağıdaki usul ve esaslara göre yerleştirilir.
(2) Ebe, hemşire ve sağlık memurları (toplum sağlığı) kendilerinin talebi ve Bakanlık veya kurumlarının muvafakati ile aşağıdaki öncelik ve şartlar gözetilmek suretiyle sözleşmeli aile sağlığı elemanı olarak istihdam edilirler.
a) Kadrosu veya pozisyonu pilot ilde olmak şartıyla o ilin kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan ve aile hekimince talep edilen ebe, hemşire veya sağlık memurları (toplum sağlığı), aile sağlığı elemanı sözleşmesi imzalayabilirler. Bakanlık bünyesinde sözleşmeli olarak çalışan ve aile hekimlerince talep edilen ebe, hemşire ve sağlık memurları (toplum sağlığı) ise istihdam edilme gerekçelerine uygun olarak ancak kendi ilçe sınırları içinde aile sağlığı elemanı sözleşmesi imzalayabilirler.
b) Kamu görevlisi olmayan ebe, hemşire veya sağlık memurlarının (toplum sağlığı) yerleştirilmesi;
Pilot ilde aile sağlığı elemanı pozisyonlarının doldurulamaması halinde Valilik aile sağlığı elemanı olarak çalıştırılmak üzere ihtiyaç duyulan yerleri ve sayıyı belirleyerek Bakanlıktan talepte bulunur. Bakanlığın önerisi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü ile pozisyon adedi belirlenir. Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki şartları taşıyıp pozisyona yerleşme tarihi itibari ile altı ay öncesine kadar kamu görevlisi olmayan ebe, hemşire veya sağlık memurlarından (toplum sağlığı) aile hekimi ile anlaşanlar anlaştıkları pozisyon için aile sağlığı elemanı sözleşmesi imzalarlar.
c) Bakanlık kadro ve pozisyonlarında 657 sayılı “Devlet Memurları Kanun”un 4 üncü maddesi (a) bendi kapsamında çalışan ebe, hemşire veya sağlık memuru (toplum sağlığı) unvanında çalışanlardan “A” hizmet grubu illerde görev yapanlar aile hekimi ile anlaşmaları durumunda anlaştıkları pozisyonlar için aile sağlığı elemanı olarak sözleşme imzalarlar. Diğer kamu kurum ve kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarında ebe, hemşire veya sağlık memuru (toplum sağlığı) unvanında çalışanlar ise aile hekimi ile anlaşmaları durumunda kurumlarının muvafakati sonrası anlaştıkları pozisyonlar için aile sağlığı elemanı olarak sözleşme imzalarlar. Bu bende göre istihdam edilen sözleşmeli aile sağlığı elemanlarına, yukarıdaki 2 inci maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin ikinci paragrafındaki hükümler uygulanır.
(3) Aile sağlığı elemanı sözleşme imzaladığı aile hekiminin görevinden ayrılması veya yer değiştirmesi durumunda sözleşme döneminin bitimine kadar o pozisyonda görevine devam edebilir. Bu durumda sözleşmesini feshetmek isterse bir yıl beklemeden yeni sözleşme imzalayabilir.
(4) Üç ay içinde aile hekimi sözleşme imzalayacak bir aile sağlığı elemanı bulamaz ise aile hekiminin talebi üzerine Valilik, sözleşme imzalamak isteyen ebe, hemşire, sağlık memuru (toplum sağlığı) ile o pozisyon için sözleşme imzalayabilir.
Görevlendirme
MADDE 4- (1) Pilot ilde boş aile hekimi ve aile sağlığı elemanı pozisyonları görevlendirme suretiyle doldurulur. Farklı ilçeden görevlendirme yapılması halinde, görevlendirme süresi, personelin rızası olmadıkça altı ayı geçemez.
Geçiş dönemi sonrasında atama ve yer değiştirme
MADDE 5- (1) Geçiş dönemi sonrasında atama ve yer değiştirmeye ilişkin esaslar şunlardır:
a) Aile hekimleri:
Naklen atanma talebinde bulunan aile hekimleri ile yeniden veya ilk defa işe başlamak isteyen uzman tabip ve tabipler aşağıdaki gruplar halinde hizmet puanına göre, hizmet puanı bulunmayanlar ise müracaat tarihine göre sıralanır:
1) Naklen atanma talebinde bulunan aile hekimliği uzmanı tabipler,
2) Aile hekimleri,
3) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan tabip/diğer uzman tabipler,
4) Diğer tabip ve uzman tabipler.
Boşalan veya yeni açılan aile hekimliği pozisyonuna, birinci alt grubun hizmet puanı en yüksek olan personelden başlamak üzere kabul eden uzman tabip veya tabibin naklen, yeniden veya ilk defa atanması gerçekleştirilir. Açıktan atama yapılabilmesi için bütçe imkânlarının uygun olması, Bakanlığın önerisi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü şarttır.
b) Aile sağlığı elemanları:
Aile hekiminin tercih ettiği, kendisi kabul eden ve çalıştığı kamu kurum ve kuruluşunca muvafakat verilen ebe, hemşire veya sağlık memuru (toplum sağlığı) aile sağlığı elemanı olarak yerleştirilir. Bu olmaz ise;
1) Naklen atama talebinde bulunan aile sağlığı elemanlarının,
2) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan ebe, hemşire veya sağlık memurları (toplum sağlığı), sıralamasına göre birinci grubun hizmet puanı en yüksek personelden başlamak üzere kabul eden ebe, hemşire veya sağlık memurunun (toplum sağlığı), naklen ataması gerçekleştirilir.
Boş aile hekimliği ve aile sağlığı pozisyonlarının duyurulması, müracaat gibi işlemler Bakanlıkça internet üzerinden yapılır.
Boşalan pozisyona müracaatı kabul edilen aile hekimi veya aile sağlığı elemanı onbeş gün içinde görevine başlamak zorundadır.
Çeşitli hükümler
MADDE 6- (1) Aile hekimi veya aile sağlığı elemanın bu Yönetmelikte düzenlenen hükümler dışında özür durumu gibi farklı nedenlerle naklen ataması yapılamaz. Bu konumdaki personel memur olarak görev yaparken sözleşmeli statüye geçmiş ise, memuriyete tekrar dönmeden tayin talebinde bulunabilir veya bu Yönetmelikteki düzenlemeye göre sıralamaya girebilir.
(2) Sözleşmeli aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının kadroları ile ilişkisi devam ettirilerek her yıl düzenli olarak kadro – derece ilerlemeleri ile intibakları yapılarak kayıtlara işlenir.
(3) Aile hekimliği uygulamasına geçilen illerde bu bölümdeki özel düzenlemeler dışında 8/6/2004 tarihli ve 25486 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.
Ek-2
TABLO I
EĞİTİM SAYISI
EĞİTİM PUANI
EĞİTİM PUANI
(İL İÇİ)
(İL DIŞI)
1
100
150
2
100
150
3
150
200
4
150
200
5
200
250
6
200
250
7
200
250
8
150
200
9
150
200
10
150
200
11
100
150
12
100
150
13
100
150
14
50
100
15
25
75
16
25
75
15 inci eğitimden itibaren sabit puan uygulanır.
Ek-3
AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ GİDERİ OLARAK YAPILACAK KATKILARIN TESPİTİNDE KULLANILMAK ÜZERE AİLE HEKİMLİĞİ BİRİMİ GRUPLANDIRMASI
STANDART
D Grubu
C Grubu
B Grubu
A Grubu
Muayene odasında lavabo bulunmaktadır.
+
+
+
+
Hasta müracaatları elektronik sıra takip sistemi ile yönlendirilmektedir.
+
+
Muayene odası asgari 14 m2'dir.
+
Bakanlıkça gönderilen güncel afiş ve broşürler bekleme alanlarında düzenlenmiş panoda asılıdır. Panoda asılamayacak olanlar çerçeveli olmalıdır.
+
+
+
+
Hasta ve hasta yakınlarının şikâyet ve önerilerinin kolaylıkla ulaştırılabilmesini sağlayacak şikâyet, öneri kutuları veya benzeri uygulamalar bulundurulmaktadır.
+
+
+
+
Bekleme alanı; yeterli sayıda ergonomik oturma grubu, mobilya ve gerekli malzemeye sahiptir.
+
+
+
+
Bekleme alanlarında büyüklüğüne uygun LCD, plazma, LED TV vb. cihazlar bulundurup sağlığı geliştirici eğitim amaçlı yayınlar yapılmaktadır.
+
+
+
+
Tek hekimli aile sağlığı merkezlerinde bekleme alanı asgari 20 m2'dir (birden fazla aile hekimi görev yapıyorsa her bir aile hekimi için 5 m2 ilave edilir).
+
+
+
+
Soğuk zincir için tahsis edilen buzdolabı sadece aşılar ve antiserumlar için kullanılmaktadır.
+
+
+
+
Aşı dolabının sıcaklık takipleri günde en az iki defa olmak üzere hafızalı termometre ile yapılarak takip edilmekte ve kayıtları tutulmaktadır.
+
+
+
+
Aile sağlığı merkezinde en az 10 m2'lik müstakil bir "aşılama ve bebek/çocuk izlemleri odası" oluşturulmuştur (birden fazla aile hekiminin görev yaptığı aile sağlığı merkezlerinde her üç hekim için bir "aşılama ve bebek/çocuk izlemleri odası" planlanır ).
+
+
+
Aşılar ve ilaçlar için karekod okuyucu kullanılmaktadır.
+
+
+
+
Gebe izlemleri ve aile planlaması hizmetlerinin yürütülmesi için en az 10 m2'lik müstakil bir oda oluşturulmuştur (birden fazla aile hekiminin görev yaptığı aile sağlığı merkezlerinde her üç hekim için bir "gebe izlem ve aile planlaması odası" planlanır).
+
+
*
Aile sağlığı merkezinde aile planlaması için rahim içi araç uygulaması ve takibi yapılmakta ve kayıtları elektronik ortamda tutulmaktadır.
+
+
Eğitim alındığının belgelenmesi kaydıyla gebe izlemleri ultrasonografi eşliğinde yapılmalı ve elektronik ortamda kayıtları tutulmalıdır.
+
Aile sağlığı merkezi içerisinde kullanıma hazır, mahremiyet kurallarının uygulandığı "bebek bakım ve emzirme alanı/odası" planlanmıştır (bu alan diğer aile hekimleri ile birlikte ortak kullanılabilir ).
+
+
+
+
Kullanıma hazır bir şekilde müstakil asgari 5 m2’lik bir emzirme odası veya bölümü planlanmıştır (bu alan diğer aile hekimleri ile birlikte ortak kullanılabilir). Emzirme alanında masa, oturma grubu ve bebek bakım ünitesi ile bebeği koruyucu güvenlik önlemleri (korkuluk, yükseltilmiş kenarlar vb.) bulunmaktadır.
+
İlaçları ve miktarlarını gösteren güncel liste bulunmaktadır. Miat ve stokları takip edilen, ilaç ve aşıların listeleri güncel olarak elektronik ortamda takip edilmektedir.
+
+
+
+
Acil seti bulunmaktadır.
+
+
+
+
Defibrilatör (manuel veya otomatik eksternal defibrilatör) bulunmaktadır.
+
+
Aile sağlığı merkezinde her üç hekim için bir adet müstakil müdahale odası planlanmıştır.
+
Belgelendirmek kaydıyla her aile hekimi haftalık asgari 10 saat temizlik personeli çalıştırmaktadır.
+
+
+
+
Temel ve basit laboratuvar tetkikleri ile kan alma işlemlerinin yapıldığı müstakil bir oda planlanmıştır. Bu oda diğer aile hekimleri ile birlikte ortak kullanılabilir.
+
+
Aile sağlığı merkezinde bir yataklı müşahede odası bulundurulur. Odada manometreli oksijen tüpü, serum askısı ve diğer malzemeler bulundurulmalıdır (bu oda diğer aile hekimleri ile birlikte ortak kullanılabilir).
+
Belgelendirmek kaydıyla ebe, hemşire, sağlık memuru (toplum sağlığı) veya tıbbi sekreterden birisi çalıştırılmaktadır (aile hekimi başına haftalık 10 saat).
+
+
+
Belgelendirmek kaydıyla her aile hekimi için ilave bir ebe, hemşire, sağlık memuru (toplum sağlığı) veya tıbbi sekreterden birisi çalışmaktadır.
+
Birden fazla aile hekiminin görev yaptığı aile sağlığı merkezlerinde haftada asgari 14 saat esnek mesai saati uygulaması yapılmaktadır.
+
+
*
Aile sağlığı merkezine ait aktif internet sayfası bulunmaktadır.
+
Tıbbi hizmet alanları ile bekleme alanlarında iç ortam sıcaklığı 20-24 oC arasında tutulmaktadır. Isıtma soba hariç diğer araçlarla sağlanmaktadır.
+
+
+
+
Her lavaboda sıvı sabun, kâğıt havlu ve poşetli çöp sepeti, her tuvalette tuvalet kâğıdı bulundurulmaktadır.
+
+
+
+
Aile sağlığı merkezi ile yerleşkesinde çevre düzenlemesi ve temizliği yapılmaktadır (bu alanların tadilat tamirat ve bakımı ile ilgili gerekli talepler belirlenerek ilgili yerlere gönderilmiştir).
+
+
+
Aile sağlığı merkezinin iç alanlarının boya ve bakımı tamdır (dış cephe boyası ve tamiratı ile ilgili gerekli talepler belirlenerek ilgili yerlere gönderilmiştir).
+
+
+
+
Aile sağlığı merkezinin sağlık hizmeti sunulan alanlarına ait zemin kaplaması kolay temizlenebilir nitelikte yapılmıştır.
+
+
+
+
Sağlık hizmetinin verildiği yerlerde ve bekleme alanında sağlık personeli ve hastalar için yeterli düzeyde el antiseptiği bulundurulmaktadır.
+
+
+
+
Kadın ve erkek tuvaletleri birbirinden ayrılmış, müstakil ve içerisi ıslak zemin kaplamalıdır.
+
+
+
+
Yaşlı ve engelli vatandaşların hizmete erişimini kolaylaştıracak engelli rampaları yapılmıştır.
+
+
+
+
Engelliler için düzenlenmiş tuvalet işlevsel olarak bulunmaktadır.
+
Müşahede odası ve tuvaletlerde çalışır durumda acil çağrı butonu bulundurulmaktadır.
+
+
(*)Tek hekimin çalıştığı aile sağlığı merkezlerinde istenmez.
Resmî Gazete
Sayı : 27591
YÖNETMELİK
Sağlık Bakanlığından:
AİLE HEKİMLİĞİ UYGULAMA YÖNETMELİĞİ
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmek ve verilen sağlık hizmetinin kalitesini artırmak için aile hekimi ve aile sağlığı elemanlarının çalışma usul ve esaslarını, çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralamasını, aile hekimliği uygulamasına geçişe ve nakillere ilişkin puanlama sistemini ve sayılarını, aile sağlığı merkezi olarak kullanılacak yerlerde aranacak fiziki ve teknik şartları, meslek ilkelerini, iş tanımlarını, performans ve hizmet kalite standartlarını, hasta sevk evrakı, reçete, rapor ve diğer kullanılacak belgelerin şeklini ve içeriğini, diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliğini, kayıtların tutulmasını, çalışma ve denetime ilişkin sair usul ve esasları belirlemektir.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 24/11/2004 tarihli ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile 13/12/1983 tarihli ve 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 43 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Aile hekimi: Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini, yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın, her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Bakanlığın öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabipleri,
b) Aile hekimliği birimi: Bir aile hekimi ve en az bir aile sağlığı elemanından oluşan yapıyı,
c) Aile sağlığı elemanı: Aile hekimi ile birlikte hizmet veren, sözleşmeli çalıştırılan veya Bakanlıkça görevlendirilen hemşire, ebe, sağlık memurunu (toplum sağlığı),
ç) Aile sağlığı merkezi: Bir veya daha fazla aile hekimi ile aile sağlığı elemanlarınca aile hekimliği hizmetinin verildiği sağlık kuruluşunu,
d) Bakanlık: Sağlık Bakanlığını,
e) Geçici aile hekimi: Aile hekiminin yıllık izin veya hastalık izninde bulunduğu sürede yerine bakan veya boş aile hekimliği pozisyonuna yerleştirme yapılıncaya kadar bu pozisyona görevlendirilen aile hekimini,
f) Geçici aile sağlığı elemanı: Aile sağlığı elemanının yıllık izin veya hastalık izninde bulunduğu sürede yerine bakan veya boş aile sağlığı elemanı pozisyonuna yerleştirme yapılıncaya kadar bu pozisyona görevlendirilen aile sağlığı elemanını,
g) Gezici sağlık hizmeti: Aile hekimi ve/veya aile sağlığı elemanının, müdürlükçe tespit edilen uzak mahalle, belde, köy, mezra gibi yerleşim birimlerine Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara göre giderek mahallinde vereceği sağlık hizmetini,
ğ) Hizmet bölgesi, hizmet grubu ve hizmet puanı: 8/6/2004 tarihli ve 25486 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliğinin ilgili maddelerinde açıklanan bölge, grup ve puanlarını,
h) Kanun: 24/11/2004 tarihli ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanunu,
ı) Müdürlük: İl sağlık müdürlüğünü,
i) Toplum sağlığı merkezi: Bölgesinde yaşayan toplumun sağlığını geliştirmeyi ve korumayı ön plana alarak sağlıkla ilgili risk ve sorunları belirleyen, bu sorunları gidermek için planlama yapan ve bu planları uygulayan, uygulatan; birinci basamak koruyucu, iyileştirici ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini müdürlüğün sevk ve idaresinde organize eden, bu hizmetlerin verimli şekilde sunulmasını izleyen, değerlendiren ve destekleyen, bölgesinde bulunan sağlık kuruluşları ile diğer kurum ve kuruluşlar arasındaki koordinasyonu sağlayan sağlık kuruluşunu,
j) Yerinde sağlık hizmeti: Aile hekimi ve/veya aile sağlığı elemanının, müdürlükçe tespit edilen cezaevi, çocuk ıslahevi, huzurevi, korunmaya muhtaç çocukların barındığı çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları gibi toplu yaşam alanlarına Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara göre giderek yerinde vereceği sağlık hizmetini,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Çalışma Usul ve Esasları
Aile hekiminin görev, yetki ve sorumlulukları
MADDE 4 – (1) Aile hekimi, aile sağlığı merkezini yönetmek, birlikte çalıştığı ekibi denetlemek ve hizmet içi eğitimlerini sağlamak, Bakanlıkça yürütülen özel sağlık programlarının gerektirdiği kişiye yönelik sağlık hizmetlerini yürütmekle yükümlüdür.
(2) Aile hekimi, kendisine kayıtlı kişileri bir bütün olarak ele alıp, kişiye yönelik koruyucu, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini bir ekip anlayışı içinde sunar.
(3) Aile hekimi, Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde;
a) Çalıştığı bölgenin sağlık hizmetinin planlamasında bölgesindeki toplum sağlığı merkezi ile işbirliği yapar,
b) Hekimlik uygulaması sırasında karşılaştığı toplum ve çevre sağlığını ilgilendiren durumları bölgesinde bulunduğu toplum sağlığı merkezine bildirir,
c) Kendisine kayıtlı kişilerin ilk değerlendirmesini yapmak için altı ay içinde ev ziyaretinde bulunur veya kişiler ile iletişime geçer,
ç) Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak tanı, tedavi, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini verir,
d) Sağlıkla ilgili olarak kayıtlı kişilere rehberlik yapar, sağlığı geliştirici ve koruyucu hizmetler ile ana çocuk sağlığı ve aile planlaması hizmetlerini verir,
e) Periyodik sağlık muayenesi yapar,
f) Kayıtlı kişilerin yaş, cinsiyet ve hastalık gruplarına yönelik izlem ve taramaları (kanser, kronik hastalıklar, gebe, loğusa, yenidoğan, bebek, çocuk sağlığı, adölesan, erişkin, yaşlı sağlığı ve benzeri) yapar,
g) Evde takibi zorunlu olan özürlü, yaşlı, yatalak ve benzeri durumdaki kendisine kayıtlı kişilere evde veya gezici/yerinde sağlık hizmetlerinin yürütülmesi sırasında kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak tanı, tedavi, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini verir,
ğ) Aile sağlığı merkezi şartlarında tanı veya tedavisi yapılamayan hastaları sevk eder, sevk edilen hastaların geri bildirimi yapılan muayene, tetkik, tanı, tedavi ve yatış bilgilerini değerlendirir, ikinci ve üçüncü basamak tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri ile evde bakım hizmetlerinin koordinasyonunu sağlar,
h) Tetkik hizmetlerinin verilmesini sağlar ya da bu hizmetleri verir,
ı) Verdiği hizmetlerle ilgili olarak sağlık kayıtlarını tutar ve gerekli bildirimleri yapar,
i) Kendisine kayıtlı kişileri yılda en az bir defa değerlendirerek sağlık kayıtlarını günceller,
j) Gerektiğinde hastayı gözlem altına alarak tetkik ve tedavisini yapar,
k) Entegre sağlık hizmetinin sunulduğu merkezlerde gerektiğinde hastayı gözlem amaçlı yatırarak tetkik ve tedavisini yapar,
l) İlgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmi tabiplerce kişiye yönelik düzenlenmesi öngörülen her türlü sağlık raporu, sevk evrakı, reçete ve sair belgeleri düzenler,
m) Bakanlıkça belirlenen konularda hizmet içi eğitimlere katılır,
n) Bakanlıkça ve ilgili mevzuat ile verilen diğer görevleri yapar.
Aile sağlığı elemanının görev, yetki ve sorumlulukları
MADDE 5 – (1) Aile sağlığı elemanı, aile hekimi ile birlikte ekip anlayışı içinde kişiye yönelik koruyucu, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini sunmak ve görevinin gerektirdiği hizmetler ile ilgili sağlık kayıt ve istatistiklerini tutmakla yükümlüdür. 4 üncü maddede sayılan görevlerin yerine getirilmesinde aile hekimi ile birlikte çalışır.
(2) Aile sağlığı elemanı Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde;
a) Kişilerin yaşamsal bulgularını ölçer ve kaydeder,
b) Aile hekiminin gözetiminde, talimatı verilen ilaçları uygular,
c) Yara bakım hizmetlerini yürütür,
ç) Tıbbi alet, malzeme ve cihazların hizmete hazır bulundurulmasını sağlar,
d) Poliklinik hizmetlerine yardımcı olur, tıbbi sekreter bulunmadığı hallerde sevk edilen hastaların sevk edildiği kurumla koordinasyonunu sağlar,
e) Gereken tetkikler için numune alır, eğitimini aldığı basit laboratuvar tetkiklerini yapar veya aldığı numunelerin ilgili laboratuvar tarafından teslim alınmasını sağlar,
f) Gezici ve yerinde sağlık hizmetleri, sağlığı geliştirici ve koruyucu hizmetler ile ana çocuk sağlığı ve aile planlaması hizmetlerini verir, evde bakım hizmetlerinin verilmesinde aile hekimine yardımcı olur,
g) Bakanlıkça belirlenen hizmet içi eğitimlere katılır,
ğ) Sağlık hizmetlerinin yürütülmesi ile ilgili olarak görev, yetki ve sorumlulukları kapsamında aile hekiminin verdiği diğer görevleri yerine getirir,
h) Bakanlıkça ve ilgili mevzuat ile verilen diğer görevleri yapar.
Gezici ve yerinde sağlık hizmetlerinin yürütülmesi
MADDE 6 – (1) Aile hekimliği pozisyonlarının planlanmasında; sağlık hizmetine ulaşımın zor olduğu belde, köy, mezra, uzak mahalleler ve benzeri yerleşim yerleri için gezici sağlık hizmeti; cezaevi, çocuk ıslahevi, huzurevi, korunmaya muhtaç çocukların barındığı çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları gibi özellik arz eden toplu yaşam alanlarından oluşan yerler için ise yerinde sağlık hizmeti bölgeleri müdürlükçe belirlenerek Bakanlıkça onaylanır. Aile hekimliği uygulamasına geçildikten sonra yapılmak istenen değişiklikler ilgili aile hekimlerinin de görüşleri alınarak her yıl Aralık ayının başında müdürlükçe belirlenerek Bakanlığın onayına sunulur.
(2) Cezaevi, çocuk ıslahevi, huzurevi, korunmaya muhtaç çocukların barındığı çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtları gibi kişilerin kayıtlı oldukları aile hekimlerine doğrudan başvuru imkânlarının olmadığı ya da aile hekimlerini serbestçe seçme imkânının bulunmadığı toplu olarak yaşanılan ancak tabibi olmayan kurumların talepleri üzerine bir ya da birden çok aile hekimi yerinde sağlık hizmeti vermekle yükümlü kılınabilir. Bu kurumlarda yerinde sağlık hizmeti veren aile hekimleri, kurumlarda ikamet eden kişileri kayıt ederler. Yerinde sağlık hizmet bölgesi olarak ilan edilen kurumlar, aile hekimlerinin sunacağı sağlık hizmeti için asgari şartları sağlamakla yükümlüdür. Bu yerlerde her 100 kişi için ayda üç saatten az olmamak üzere; 750 kayıtlı kişiye kadar haftada en az bir kez, 750 ve üzeri kayıtlı kişiye ise haftada en az iki kez yerinde sağlık hizmeti verilir. Cezaevi ve çocuk ıslahevi için bu süre iki kat olarak uygulanır.
(3) Aile hekimlerinin gezici sağlık hizmeti sunacakları bölgelerdeki yerleşim birimlerine bir plan dâhilinde periyodik aralıklarla ulaşmaları ve hizmet vermeleri esastır. Gezici sağlık hizmetine ilişkin planlama; coğrafi durum, iklim ve ulaşım şartları ile kendisine bağlı yerleşim birimlerinin sayısı dikkate alınarak ve her 100 kişi için ayda üç saatten az olmamak üzere aile hekimi tarafından yapılır. 750 kayıtlı kişiye kadar haftada en az bir kez, 750 ve üzeri kayıtlı kişiye ise haftada en az iki kez gezici sağlık hizmeti verilir. Gezici sağlık hizmeti bölgesinde Bakanlığa ait sağlık tesisi var ise bu tesisler hizmet için kullanılabilir.
(4) Aile hekimi gezici ve/veya yerinde sağlık hizmeti planını sözleşme döneminin ilk ayında aylık olarak yapar, toplum sağlığı merkezine bildirir ve bunu sözleşme döneminin sonuna kadar uygular. Her ayın sonunda gezici/yerinde hizmet faaliyet raporunu toplum sağlığı merkezine bildirir. Zorunlu hallerde aile hekimi her türlü gezici hizmet planı değişikliğini hizmeti aksatmayacak şekilde bölgesindeki toplum sağlığı merkezine önceden bildirir. Aile hekimi; köy ve mahalle muhtarları ile kurum yetkilileri vasıtasıyla en geç bir önceki ayın son iş günü saat 12.00 ye kadar programının duyurulmasını sağlar. Aile sağlığı elemanının görev yetki ve sorumlulukları çerçevesinde, gezici/yerinde sağlık hizmetlerinin ilgili kısmı ulaşım ve tıbbi donanım imkânlarının aile hekimince sağlanması kaydıyla aile sağlığı elemanı tarafından da yapılabilir. Aile sağlığı elemanınca yapılan gezici/yerinde sağlık hizmeti süresi aile hekiminin gezici/yerinde sağlık hizmeti süresinden sayılmaz.
Bağışıklama hizmetleri
MADDE 7 – (1) Bağışıklama hizmetleri aile hekimi tarafından yürütülür. Genişletilmiş bağışıklama programı kapsamında ve/veya Bakanlıkça yürütülen kampanyalar doğrultusunda ihtiyaç duyulan aşılar, bölgesindeki toplum sağlığı merkezi tarafından aile hekimlerine ulaştırılır. Aile hekimleri aile sağlığı merkezinde soğuk zincir şartlarının sürdürülmesi için gerekli tedbirleri alır. Birden çok aile hekiminin görev yaptığı aile sağlığı merkezlerinde, aile hekimlerinin müştereken muhafaza ettikleri aşılar için üçer aylık aralıklarla bir aile hekimi ve bir aile sağlığı elemanı soğuk zincir sorumlusu olarak belirlenir. Aile sağlığı merkezinde yalnızca bir aile hekimliği biriminin bulunması halinde sorumluluk bu birimdeki aile hekimi ile aile sağlığı elemanına aittir.
Kişilerin aile hekimini seçebileceği bölgeler
MADDE 8 – (1) Aile hekimliği uygulamasına geçilen yerlerde kişilerin aile hekimlerine kayıtları yapılır. Yenidoğanlar ile henüz nüfusa kayıtlı olmayan bebek ve çocuklar annelerinin kayıtlı olduğu aile hekimine kaydedilir. Kişilerin aile hekimlerine ilk kaydı, aile hekimliği uygulamalarına yeni geçilen illerde müdürlük tarafından ikamet ettikleri bölge göz önünde bulundurularak yapılır. Her ilçe ve 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa tabi olmayan il merkezleri ayrı bir bölgedir. Kişiler, aile hekimini bölge sınırlaması olmaksızın serbestçe seçebilirler. Zorunlu haller dışında aile hekimi üç aydan önce değiştirilemez. Aile hekimi değişikliği kişilerin yazılı talebi üzerine hizmet almak istediği aile hekimince veya ilgili toplum sağlığı merkezince yapılır. Aile hekimince yapılan değişiklik, talep belgesi ile birlikte beş iş günü içerisinde ilgili toplum sağlığı merkezine ulaştırılır.
(2) Aile hekimliği uygulamasının olduğu İl’e ikamet amacıyla yeni gelen kişiler istedikleri bir aile hekimine kayıt yaptırırlar. Kayıt yaptırmamış olanlar, müdürlük tarafından yakın konumdaki kayıtlı kişi sayısı en az olan aile hekiminden başlanarak kayıt edilirler.
(3) Herhangi bir nedenle bölgedeki aile hekimleri tarafından kayıt edilemeyen kişi, müdürlük tarafından öncelikle ikamet ettiği yere yakın ve en az kişi kaydı olan aile hekiminin listesine eklenir.
(4) Gezici sağlık hizmeti verilen yerlerde oturan kişiler, gezici sağlık hizmeti almak üzere başka bir aile hekimine kayıt olamazlar. Ancak, başka bir aile hekimine kayıt olmak isterlerse, kayıt oldukları aile hekiminin aile sağlığı biriminden hizmet alırlar. Bu durumda, kayıt olunan yeni aile hekimi, o kişi veya kişiler için gezici sağlık hizmeti vermekle yükümlü tutulmaz.
(5) Sürekli ikamet ettiği bölgeden uzakta kalacak kişi veya geçici süre ile Türkiye’de ikamet edecek olan kişi, kendisine yakın konumdaki bir aile hekiminden misafir olarak sağlık hizmeti alır. Ancak 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa tabi olan ilçeler misafir uygulaması bakımından tek bölge kabul edilir. Aile hekimi misafir kişiler için herhangi bir ücret talep edemez.
Meslek ilkeleri
MADDE 9 – (1) Aile hekimi ve aile sağlığı elemanı, sağlık hizmetlerinin yürütülmesi esnasında 13/1/1960 tarihli ve 4/12578 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi ve bağlı bulunan ilgili mevzuat hükümlerine ve hasta haklarına uymakla yükümlüdür.
Çalışma saatleri
MADDE 10 – (1) Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları tam gün esasına göre çalışırlar.
(2) Mesai saatleri ve günleri, çalışma yerinin şartları da dikkate alınmak suretiyle çalıştığı bölgedeki kişilerin ihtiyaçlarına uygun olarak aile hekimi tarafından belirlenir ve müdürlükçe onaylanır. Çalışma saatleri içerisinde poliklinik gün ve saatleri ayrıca belirtilir. Yapılacak ev ziyaretleri ve gezici/yerinde sağlık hizmetleri çalışma süresine dahil edilir. Çalışılan günler ve saatler aile sağlığı merkezinin görünür bir yerine asılarak kişilerin bilgilenmesi sağlanır.
(3) Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları deprem, sel felaketi ve salgın gibi olağanüstü durumlarda çalışma saatlerine bağlı kalınmaksızın çalıştırılabilirler.
(4) Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezler dışında, hastanelerde aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına nöbet tutturulmaması esastır.
(5) Adli tıp kurumunun doğrudan hizmet vermediği ve hastane bulunan yerlerde yerinde otopsi dışındaki adli tıp hizmetleri hastaneler tarafından verilir. Yerinde otopsi mesai saatleri içerisinde toplum sağlığı merkezi hekimlerince yapılır. Hastane bulunmayan ilçe merkezleri ve entegre sağlık hizmetinin sunulduğu merkezlerde acil sağlık hizmetleri ile yerinde otopsi hizmeti dışındaki adlî tabiplik hizmetleri; mesai saatleri içinde aile hekimleri, mesai saatleri dışında ve resmi tatil günlerinde ise ilçe merkezindeki, toplum sağlığı merkezi hekimleri, entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde çalışan hekimler ve aile hekimlerinin toplamı dikkate alınarak aşağıdaki gibi icap veya aktif nöbet uygulamaları şeklinde yürütülür.
a) Hastane bulunmayan ilçe merkezlerindeki adli tıbbi hizmetler ile acil sağlık hizmetleri mesai saatleri dışında ilçedeki toplum sağlığı merkezi hekimleri ve aile hekimlerince icap veya aktif nöbet şeklinde yürütülür. İlçe merkezindeki toplam hekim sayısı altı veya daha az ise icap, altıdan fazla ise aktif nöbet şeklinde yürütülür.
b) Entegre sağlık hizmetinin sunulduğu merkezlerde toplam hekim sayısı altı ve altıdan az ise mesai saatleri dışındaki adli tıbbi hizmetler ve acil sağlık hizmetleri; toplum sağlığı merkezi hekimleri, entegre sağlık hizmetinin sunulduğu merkezde çalışan hekimler ve aile hekimleri tarafından münavebeli olarak icap nöbeti şeklinde, toplam hekim sayısı altıdan fazla ise münavebeli olarak aktif nöbet şeklinde yürütülür.
c) Hastane bulunmayan ilçe merkezleri ile entegre sağlık hizmetinin sunulduğu merkezlerde aile hekimi sayısı birden fazla ise aile hekimleri hizmet ihtiyacını değerlendirerek mesai saatlerini müdürlüğün onayı ile güne yayarak düzenlerler.
İzinler
MADDE 11 – (1) Sözleşme ile çalıştırılan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları; yıllık, mazeret ve hastalık izinlerini 27/6/2005 tarihli ve 2005/9142 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ve Sözleşme Şartları Hakkında Yönetmelikte belirtilen hükümler çerçevesinde kullanırlar.
(2) Sözleşmeli olmayan aile hekimi ve aile sağlığı elemanları aile hekimliği hizmeti verdikleri müddetçe izinler bakımından asli statülerine ilişkin mevzuata tâbidir.
Göreve başlayış ve ayrılış
MADDE 12 – (1) Aile hekimi veya aile sağlığı elemanı olmak isteyen sağlık personelinin sözleşme imzalayabilmesi için Bakanlık veya kurumunun muvafakati aranır. Sözleşme imzalayarak göreve başlayan kişiler bu görevlerini yürüttükleri sürece kurumlarında aylıksız veya ücretsiz izinli sayılırlar ve bunların kadroları ile ilişikleri devam eder.
(2) Sözleşmeli personel statüsünde görev yapmaktayken aile hekimliği veya aile sağlığı elemanı sözleşmesi imzalayanlar aile hekimliği hizmetinden ayrılmaları halinde, genel hükümlere ve Bakanlık mevzuatına göre eski görev yerlerinde bir pozisyona dönerler.
(3) Bakanlık, ilgili ve bağlı kuruluş kadrolarında memur statüsünde görev yapmakta iken ücretsiz izne ayrılarak sözleşmeli statüde aile hekimi veya aile sağlığı elemanı olan personel, sözleşmesinin herhangi bir suretle sona ermesi halinde kadro veya personel dağılım cetveli fazlalığına bakılmaksızın ücretsiz izne ayrıldığı görevine geri döner. Ancak kadrosunun bulunduğu birimin aile hekimliği uygulaması nedeniyle kaldırılması halinde bu birimin aktarıldığı toplum sağlığı merkezine atanır ve bunların memuriyet görevine başlamasından itibaren 30 gün içinde kendisinin talep etmesi ve müdürlüğün de uygun görmesi ile bir defaya mahsus olmak üzere aynı il içinde personel dağılım cetvelinde açık olan ve doluluk oranlarına göre ihtiyaç duyulan kadrolardan birine yer değiştirme suretiyle ataması yapılabilir.
(4) Sözleşmeli olarak aile hekimliği hizmetinin sürdürülmesi Tıpta Uzmanlık Sınavına (TUS) girmeye veya farklı görevler için başvurmaya engel değildir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Performans ve Hizmet Kalite Standartları
Performans değerlendirmesi
MADDE 13 – (1) Aile hekimlerinin performans değerlendirmeleri bireye yönelik olarak vermiş oldukları koruyucu sağlık hizmetleri dikkate alınarak yapılır.
(2) Bireye yönelik koruyucu sağlık hizmetlerinden hangilerinin ne oranda performans değerlendirmesinde etkili olacağına dair usul ve esaslar Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ve Sözleşme Şartları Hakkında Yönetmelikte belirlenen hükümler çerçevesinde belirlenir.
Hizmet kalite standartlarının oluşturulması ve geliştirilmesi
MADDE 14 – (1) Aile sağlığı merkezinin fiziki yapısı, donanımı, fonksiyonelliği, personel durumu ve hizmetin niteliği gibi hizmet sunumunu doğrudan etkileyen unsurlar hizmet kalite standartlarını oluşturur.
(2) Hizmet kalite standartlarının yükseltilmesinin sağlanması için aile hekimi ve aile sağlığı elemanı; Bakanlıkça belirlenen birinci ve ikinci aşama eğitimleri ile aile hekimliğine yönelik diğer eğitimlerin en az % 80 ine devam etmekle yükümlüdür.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Atamalarda/Görevlendirmelerde Öncelik Sıralaması/Ölçütleri ve
Nakillere İlişkin Esaslar
Öncelik sıralaması
MADDE 15 – (1) Aile hekimliği uygulamasında çalışacak personelin öncelik sıralamasına ilişkin usul ve esaslar, bu Yönetmeliğin ek-1 inde yer alan Aile Hekimliği Uygulamasında Atama ve Nakillerle İlgili Usul ve Esaslara göre düzenlenir.
Aile hekimi/aile sağlığı elemanı pozisyonlarının tespiti
MADDE 16 – (1) Aile hekimliği pilot uygulamasına geçilen ilin genelinde aile hekimi pozisyonu her bölge için tespit edilerek Valiliğin teklifi, Bakanlığın onayı ile belirlenir.
(2) Aile hekimlerinin çalışma bölgeleri nüfus yoğunluğu, idari ve coğrafi şartlar ile kişilerin sağlık hizmeti alma alışkanlıkları göz önünde bulundurularak belirlenir. Aile hekimliği uygulanan ve uygulanacak olan illerde ortalama 3500 kişiye bir aile hekimi düşecek şekilde aile hekimi çalışma bölgeleri tespit edilir. İdari, coğrafi ve nüfus özellikleri ile yerel şartları farklılık gösteren yerleşim yerlerindeki pozisyonlarda aile hekimine kayıtlı nüfus sayısı değişiklik gösterebilir. Bu nüfus değişiklikleri gerekçeleri ile birlikte Bakanlık onayına sunulur. Bakanlık onayı alındıktan sonra pozisyonlar ilan edilir.
(3) Entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerin bulunduğu ilçe merkezlerindeki bütün aile hekimliği birimleri bu merkezlerin bünyesinde açılır.
(4) Bölgedeki nüfus hareketleri ve hizmet ihtiyacındaki değişiklikler göz önüne alınarak Valiliğin teklifi ve Bakanlığın onayı ile yeni aile hekimliği birimleri açılabilir veya kapatılabilir.
(5) Her aile hekiminin yanında en az bir aile sağlığı elemanı çalışır. Sağlık evlerinde çalışmakta olan ebeler, hizmet yönünden o bölgenin bağlandığı aile hekimine/hekimlerine; idari yönden ise toplum sağlığı merkezine bağlı olarak çalışırlar.
(6) Aile sağlığı elemanları, bu Yönetmeliğin ek –1 inde yer alan Aile Hekimliği Uygulamasında Atama ve Nakillerle İlgili Usul ve Esaslara göre aile hekimlerince belirlenir ve zorunlu sebepler hariç, sözleşme imzalanmadan en az bir ay önce müdürlüğe bildirilir.
Eğitim
MADDE 17 – (1) Aile hekimlerine iki aşama halinde eğitim verilir ve bu eğitimlerin içeriği Bakanlıkça belirlenir. Birinci aşama eğitim programının süresi en çok on gündür. İkinci aşama eğitimi ise uzaktan eğitim tarzında yapılacak şekilde planlanarak birinci aşama eğitiminin bitiminden sonra başlar ve süresi en az on iki aydır. Bu eğitimlerde Bakanlığın belirlediği kriterlere göre başarılı olmak esastır.
(2) Aile hekimliği uzmanlarının birinci ve ikinci aşama eğitimlere katılması zorunlu değildir. Sözleşme imzalamış aile hekimliği uzmanları, uzman tabip, tabip ve aile sağlığı elemanları; içeriği, süresi ve standartları Bakanlıkça belirlenen diğer hizmet içi eğitimlere alınabilirler.
(3) Aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları bu madde kapsamında alınması öngörülen her eğitim süresinin en az % 80 ine devam etmek zorundadırlar.
İKİNCİ KISIM
Fiziki ve Teknik Şartlar, Kullanılacak Belgeler, Kayıtların Tutulması ve Denetim
BİRİNCİ BÖLÜM
Fiziki ve Teknik Şartlar
Aile sağlığı merkezi
MADDE 18 – (1) Aile sağlığı merkezi, Bakanlıkça öngörülen nüfus kriterleri esas alınmak suretiyle sözleşme yapmış bir ya da daha fazla aile hekimi tarafından açılabilir.
(2) Aynı aile sağlığı merkezindeki her aile hekimi ve aile sağlığı elemanı pozisyonu için ayrı ayrı sözleşme yapılır.
(3) Bakanlıkça uygun görülen aile sağlığı merkezleri eğitim amaçlı olarak kullanılabilir.
(4) Aile hekimleri, sağlık hizmetlerine yardımcı olmak amacıyla ebe, hemşire, sağlık memuru, tıbbi sekreter gibi ilave sağlık hizmetleri personeli ile güvenlik, temizlik, kalorifer, sekretarya vb. hizmetler için ferden veya müştereken personel çalıştırabilir ya da hizmet satın alabilirler.
Aile sağlığı merkezinin fiziki şartları
MADDE 19 – (1) Aile sağlığı merkezlerinde aşağıda belirtilen asgari fiziki şartlar aranır:
a) Bina: Kolay ulaşılabilir, güvenli, uygun havalandırma, ısıtma ve aydınlatma imkânlarına sahip, toplam alanı tek aile hekimi için 60 metrekare olmalıdır. Birden fazla hekimin birlikte çalışması durumunda her aile hekimi için 20 metrekare ilave edilir. Bir aile sağlığı merkezinde 2-6 aile hekimliği birimi olmasına azami dikkat gösterilir.
b) Bekleme ve kayıt bölümü bulunmalıdır.
c) Muayene odası, her aile hekimi için en az 10 metrekare olmalıdır.
ç) Tıbbi müdahale odası, hastaya tıbbi girişimlerin yapılabileceği büyüklükte lavabosu bulunan bir odadır. Bu odada aşı, enjeksiyon, küçük cerrahi müdahalelerin yapılmasına uygun muayene ve müdahale masası, muayene ve acil müdahale malzemeleri, jinekolojik muayene masası ile dezenfeksiyon ve sterilizasyon cihazlarının bulunması gereklidir.
d) Laboratuvar hizmetlerinin aile hekimince merkezde verilmesi planlanıyorsa bu hizmetler için uygun bir oda bulunmalıdır.
e) Sağlık kayıtlarının tutulacağı, dosyalama, verilerin toplanması ve istatistikî değerlendirmeler ile resmi kurum ve sigorta kurumlarına yapılacak bildirimlerin hazırlanması gibi çalışmaların güvenli bir şekilde yapılabileceği bir büro veya bölme bulunmalıdır.
f) Hastaların kullanabileceği bir lavabo ve tuvalet olmalıdır.
g) Tercihen binanın giriş katında kurulurlar. Özürlü ve yaşlı hastaların giriş ve çıkışlarını mümkün kılan, kolaylaştırıcı tedbirler alınır.
Muayene odası dışında yukarıda sayılan diğer odalar aile hekimlerince müşterek kullanılabilir.
Aile sağlığı merkezinin teknik donanımı
MADDE 20 – (1) Aile sağlığı merkezinde aşağıda belirtilen asgari tıbbi cihaz ve malzemenin faal olarak bulundurulması zorunludur:
a) Steteskop,
b) Tansiyon aleti (çocuk ve erişkin olmak üzere en az iki boy),
c) Otoskop,
ç) Oftalmoskop,
d) Termometre,
e) Işık kaynağı,
f) Küçük cerrahi seti (asgari 1 portegü, 1 makas, 1 penset, 1 bisturi sapı),
g) Paravan, perde v.b,
ğ) Muayene masası,
h) Refleks çekici,
ı) Mezura,
i) Fetal el doppleri,
j) Aşı nakil kabı,
k) Snellen eşeli,
l) Diapozon seti
m) Tartı aleti (bebek, erişkin boy),
n) Boy ölçer (bebek, erişkin boy),
o) Pansuman seti,
ö) Dil basacağı, enjektör, gazlı bez gibi gerekli sarf malzemeleri,
p) Keskin atık kabı,
r) Acil solunum yolu müdahale araçları (S –tüp, laringoskop, pediatrik ve erişkin entübasyon tüpü),
s) Ambu cihazı (erişkin ve çocuk için),
ş) Manometreli oksijen tüpü (taşınabilir),
t) Seyyar lamba,
u) Buzdolabı,
ü) Jinekolojik muayene masası, spekülüm, muayene ve RİA seti,
v) İlâç ve malzeme dolabı,
y) Sterilizatör,
z) EKG cihazı,
aa) Tromel,
ab) Negatoskop,
ac) Tekerlekli sandalye,
aç) Pulse oksimetre,
ad) Jeneratör,
ae) Genişletilmiş bağışıklama programı kapsamında uygulanan aşılar ve antiserumlar,
af) 15/2/2008 tarih ve 26788 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkındaki Yönetmelikte bulundurulması zorunlu tutulan temel acil ilâçlar, aşılar ve antiserumlar.
(2) Birden fazla aile hekiminin bir arada çalıştığı aile sağlığı merkezlerinde, yukarıdaki tıbbi cihaz ve malzemelerden (a)’dan (k) bendine kadar (k bendi dahil) olanlar her aile hekimi için ayrı ayrı bulundurulur.
(3) Bakanlıkça özellikleri belirlenen bilgisayar, donanım, yazılım ve bilgi teknolojileri ile ilgili asgari şartlara uyulur.
(4) Aile hekimlerinin kullanmak zorunda oldukları teknik, tıbbi cihaz, bilgisayar donanımları ile gezici sağlık hizmetlerinin sunumu için gerekli olan motorlu araçlar, esas olarak aile hekimleri tarafından temin edilir.
(5) Aile hekimleri, aile sağlığı merkezinde yangına karşı alınması gereken tedbirleri alır, tıbbi atıklar ve çöpler için 22/7/2005 tarihli ve 25883 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak gerekli tedbirleri alır.
(6) Aile sağlığı merkezi gideri olarak yapılacak katkıların tespitinde kullanılmak üzere aile hekimliği birimleri, fiziki şartlar ve donanım açısından ek-3 deki gibi gruplandırılır.
Aile sağlığı merkezinin oluşturulması
MADDE 21 – (1) Aile hekimleri, öncelikle bu Yönetmelikteki asgari fiziki şartları haiz, Bakanlığa ait sağlık hizmeti vermek amacıyla yapılan binalarda hizmet verirler. Bu imkânın sağlanamaması halinde müdürlüğün onayı ile uygun standartlara sahip bölgedeki diğer mekânlarda da hizmet verebilirler.
(2) Merkezin, sağlık hizmetlerinin çeşidine ve niteliğine uygun olması, hizmeti sunan ve kullananların memnuniyetini sağlaması, fonksiyonel ve yapısal olarak belirlenen asgari şartları sağlaması ve hizmetten yararlanacakların kolayca ulaşabilecekleri yerde olması esastır.
(3) Aile hekimi birden fazla yerleşim yerinde gezici sağlık hizmeti vermek zorunda ise aile sağlığı merkezi müdürlükçe uygun görülen merkezi konumdaki yerde kurulur. Bu yerin seçiminde ve gezici sağlık hizmeti verilecek yerleşim yerlerinin tespitinde güzergâh, yakınlık, coğrafi özellikler ve vatandaşın kullanım alışkanlıkları gibi özellikler göz önünde bulundurulur.
(4) Aile hekimleri çalışma bölgesi içinde olmak kaydıyla yukarıdaki hususlara bağlı kalınarak müdürlüğün uygun görüşü ve Valiliğin onayı ile hizmet için verilen mekânı değiştirebilirler.
(5) Üniversitelerin aile hekimliği anabilim dalları veya eğitim ve araştırma hastaneleri aile hekimliği klinik şefliklerinin talebi, müdürlüğün uygun görüşü ve Bakanlığın onayı ile bir veya daha fazla aile sağlığı merkezi eğitim, araştırma ve hizmet amacıyla kullanılabilir.
(6) Bina ve müştemilatında eczane bulunan yerlerde aile sağlığı merkezi açılamaz.
Aile sağlığı merkezinin işletilmesi
MADDE 22 – (1) Aile sağlığı merkezinde birden çok aile hekimi hizmet veriyor ise, aile hekimleri kendi aralarında bir yönetim planı oluşturarak yönetici belirler ve yönetici ismini müdürlüğe bildirirler. Yönetici seçimi zorunlu haller dışında yılda bir kez yapılır. Yönetim tarafından alınan kararlar karar defterine işlenir. Yönetici, aile sağlığı merkezinin işletilmesinden birinci derecede sorumlu olduğu gibi bu merkezin müdürlük ve toplum sağlığı merkezi ile koordinasyonunu sağlamakla da görevlidir.
Tetkik ve tahlil işlemleri
MADDE 23 – (1) Tanı ve takip için gerekli görülen basit görüntüleme ya da laboratuvar tetkikleri aile sağlığı merkezlerinde yapılabilir. Aile hekimlerinin istediği laboratuvar tetkikleri öncelikle halk sağlığı laboratuvarı olmak üzere müdürlüğün uygun gördüğü bir laboratuvarda yaptırılır. Bu laboratuvarların seçiminde iç ve dış kalite kontrol programlarının uygulanıyor olması dikkate alınır.
İKİNCİ BÖLÜM
Kullanılacak Belgeler
Sevk evrakı, reçete düzenlenmesi ve aile hekiminin bilgilendirilmesi
MADDE 24 – (1) Aile hekimi, hastasının ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmeti veren bir kuruluşa başvurmasına gerek olup olmadığına karar verir. Gerek görülmesi halinde hastayı da bilgilendirerek sevk eder ve hastasına verilen sağlık hizmetini geri bildirim vasıtası ile izler.
(2) Bakanlığın belirlediği usul ve esaslar çerçevesinde ve bilgi işlem altyapısı Bakanlıkça oluşturulmak kaydıyla; ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurum ve kuruluşlarına sevk edilen veya bu kuruluşlara doğrudan müracaat eden kişilere verilen hizmetler, kendi aile hekimine elektronik ortamda bildirilir.
(3) Gebe ve bebek tespiti ile izlemleri, doğum ve bildirimi zorunlu hastalıklar gibi durumlar ilgili aile hekimine iletilmek üzere hizmeti sunan sağlık kurum ve kuruluşu tarafından müdürlüğe en geç beş iş günü içerisinde bildirilir. Bu bildirimi yapmayanlar hakkında yürürlükteki mevzuat hükümlerine göre işlem tesis edilir.
(4) Birinci basamakta resmi reçete yazılması ve kişilerin sağlık durumuyla ilgili rapor tanziminde aile hekimi yetkilidir. Ancak olağanüstü durumlar, acil durumlar ile toplum sağlığını tehdit eden ve koruyucu amaçlı ilaç kullanımını (kemoproflaksi) gerektiren bulaşıcı ve salgın hastalık hallerinde özel durum belirtilmek suretiyle toplum sağlığı merkezi hekimleri de resmi reçete düzenleyebilirler. Bu durumda ilgili aile hekimi en kısa sürede bilgilendirilir.
(5) Ölü muayenesi yapılan ve defin ruhsatı verilen kişilerin kayıtları defin ruhsatını veren makam tarafından müdürlüğe bildirilir. İlgili aile hekimi en kısa sürede bilgilendirilir. Mevzuatına göre ölü muayenesi ve defin ruhsatı cenazenin bulunduğu yerdeki belediye tabibi tarafından, belediye tabibi bulunmayan yerlerde toplum sağlığı hekimi, toplum sağlığı hekiminin bulunmadığı yerlerde aile hekimleri de ölü muayenesi yaparak gecikmeksizin defin ruhsatı verirler. Hekim bulunmayan yerlerde defin ruhsatı ilgili mevzuata göre gömme izin belgesi görevlisince veya yetkilendirilen diğer şahıslarca verilir.
(6) Aile hekimi, hastasını bir üst basamağa sevk ederken ilgili forma sevk gerekçelerini, yapılan tetkik sonuçlarını ve hastanın temel sağlık bilgilerini yazmak zorundadır.
(7) Hasta sevk evrakı, reçete, rapor, bildirimi zorunlu hastalıklarla ilgili formlar ve diğer kullanılacak belge örnekleri Bakanlıkça belirlenir. Aile hekimince düzenlenen bu belgeler kişinin yazılı veya elektronik dosyasına kaydedilir.
Yetkilendirilmiş aile hekimleri
MADDE 25 – (1) Bakanlık dışında birinci basamak sağlık hizmeti veren; üniversiteler, askeri birlikler, hastaneler, kurum ve işyerlerinde yetkilendirilmiş aile hekimliği hizmeti verilebilir. Bu kurumlarda Bakanlığın öngördüğü eğitimleri almaları şartı ile herhangi bir suretle istihdam edilen hekimlerin talebi ve kurumlarının teklifi üzerine Valilik onayı ile kendi görev ve sorumluluk alanlarıyla sınırlı olmak kaydıyla, aile hekimliği yetkisi verilir. Kurumlar bu Yönetmelikteki fiziki şartları ve teknik donanımı sağlamakla yükümlüdür. Yetkilendirilmiş aile hekimleri Bakanlıkça belirlenen hizmete özel sözleşmeyle göreve başlatılırlar. Yetkilendirilmiş aile hekimi, aile hekiminin yaptığı iş ve işlemleri yapmakla yükümlüdür.
(2) Yetkilendirilmiş aile hekimi, aile hekimliği görevi dışında kalan hususlarda kendi mevzuat hükümlerine tabidir.
(3) Üniversitelerin aile hekimliği anabilim dallarına ve aile hekimliği uzmanlık eğitimi veren eğitim ve araştırma hastaneleri aile hekimliği klinik şefliklerine kendilerinin talebi ve kurumlarının teklifi üzerine yetkilendirilmiş aile hekimliği yetkisi verilir. Bu birimlerde görev yapan öğretim elemanları kendi görev ve sorumluluk alanları dışında da kişi kaydı yapabilirler.
(4) Yetkilendirilmiş aile hekiminden hizmet alanların aile hekimi seçme hakkı saklıdır.
(5) Aile hekimliği yetkisi verilmemiş olanlar, kurum ve işyerlerinde oluşacak acil durumlarda hastaya gerekli ilk müdahaleyi yapar ve gerekirse hastane acil servisine sevk ederek en kısa süre içerisinde aile hekimini bilgilendirir. Sevk, reçete ve rapor gerektiren acil hallerde kişiyi bilgilendirir ve bilgilendirme notu ile birlikte aile hekimine gönderir. Bu kişilerin aile hekimlerince takip edilmesi zorunludur.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Kayıtların Tutulması ve Denetim
Tutulacak kayıtlar
MADDE 26 – (1) Aile hekimlerinin kullandığı basılı veya elektronik ortamda tutulan kayıtlar, kişilerin sağlık dosyaları ile raporlar, sevk belgesi ve reçete gibi belgeler resmi kayıt ve evrak niteliğindedir.
(2) Kayıtlı kişi sayısı, yapılan hizmetlerin listesi, muayene edilen ve sevk edilen hasta sayısı, kodları ile birlikte konulan teşhisler, reçete içeriği, aşılama, gebe ve lohusa izlemi, bebek ve çocuk izlemi, aile plânlaması ve bulaşıcı hastalıklar ile ilgili veriler ve Bakanlık tarafından belirlenen benzeri veriler evrak kayıt kriterlerine göre belirli aralıklarla düzenli olarak basılı veya elektronik ortamda Bakanlığa bildirilir.
(3) Aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının kendileri ile ilgili kayıtları müdürlükte tutulur.
Kayıtların tutulma şekli ve muhafazası
MADDE 27 – (1) Aile hekimi kendisine kayıtlı kişilerin kişisel sağlık dosyalarını tutmakla yükümlüdür. Kayıtların güvenliği ve mahremiyeti aile hekiminin sorumluluğundadır.
(2) Denetim sırasında talep edilmesi halinde, aile hekimi hasta haklarına riayet etmek suretiyle kendisine kayıtlı kişilerin dosyalarını göstermek zorundadır.
(3) Kişi, kendisi ile ilgili tutulan kayıtların bir nüshasını aile hekiminden talep edebilir.
(4) Aile hekimlerinin, lisans hakları Bakanlığa ait olan veya Bakanlıkça belirlenip ilan edilen, standartlara haiz bir aile hekimliği bilgi sistemi yazılımı kullanmaları şarttır.
(5) Aile hekimleri, bakmakla yükümlü olduğu vatandaşlara ait bilgi sisteminde tuttuğu tüm verilerin ilgili mevzuatı çerçevesinde gizliğini, bütünlüğünü, güvenliğini ve mahremiyetini sağlamakla yükümlüdür.
(6) Herhangi bir vatandaşa ait kişisel veriler ile kişisel sağlık verileri, müdürlük ya da Bakanlık haricindeki herhangi bir kayıt ortamında (bilgisayar, harddisk, cd, dvd, yazılı doküman gibi) yüklenici firma tarafından kaydedilemez. Bu durumun tespiti halinde bu yazılımın kullanımı iptal edilir.
(7) Aile hekimliği bilgi sistemi ekranlarında hiçbir surette kişi, ürün ya da hizmet reklamına yer verilemez, hiçbir ürün ya da hizmetin satışı ve satışını teşvik edici yönlendirmeler yapılamaz.
Kayıtların devri
MADDE 28 – (1) Bulunduğu bölgeden ayrılacak olan aile hekimi kendisine kayıtlı kişilerin verilerini sorumlu olacak aile hekimine devreder. Devir teslimin yapılamadığı durumlarda ayrılacak olan aile hekimi bu verileri bölgesindeki toplum sağlığı merkezine teslim eder. Ayrılan aile hekiminin hiçbir şekilde verileri devredemediği hallerde toplum sağlığı merkezi gerekli verileri temin ederek sorumlu olacak aile hekimine verir ve devir teslimi yapmayan aile hekimi ile ilgili tutanak tutarak müdürlüğe bildirir.
Denetim
MADDE 29 – (1) Aile sağlığı merkezi, aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları, mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygunluk ile diğer konularda Bakanlık, ilgili mülkî idare amirleri ve yerel sağlık idare amirleri veya bunların görevlendireceği personelin denetimine tâbidir. Denetim yapmaya yetkili amir, ilgili mevzuat ve sözleşme şartlarına aykırılığı doğrudan kendisi tespit edebileceği gibi, tespiti yapmak üzere incelemeci veya soruşturmacı da görevlendirebilir. Bu denetimler Bakanlıkça belirlenen denetleme formları ile gerçekleştirilir. Mevzuat ve sözleşme şartlarına aykırılık tespit edildiği takdirde, Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ve Sözleşme Şartları Hakkında Yönetmelikte belirtilen hükümler çerçevesinde ilgililer hakkında işlem tesis edilir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Çeşitli ve Son Hükümler
Düzenleyici işlemler
MADDE 30 – (1) Bakanlık, bu Yönetmeliğin uygulanmasını sağlamak üzere her türlü alt düzenlemeyi yapmaya yetkilidir. Bu düzenlemeler, Bakanlığın resmi internet sayfasında ilan edilir ve ilan tarihinde aile hekimlerine ve ilgililerine tebliğ edilmiş sayılır.
Yürürlükten kaldırılan yönetmelik
MADDE 31 – (1) 6/7/2005 tarihli ve 25867 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Eğitim puanları
GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce tamamlanmış birinci aşama uyum eğitimleri için eğiticilere eğitimin yapıldığı tarihte yürürlükte olan mevzuat doğrultusunda ek puan verilir.
Açılmış aile sağlığı merkezlerinin durumu
GEÇİCİ MADDE 2 – (1) 31 inci maddenin birinci fıkrası ile yürürlükten kaldırılan Yönetmeliğe göre açılan aile sağlığı merkezleri bina şartları ve fizik mekânları bakımından 1/1/2011 tarihine kadar bu Yönetmelik ile getirilen asgari fiziki şartlara uymak zorundadır.
Yürürlük
MADDE 32 – (1) Bu Yönetmelik yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 33 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütür.
Ek–1
Aile Hekimliği Uygulamasında Atama ve Nakillerle İlgili Usul ve Esaslar
Çalışılan yer, kurum ve statülerine göre öncelik sıralaması
MADDE 1- (1) Aile hekimliği uygulamasına geçilen illerde aşağıdaki düzenlemelere göre yerleştirme yapılır.
Sözleşme ile çalıştırılacak aile hekimleri
MADDE 2- (1) Sözleşme ile çalıştırılacak aile hekimleri aşağıdaki usullere göre yerleştirilir.
(2) İlin ilk yerleştirmesi;
a) Kamu görevlisi olan tabip ve uzman tabiplerin yerleştirilmeleri:
Kadrosu veya pozisyonu pilot ilde olmak şartı ile o ilin kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan aile hekimliği uzmanları, tabipler ve diğer uzman tabiplerden muvafakati verilenler başvuru yaparlar. Başvuru yapan aile hekimliği uzmanları birinci grup, tabipler ve diğer uzman tabipler ise ikinci grup olacak şekilde hizmet puanına göre sıralanırlar.
Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışıp, aile hekimliği eğitimi alarak sertifika sahibi olan ve Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslara göre seçilerek birinci aşama uyum eğitiminde eğitici olarak yer aldığını belgeleyenler eğitici olarak katıldıkları her bir eğitim için bu Yönetmeliğin ekinde yer alan ek-2 deki tabloya göre, ek puanlamaya tâbi tutulurlar. Eğitimden kazanılan ek puanlar ülke genelinde sadece bir defaya mahsus olmak üzere kişinin kadrosunun bulunduğu ilin aile hekimliği ilk yerleştirmesinde kullanılmak üzere hizmet puanına eklenir.
Yerleştirmeler önce birinci grup olmak üzere en yüksek hizmet puanından başlanarak yapılır.
Birinci grubun yerleştirilmesi: Aile hekimliği uzmanları, grup çalışmasının sağlanması, uzmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve kişilerin hizmet unsurlarından dengeli bir şekilde yararlanabilmeleri için her aile sağlığı merkezinden bir pozisyonu tercih ederek yerleşme hakları vardır. Bununla birlikte dört (dahil) - altı (dahil) birim planlanmış aile sağlığı merkezlerinde ikinci bir aile hekimliği uzmanı, altının üzerinde birim bulunan aile sağlığı merkezlerinde ise her üç birim için bir aile hekimliği uzmanı daha o pozisyonlardan birini tercih ederek yerleşebilir. Aile hekimliği uzmanı, aile hekimliği uzmanı kontenjanı dolan bir aile sağlığı merkezine ancak bir alt gruptan hizmet puanları sıralamasına göre yerleşebilir.
İkinci grubun yerleştirilmesi: Birinci grubun yerleştirilmesinde tercih hakkını kullanmayan aile hekimliği uzmanları, tabipler ve diğer uzman tabipler en yüksek hizmet puanından başlamak üzere tercihlerine göre boş kalan aile hekimliği pozisyonlarına yerleşirler.
İlk yerleştirmeye müracaat edip, yerleştirme işlemine katıldığı halde yerleştirme sırası kendisine gelmeden bütün pozisyonların dolması nedeniyle yerleştirilemeyenler yedek listeye kaydedilir. Yedek listeye ilk yerleştirmeden sonra ilave yapılmaz.
Pilot ilde İl Sağlık Müdürü, Müdür Yardımcısı ve Şube Müdürü olarak görev yapan tabip ve uzman tabipler aile hekimliğine başvurmaları halinde, yukarıdaki düzenlemelere göre sıralamaya tabi tutulurlar. Bunlardan hizmet puanına göre yerleştirilme hakkı elde etmesine rağmen idari görevlerinden ayrılmaları Bakanlıkça uygun görülmeyenler ilde pozisyon boşalması veya yeni pozisyon açılması halinde başvurularına göre bu maddenin dördüncü fıkrasının (c) bendine göre yerleştirilirler.
Sağlık hizmetlerinin aksamaması ve devamlılığı açısından; pilot ilde aile hekimliği pozisyonuna yerleşme hakkı elde etmekle birlikte görevlerinden hemen ayrılması Bakanlıkça uygun görülmeyen hekimlerin seçtikleri pozisyon kendilerine tahsis edilerek ilin uygulamaya geçtiği tarihten itibaren azami 6 aya kadar sözleşme imzalamaları tehir edilebilir. Bu süre zarfında seçtikleri pozisyondaki aile hekimliği hizmetleri görevlendirme usulü ile yerine getirilir.
b) Kamu görevlisi olmayan uzman tabip ve tabiplerin yerleştirilmeleri:
Pilot ilde aile hekimliği pozisyonlarının doldurulamaması halinde Valilik kamu görevlisi olmayan tabip ve uzman tabiplerden aile hekimi olarak çalıştırılmak üzere ihtiyaç duyulan sayıyı belirleyerek Bakanlıktan talepte bulunur. Bakanlığın önerisi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü ile pozisyon adedi belirlenir. Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki şartları taşıyıp kamu görevlisi olmayan uzman tabip ve tabiplerin başvuruları alınır ve prim ödenmek suretiyle kamu sektörü dışında çalıştıkları süreler de dahil edilerek hizmet puanları hesaplanır. Bu hizmet puanı sadece aile hekimliği ilk yerleştirme ve nakillerinde geçerlidir. Kamu görevlisi olmayan uzman tabip ve tabiplerin yerleştirilmeleri yukarıdaki (a) bendindeki usule göre yapılır.
c) Pilot il dışından yerleştirme:
Pilot ilde sözleşmeli aile hekimliği pozisyonlarının doldurulamaması halinde Bakanlık diğer illerden sözleşmeli aile hekimi istihdam edebilir. Bu amaçla belirlenen boş aile hekimliği pozisyonları Bakanlığın internet sayfasından duyurulur. Müracaat eden ve görev yaptığı kadrodan ücretsiz izinli sayılmasına Bakanlık veya kurumunca muvafakat verilen memurlar ile sözleşmeli statüden ayrılacak olanların yerleştirilmeleri yukarıdaki (a) bendindeki usule göre yapılır.
Bu personel devlet memuru ise kadrosu geldiği ilde kalarak ücretsiz izinli sayılır. Sözleşmeli statüde ise aile hekimliği mevzuatı ile sözleşmeli personele tanınan haklar saklı tutulur. Bu durumdaki devlet memuru uzman tabip ve tabipler talepleri halinde ilgili mevzuatına göre kurum içi naklen atanarak, kadroları yeni atandıkları ilde kalmak suretiyle veya başka kamu kurumuna atanmaları halinde ise yeni kurumlarından ücretsiz izine ayrılma belgesini atama tarihinden itibaren 10 gün içinde ibraz ederek, aynı pozisyonda sözleşmeli aile hekimliği görevine devam ederler.
(3) İlk yerleştirme işlemi bu maddenin ikinci fıkrasının bentlerindeki sıralamaya göre yapılır. Boş kalan pozisyonlar için yeni talep olması halinde bir bentteki yerleştirme usulüne geçilmeden önce en az beş gün süreyle Bakanlığın internet sayfası üzerinden duyuru yapmak suretiyle aynı bent hükümlerine göre ikinci veya üçüncü defa ek yerleştirme yapılabilir.
(4) Pilot ilde pozisyon boşalması veya yeni pozisyon açılması;
Pilot ilde herhangi bir nedenle aile hekimliği pozisyonlarının boşalması veya yeni pozisyon açılması durumunda, en geç bir ay içinde aşağıdaki sıralamaya göre nakil veya yerleştirme işlemi yapılır:
a) Askerlik dönüşü veya doğum sonrası bir defalık tercih hakkı bulunan aile hekimleri.
Bu grupta bulunan aile hekimlerinde öncelik sıralaması askerlik veya doğum sonrası kamu görevine başlama tarihidir. Kamu görevlisi olmayan hekimler için ise müdürlüğe başvuru tarihidir.
b) Yerleştirme sırasında aile sağlığı merkezinde bu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendindeki birinci grubun yerleştirilmesinde belirtilen uzman aile hekimliği kontenjanı var ise o pozisyonu önce aile hekimliği yapan aile hekimliği uzmanları daha sonra ise kadrosu veya pozisyonu pilot ilde olan aile hekimliği uzmanları.
c) 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanununa tabi olarak pilot ilde sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapanlar, aile hekimi olma hakkını kazanmakla beraber idari görevlerinden ayrılmaları uygun görülmeyen il sağlık müdürü, müdür yardımcıları veya şube müdürleri ile pilot ilde aile hekimi iken askerlik dönüşü veya doğum sonrası bir defalık tercih hakkını kullanmayan aile hekimleri.
ç) Varsa yedek liste.
İlk yerleştirme esnasında yedek listeye giren hekimler müteakip yerleştirmede sıra kendilerine gelmesine rağmen yerleşmezler ise yedek listeden çıkarılırlar.
d) Kadrosu veya pozisyonu pilot ilde olan tabip/uzman tabipler.
Yerleştirme yapılırken, Bakanlığın internet sayfası üzerinden en az beş gün süreyle boş pozisyonun ilanı yapılır ve il içinde yer değiştirme talebi olan personelin belirlenen yer, gün ve saatte yerleştirme toplantısında hazır bulunmaları duyurulur. Halen sözleşmeli aile hekimi olarak görev yapan personelin boş pozisyonları tercih etmesi halinde bu personelin boşalttığı pozisyonlar ile birlikte tüm yerleştirme işlemleri tek oturumda tamamlanır. Bu işlemler ilanda duyurulan gün ve saatte elektronik ortamda da yapılabilir. (a) bendi hariç olmak üzere diğer bentlerde personel kendi içinde hizmet puanına göre sıralanır ve en yüksek hizmet puanı olan personelden başlamak üzere tercihlerine göre yerleştirme yapılır.
(5) Pilot ilde boş pozisyonlar yukarıdaki dördüncü fıkradaki sıralamaya göre doldurulamaz ise bu maddenin ikinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uygulanmak suretiyle yerleştirme yapılabilir.
(6) Aile hekimliği pozisyonunda göreve başlayan sözleşmeli aile hekimi, bu pozisyonda fiilen bir yıl çalışmadan aynı ilde başka bir aile hekimliği pozisyonuna nakil talebinde bulunamaz. Bir yıllık fiilen çalışma süresinin hesaplanmasında, hafta sonu ve resmi tatil günleri fiili çalışmadan sayılır. Ancak yıllık, mazeret ve hastalık izinli geçirilen günler ise fiili çalışmadan sayılmaz. Bu kısıtlama uygulamaya geçilen pilot ilde ilk bir yıllık dönemde uygulanmaz.
Sözleşmeli aile sağlığı elemanları
MADDE 3- (1) Sözleşmeli aile sağlığı elemanları aşağıdaki usul ve esaslara göre yerleştirilir.
(2) Ebe, hemşire ve sağlık memurları (toplum sağlığı) kendilerinin talebi ve Bakanlık veya kurumlarının muvafakati ile aşağıdaki öncelik ve şartlar gözetilmek suretiyle sözleşmeli aile sağlığı elemanı olarak istihdam edilirler.
a) Kadrosu veya pozisyonu pilot ilde olmak şartıyla o ilin kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan ve aile hekimince talep edilen ebe, hemşire veya sağlık memurları (toplum sağlığı), aile sağlığı elemanı sözleşmesi imzalayabilirler. Bakanlık bünyesinde sözleşmeli olarak çalışan ve aile hekimlerince talep edilen ebe, hemşire ve sağlık memurları (toplum sağlığı) ise istihdam edilme gerekçelerine uygun olarak ancak kendi ilçe sınırları içinde aile sağlığı elemanı sözleşmesi imzalayabilirler.
b) Kamu görevlisi olmayan ebe, hemşire veya sağlık memurlarının (toplum sağlığı) yerleştirilmesi;
Pilot ilde aile sağlığı elemanı pozisyonlarının doldurulamaması halinde Valilik aile sağlığı elemanı olarak çalıştırılmak üzere ihtiyaç duyulan yerleri ve sayıyı belirleyerek Bakanlıktan talepte bulunur. Bakanlığın önerisi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü ile pozisyon adedi belirlenir. Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki şartları taşıyıp pozisyona yerleşme tarihi itibari ile altı ay öncesine kadar kamu görevlisi olmayan ebe, hemşire veya sağlık memurlarından (toplum sağlığı) aile hekimi ile anlaşanlar anlaştıkları pozisyon için aile sağlığı elemanı sözleşmesi imzalarlar.
c) Bakanlık kadro ve pozisyonlarında 657 sayılı “Devlet Memurları Kanun”un 4 üncü maddesi (a) bendi kapsamında çalışan ebe, hemşire veya sağlık memuru (toplum sağlığı) unvanında çalışanlardan “A” hizmet grubu illerde görev yapanlar aile hekimi ile anlaşmaları durumunda anlaştıkları pozisyonlar için aile sağlığı elemanı olarak sözleşme imzalarlar. Diğer kamu kurum ve kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarında ebe, hemşire veya sağlık memuru (toplum sağlığı) unvanında çalışanlar ise aile hekimi ile anlaşmaları durumunda kurumlarının muvafakati sonrası anlaştıkları pozisyonlar için aile sağlığı elemanı olarak sözleşme imzalarlar. Bu bende göre istihdam edilen sözleşmeli aile sağlığı elemanlarına, yukarıdaki 2 inci maddenin ikinci fıkrasının (c) bendinin ikinci paragrafındaki hükümler uygulanır.
(3) Aile sağlığı elemanı sözleşme imzaladığı aile hekiminin görevinden ayrılması veya yer değiştirmesi durumunda sözleşme döneminin bitimine kadar o pozisyonda görevine devam edebilir. Bu durumda sözleşmesini feshetmek isterse bir yıl beklemeden yeni sözleşme imzalayabilir.
(4) Üç ay içinde aile hekimi sözleşme imzalayacak bir aile sağlığı elemanı bulamaz ise aile hekiminin talebi üzerine Valilik, sözleşme imzalamak isteyen ebe, hemşire, sağlık memuru (toplum sağlığı) ile o pozisyon için sözleşme imzalayabilir.
Görevlendirme
MADDE 4- (1) Pilot ilde boş aile hekimi ve aile sağlığı elemanı pozisyonları görevlendirme suretiyle doldurulur. Farklı ilçeden görevlendirme yapılması halinde, görevlendirme süresi, personelin rızası olmadıkça altı ayı geçemez.
Geçiş dönemi sonrasında atama ve yer değiştirme
MADDE 5- (1) Geçiş dönemi sonrasında atama ve yer değiştirmeye ilişkin esaslar şunlardır:
a) Aile hekimleri:
Naklen atanma talebinde bulunan aile hekimleri ile yeniden veya ilk defa işe başlamak isteyen uzman tabip ve tabipler aşağıdaki gruplar halinde hizmet puanına göre, hizmet puanı bulunmayanlar ise müracaat tarihine göre sıralanır:
1) Naklen atanma talebinde bulunan aile hekimliği uzmanı tabipler,
2) Aile hekimleri,
3) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan tabip/diğer uzman tabipler,
4) Diğer tabip ve uzman tabipler.
Boşalan veya yeni açılan aile hekimliği pozisyonuna, birinci alt grubun hizmet puanı en yüksek olan personelden başlamak üzere kabul eden uzman tabip veya tabibin naklen, yeniden veya ilk defa atanması gerçekleştirilir. Açıktan atama yapılabilmesi için bütçe imkânlarının uygun olması, Bakanlığın önerisi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü şarttır.
b) Aile sağlığı elemanları:
Aile hekiminin tercih ettiği, kendisi kabul eden ve çalıştığı kamu kurum ve kuruluşunca muvafakat verilen ebe, hemşire veya sağlık memuru (toplum sağlığı) aile sağlığı elemanı olarak yerleştirilir. Bu olmaz ise;
1) Naklen atama talebinde bulunan aile sağlığı elemanlarının,
2) Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan ebe, hemşire veya sağlık memurları (toplum sağlığı), sıralamasına göre birinci grubun hizmet puanı en yüksek personelden başlamak üzere kabul eden ebe, hemşire veya sağlık memurunun (toplum sağlığı), naklen ataması gerçekleştirilir.
Boş aile hekimliği ve aile sağlığı pozisyonlarının duyurulması, müracaat gibi işlemler Bakanlıkça internet üzerinden yapılır.
Boşalan pozisyona müracaatı kabul edilen aile hekimi veya aile sağlığı elemanı onbeş gün içinde görevine başlamak zorundadır.
Çeşitli hükümler
MADDE 6- (1) Aile hekimi veya aile sağlığı elemanın bu Yönetmelikte düzenlenen hükümler dışında özür durumu gibi farklı nedenlerle naklen ataması yapılamaz. Bu konumdaki personel memur olarak görev yaparken sözleşmeli statüye geçmiş ise, memuriyete tekrar dönmeden tayin talebinde bulunabilir veya bu Yönetmelikteki düzenlemeye göre sıralamaya girebilir.
(2) Sözleşmeli aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının kadroları ile ilişkisi devam ettirilerek her yıl düzenli olarak kadro – derece ilerlemeleri ile intibakları yapılarak kayıtlara işlenir.
(3) Aile hekimliği uygulamasına geçilen illerde bu bölümdeki özel düzenlemeler dışında 8/6/2004 tarihli ve 25486 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sağlık Bakanlığı Atama ve Nakil Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına devam edilir.
Ek-2
TABLO I
EĞİTİM SAYISI
EĞİTİM PUANI
EĞİTİM PUANI
(İL İÇİ)
(İL DIŞI)
1
100
150
2
100
150
3
150
200
4
150
200
5
200
250
6
200
250
7
200
250
8
150
200
9
150
200
10
150
200
11
100
150
12
100
150
13
100
150
14
50
100
15
25
75
16
25
75
15 inci eğitimden itibaren sabit puan uygulanır.
Ek-3
AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ GİDERİ OLARAK YAPILACAK KATKILARIN TESPİTİNDE KULLANILMAK ÜZERE AİLE HEKİMLİĞİ BİRİMİ GRUPLANDIRMASI
STANDART
D Grubu
C Grubu
B Grubu
A Grubu
Muayene odasında lavabo bulunmaktadır.
+
+
+
+
Hasta müracaatları elektronik sıra takip sistemi ile yönlendirilmektedir.
+
+
Muayene odası asgari 14 m2'dir.
+
Bakanlıkça gönderilen güncel afiş ve broşürler bekleme alanlarında düzenlenmiş panoda asılıdır. Panoda asılamayacak olanlar çerçeveli olmalıdır.
+
+
+
+
Hasta ve hasta yakınlarının şikâyet ve önerilerinin kolaylıkla ulaştırılabilmesini sağlayacak şikâyet, öneri kutuları veya benzeri uygulamalar bulundurulmaktadır.
+
+
+
+
Bekleme alanı; yeterli sayıda ergonomik oturma grubu, mobilya ve gerekli malzemeye sahiptir.
+
+
+
+
Bekleme alanlarında büyüklüğüne uygun LCD, plazma, LED TV vb. cihazlar bulundurup sağlığı geliştirici eğitim amaçlı yayınlar yapılmaktadır.
+
+
+
+
Tek hekimli aile sağlığı merkezlerinde bekleme alanı asgari 20 m2'dir (birden fazla aile hekimi görev yapıyorsa her bir aile hekimi için 5 m2 ilave edilir).
+
+
+
+
Soğuk zincir için tahsis edilen buzdolabı sadece aşılar ve antiserumlar için kullanılmaktadır.
+
+
+
+
Aşı dolabının sıcaklık takipleri günde en az iki defa olmak üzere hafızalı termometre ile yapılarak takip edilmekte ve kayıtları tutulmaktadır.
+
+
+
+
Aile sağlığı merkezinde en az 10 m2'lik müstakil bir "aşılama ve bebek/çocuk izlemleri odası" oluşturulmuştur (birden fazla aile hekiminin görev yaptığı aile sağlığı merkezlerinde her üç hekim için bir "aşılama ve bebek/çocuk izlemleri odası" planlanır ).
+
+
+
Aşılar ve ilaçlar için karekod okuyucu kullanılmaktadır.
+
+
+
+
Gebe izlemleri ve aile planlaması hizmetlerinin yürütülmesi için en az 10 m2'lik müstakil bir oda oluşturulmuştur (birden fazla aile hekiminin görev yaptığı aile sağlığı merkezlerinde her üç hekim için bir "gebe izlem ve aile planlaması odası" planlanır).
+
+
*
Aile sağlığı merkezinde aile planlaması için rahim içi araç uygulaması ve takibi yapılmakta ve kayıtları elektronik ortamda tutulmaktadır.
+
+
Eğitim alındığının belgelenmesi kaydıyla gebe izlemleri ultrasonografi eşliğinde yapılmalı ve elektronik ortamda kayıtları tutulmalıdır.
+
Aile sağlığı merkezi içerisinde kullanıma hazır, mahremiyet kurallarının uygulandığı "bebek bakım ve emzirme alanı/odası" planlanmıştır (bu alan diğer aile hekimleri ile birlikte ortak kullanılabilir ).
+
+
+
+
Kullanıma hazır bir şekilde müstakil asgari 5 m2’lik bir emzirme odası veya bölümü planlanmıştır (bu alan diğer aile hekimleri ile birlikte ortak kullanılabilir). Emzirme alanında masa, oturma grubu ve bebek bakım ünitesi ile bebeği koruyucu güvenlik önlemleri (korkuluk, yükseltilmiş kenarlar vb.) bulunmaktadır.
+
İlaçları ve miktarlarını gösteren güncel liste bulunmaktadır. Miat ve stokları takip edilen, ilaç ve aşıların listeleri güncel olarak elektronik ortamda takip edilmektedir.
+
+
+
+
Acil seti bulunmaktadır.
+
+
+
+
Defibrilatör (manuel veya otomatik eksternal defibrilatör) bulunmaktadır.
+
+
Aile sağlığı merkezinde her üç hekim için bir adet müstakil müdahale odası planlanmıştır.
+
Belgelendirmek kaydıyla her aile hekimi haftalık asgari 10 saat temizlik personeli çalıştırmaktadır.
+
+
+
+
Temel ve basit laboratuvar tetkikleri ile kan alma işlemlerinin yapıldığı müstakil bir oda planlanmıştır. Bu oda diğer aile hekimleri ile birlikte ortak kullanılabilir.
+
+
Aile sağlığı merkezinde bir yataklı müşahede odası bulundurulur. Odada manometreli oksijen tüpü, serum askısı ve diğer malzemeler bulundurulmalıdır (bu oda diğer aile hekimleri ile birlikte ortak kullanılabilir).
+
Belgelendirmek kaydıyla ebe, hemşire, sağlık memuru (toplum sağlığı) veya tıbbi sekreterden birisi çalıştırılmaktadır (aile hekimi başına haftalık 10 saat).
+
+
+
Belgelendirmek kaydıyla her aile hekimi için ilave bir ebe, hemşire, sağlık memuru (toplum sağlığı) veya tıbbi sekreterden birisi çalışmaktadır.
+
Birden fazla aile hekiminin görev yaptığı aile sağlığı merkezlerinde haftada asgari 14 saat esnek mesai saati uygulaması yapılmaktadır.
+
+
*
Aile sağlığı merkezine ait aktif internet sayfası bulunmaktadır.
+
Tıbbi hizmet alanları ile bekleme alanlarında iç ortam sıcaklığı 20-24 oC arasında tutulmaktadır. Isıtma soba hariç diğer araçlarla sağlanmaktadır.
+
+
+
+
Her lavaboda sıvı sabun, kâğıt havlu ve poşetli çöp sepeti, her tuvalette tuvalet kâğıdı bulundurulmaktadır.
+
+
+
+
Aile sağlığı merkezi ile yerleşkesinde çevre düzenlemesi ve temizliği yapılmaktadır (bu alanların tadilat tamirat ve bakımı ile ilgili gerekli talepler belirlenerek ilgili yerlere gönderilmiştir).
+
+
+
Aile sağlığı merkezinin iç alanlarının boya ve bakımı tamdır (dış cephe boyası ve tamiratı ile ilgili gerekli talepler belirlenerek ilgili yerlere gönderilmiştir).
+
+
+
+
Aile sağlığı merkezinin sağlık hizmeti sunulan alanlarına ait zemin kaplaması kolay temizlenebilir nitelikte yapılmıştır.
+
+
+
+
Sağlık hizmetinin verildiği yerlerde ve bekleme alanında sağlık personeli ve hastalar için yeterli düzeyde el antiseptiği bulundurulmaktadır.
+
+
+
+
Kadın ve erkek tuvaletleri birbirinden ayrılmış, müstakil ve içerisi ıslak zemin kaplamalıdır.
+
+
+
+
Yaşlı ve engelli vatandaşların hizmete erişimini kolaylaştıracak engelli rampaları yapılmıştır.
+
+
+
+
Engelliler için düzenlenmiş tuvalet işlevsel olarak bulunmaktadır.
+
Müşahede odası ve tuvaletlerde çalışır durumda acil çağrı butonu bulundurulmaktadır.
+
+
(*)Tek hekimin çalıştığı aile sağlığı merkezlerinde istenmez.